iki yıl geçmiş ti ama artık alışmıştım bay Andrea ya zor bı adam değildi ama yavaş yavaş çöküyor gibiydi çare bulunması gerekiyor du biseyleri anlatmak ister gibiydi ama o neyse git gide canını daha çok yakıyor du sürekli Fransa bank ağaç köprü taşlar Nergiz bunlardan söz ederdi neydi acaba bunları özel kılan koskoca yazarı bu hale getiren zengin di yakışıklıydi neye çare bulamadı acaba günlerden bı gün sabah erkenden gene kahvesini götürmek için yanına çıktım gözleri dolu halde sadece denizi izliyor du çekiniyorum dum ama sormam gerek gibiydi zamanı gelmiş di sanki
- efendim kahveniz
- Teşekkürler Karlos çıkabilir sin
- ne demek efendim şey e-efendim
- evet Karlos?
-afiyet olsun
Neden söylemedim diye baya bı kızdım kendime hasta miydi acaba umarım geçer di.
Perşembe akşamları terasta geçirirdi gününü yanın gidip oturdum
-efendim
-evet Karlos
-eger yanlış anlamazsanız bişey sorabilir miyim
-sor
-gözundeki suskunluk efendim ağlayan yüreğiniz nefes alamayan bedeniniz geri çekilen dizlerniz kan ağlayan bedeniniz efendim nedenini merak ediyorum
hafifçe gülümsedi ve söze başladı...
-çok mu belli Karlos
-yaralısınız efendim
-oyleyim Karlos öyleyim...
Andrea'nin azından:
Karlos fark etmiş di neyi anlatmam gerekdi içimde tutamıyordum artık vijdanim rahat vermiyor du Karlos bana hep dost oldu başlıyalim o zaman...