Yağlı boya tabloların duvarlar boyunca devam ettiği, ışığın burayı aydınlatmak için yaratıldığı, unutulmuş zamanlardan gelen kadim bir işçiliğin tavandan zemine kadar uzandığı şaşalı bir salon; binlerce soyluyu konuk etmek için kapılarını ardına kadar açmıştı. Hizmetçiler bile belli bir düzenle hareket ediyor, bu tabloyu bozmuyorlardı. Bahçede uzun bir sıra oluşturan arabalardan güzel kadınlar ve adamlar indi. Uzun siyah elbisesiyle tüm bu şatafata ve ışığa meydan okuyan biri, kalabalıktan ayrı olarak geldi. Ama onu kimse fark etmedi. Salona girdiğinde, arkalardaki bir masaya ilerledi ve sessizce kalabalığı izledi. Ta ki yanına bir adam gelene kadar. Aralarında birkaç kelimelik selamlaşma geçti. O sırada Kayzerin geldiğini belirten bir ses duyuldu. Herkes pür dikkat kapıya odaklandı. Birçok şövalyenin peşinden gelen Kayzer yaşlı bir adamdı. Ama bu onu güçsüz göstermiyor aksine bilge bir hava katıyordu. Sakin ama emin adımlarla önündeki basamakları tırmanıp salondaki en yüksek mevkiye konumlandırılan tahtına oturdu. Kısa bir konuşma yaptı,
"Bugün tüm halkımı burada görmekten memnunum. Yarın Gardenya'yı çevreleyen engin denizde gerçekleşecek olan avda, hepinizin iyi işler çıkaracağını biliyorum. Bu sene başarılarınızı daha görünür kılmak için her birinizin gücünü kanıtlayacak olan bir sıralama yapılacak. Avladığınız hayvanların türü ve sayısına göre bir sıralama. Bu nedenle tüm gücünüzü göstermenizi umuyorum. Gardenya'nın güçlü halkı adına!" Diyerek bir kadeh kaldırdı. Herkes ona elindeki kadehle eşlik etti. Nova elindeki kadehten büyük bir yudum aldı. Ardından ilk dansın başlamasıyla birlikte Dük Valen'i görür gibi oldu. Emin olmak için daha dikkatli baktığında yanında bir kişinin daha olduğunu gördü. Yanındaki, yerlere kadar uzanan sarı saçlarıyla bir meleğin bu dünyadaki tasviri gibi duran Sanes Andromeda'dan başkası değildi. Acı bir şekilde güldü ve elindeki kadehten bir büyük yudum daha aldı. Marki Oryon ona yaklaştı ve yavaşça elini uzatarak,
"Bana bu dansı lütfeder misin leydim?" Tam o anda Dük Valen'le göz göze geldi. Genç adam, Nova'nın bakışlarını umursamadan Sanes Andromeda'yı dansa kaldırdı. Nova da Marki Oryon'un elini tutup kabul ettiğini belli etti. Etraftakilerin onun hakkında fısıldamalarını duyabiliyordu. Evli bir soylu kadının ilk dansını eşinden başka biriyle yapması çok onur kırıcı bir şeydi. Ama onları umursamadı. Zaten Dük Valen'in onu sevmediğini herkes biliyordu. Elini, Marki Oryon'un omzuna yerleştirdi. Genç adam kolunu, kızın beline dolarken yüzündeki esrarengiz gülümsemeyle,
"Bana bir borcun var Düşes Nova Valen... Umarım unutmamışsındır." Dedi. Genç kız, Marki'nin omzundaki elini boynuna doğru kaydırıp bedenini adamın kaslı vücuduna yaslarken cevapladı,
"O gün yaptığın şey... Beni öylesine büyük bir dertten kurtardın ki tahmin bile edemezsin..." Yavaşça konuşmasına devam etmeden önce bir an duraksadı. Ardından yüzünü saran zehirli bir gülümsemeyle kırmızı gözlerini, genç adamın derin bakışlarına sabitledi,
"Sana minnettarım Marki Oryon..." Bunu öyle yavaş söyledi ki, Marki her kelimeyi enfes bir şarabı tadar gibi dinledi.
"İyiliğin karşılığında ne istediğini söyle... " Diye devam eden Nova'nın yüzündeki gülümseme gittikçe genişliyor, daha şeytani bir havaya bürünüyordu,
"Tabii bana güveniyorsan..." Marki bu sözlerin altındaki derin anlamı okuyabiliyordu. Konuşmanın geldiği noktada ne isterse istesin Nova'nın eline bir koz vermiş olacaktı. Kollarındaki zehirli ama bir o kadar da baştan çıkarıcı bu yaratığa baktı. İçinde; dayanılmaz bir öğrenme isteği oluşturan, hiç var olduğunu bilmediği hisleri uyandıran bu yaratık öyle güzeldi ki, ona baktığında tatlı bir rüya gördüğünü sandı. 'Uzun süredir böyle birini görmemiştim...' diye düşünürken bu büyülü anı çevreleyen müziğin eşliğinde dans etmeye devam etti. Ayağını ritimle birlikte yere sertçe vurdu. Genç kızın sonsuz bir güvenle bedenini onun ellerine bırakarak kusursuzca arkaya eğilmesiyle tamamen kafasını toparladığını hissetti. Yaşadıklarının sarhoşluğundan arınmıştı, gerçekler tüm çıplaklığıyla tam karşısındaydı. 'Onu istediğim an bu dünyadan silebilirim. Sadece... Sadece ben ilgimi yitirene kadar istediğini yapmasına izin vereceğim...' diye içinden geçirdi. Tehlikeli bir karar veren herkesin hissedeceği türden bir heyecan duyuyordu. Nova'yı tuttuğu gibi kendine doğru çekip,
"Ava katıl. Senden istediğim şey bu..." Dedi. Müzik bitmişti. Genç kızı bırakıp arkasını döndü. Ancak bir şey onu durdurdu ve tekrar Nova'ya baktı,
"Ve mümkünse canlı dön. Çünkü henüz sana olan ilgimi kaybetmedim..."

