İçeriğe geç

Ölümle Vals

Bölüm 21 · 3 dk okuma

Ölümle Vals

Bölüm 21

Ziyafet

Akşam olduğunda ziyafete gitmek üzere hazırlanan Dük Valen yavaş adımlarla merdivenden indi. Kontes Vega güzel sarı elbisesini giymiş, hazırlıklarını tamamlamış halde onu bekliyordu. Altar, etrafa baktığında Nova'yı göremediği için kahyayı onu çağırmak üzere yolladı. Kontesin yanına gitti ve,

"Bugünkü ziyafete Nova'yla katılacağımı söylememiş miydim? Senin ne işin var burada?" Dedi. Kontes şaşkınlıkla ona,

"Hayır söylemediniz Ekselansları." Derken sinirini belli eden bir bakışla Altar'a bakıyordu. O sırada Nova'nın merdivenlerden inen silüeti görününce, kızın zavallı görünüşü dalga geçercesine gülmesine neden oldu,

"Gerçekten onunla gitmek istediğinize emin misiniz Dük Valen?" Ancak Altar onu dinlemiyordu bile. Onun gördüğü hiç de acınası biri değildi. Aksine, zarif boynunu ve omuzlarını ortaya çıkaran yakası, elbisenin derin yırtmacıyla bütünleşince onu göz alıcı kılıyordu. Zayıflığından dolayı fark edilir bir şekilde ortaya çıkan köprücük kemikleri ona asi bir hava vermişti. Soyluların bu kadar açık giyinmesi olumlu karşılanmayan bir durumdu. Ama kırmızı, mücevher gibi parlayan gözlerini gören Dük Valen bir şey diyecek gibi olsada ağzını açmadı. Bakışlarını Nova'ya sabitlemiş, büyüleyici bir görüntünün etkisindeymiş gibi görünüyordu. İkisinin bakışlarını da umursamayan Nova ise onlara yaklaştığında sadece,

"Ben hazırım Ekselansları. Gidebiliriz." Demekle yetindi. Altar yavaşça bu asil kadına, kolunu uzattı. Nova onun bu hareketini görmezden gelip çoktan arabaya doğru ilerlemişti bile.

Aryanların kalesinde hazırlıklar tamamlanmıştı. Misafirlerin gelmeye başlamasıyla hizmetçiler ortadan kayboldu. Arabaların arka arkaya sıralandığı bahçe de yüzlerce soylu, ışıltılı kıyafetlerle geceyi hoş bir tabloya dönüştürüyordu. Valen hanesinin amblemini taşıyan bir araba, giriş merdivenlerinin önünde durdu. İçinden beyaz ışıldayan sarı saçlarıyla oldukça yakışıklı bir adam indi. Ardından elini kapıya doğru uzattı. Simsiyah saçları ve elbisesiyle tezat oluşturan beyaz teniyle etkileyici görünen genç bir kız, adamın elini tutup arabadan indi. Devasa kapılar ardına kadar açılıp onları yutana kadar birlikte ana salona yürüdüler.

Dük Valen birtakım işler konuşmak üzere kendisine sorular soran soylularla birlikte Nova'nın yanından ayrıldı. Siyah saçlarını sırtına atan Nova en yakınındaki masaya gidip bir kadeh şarap aldı. Yüksek sütunlardan birinin yanına geçti. Şarabını yudumlarken yanına doğru gelen siyah saçlı adama baktı. Yüzünden ne düşündüğü anlaşılmıyordu.

"Seni ilk defa görüyorum. Hangi ailedensin?" Diyen adama önce inanmazlıkla baktı. 'Benimle dalga mı geçiyor?' düşüncesiyle Nova sıkıntıyla iç geçirdi. Gerçekten onunla uğraşmak istemiyordu.

"Ne söyleyeceksen söyle bir an önce." Deyince, genç adam yavaşça elini ensesine götürdü,

"Acelen ne? Daha ismini bile bilmiyorum." Nova bu sözlerle adamın kendisiyle dalga geçmediğini anladı. Gerçekten tanıyamamıştı. Biraz bu oyunu sürdürmenin keyifli olacağını düşünerek etkileyici bir gülümsemeyle ona baktı,

"İsmimi o kadar kolay öğrenemezsin Ekselansları Karen Aryan."

"Ne yaparsam bana isminizi bahşederdiniz leydim?" Diyerek ona yaklaşan Karen kolunu uzattı. Nova bardağındaki şarabı bitirip Karen'in koluna girdi,

"Mesela bana terasa kadar eşlik edebilirsiniz."

"Memnuniyetle." Diyen Karen'in yüzünde istediğini elde etmenin getirdiği tatlı bir heyecan okunuyordu. Nova gülmemek için kendini zor tuttu. Birlikte terasa kadar yürürken birçok konu hakkında konuştular. Tabii Karen, konuştuğu kişinin gayri meşru kardeşi olduğunu bilseydi asla böyle bir şey yapmazdı. Yıldızlarla bezeli gökyüzünün üstünü örttüğü terasa vardıklarında Nova Karen'den ayrılıp sırtını korkuluklara yasladı. Kafasını gökyüzüne doğru kaldırdı. Bu sırada kendisine yaklaşan Karen'e aldırış etmiyor gibiydi. Genç adam, Nova'nın iki yanından korkuluğu tuttu. Nova, onun nefesini yüzünde hissedebiliyordu. O noktada kendini tutamayarak,

"Şimdi de beni öpecek misin Karen Aryan? İsmini dahi unuttuğun gayri meşru kardeşini yani." Diyerek kahkaha attı. Şaşkın bakışlarla kendisini izleyen Karen'i yakasından tutup çekti. Genç adamın kulağı, dudaklarına yaklaştığı an fısıltıyla,

"Hepinizden öyle nefret ediyorum ki..." Dedi ve elini adamın boynuna yerleştirdi. O sırada neredeyse sadece kemikten oluşuyormuş gibi duran kolundan kayarak gelen siyah bir yılan, Nova'nın elini biraz geçene kadar ilerleyip hızlı bir şekilde dişlerini Karen'in boynuna geçirdi. Bu olay o kadar hızlı gerçekleşti ki, onları dikkatle izleyen biri bile yılanı fark edemezdi.

"Ah!" Hissettiği acıyla geriye kaçmaya çalışan genç adam, Nova'nın elini çekmesiyle yere düştü. Damarları belirginleşmişti. Nova genç adamın yanına çömeldi. Daha söyleyecekleri bitmemişti,

"Tek istediğim buradan defolup gitmekti. İntikamı, bana yaptıklarınızı, her şeyi... Her şeyi göz ardı edip buradan defolup gidecektim ama izin vermediniz. Bunun ne demek olduğunu biliyor musun? Artık hiçbir şeyi göz ardı etmeyeceğim demek. Beni buna siz zorladınız demek... Eğer bir daha bana yaklaşırsan seni öldürürüm demek..." kelimeleri üstüne basarak, tek tek sıraladı. Ardından genç adamın yanağını okşayarak, tatlı bir sesle devam etti,

"Ama acele etme Karen. Sadece bekle. Çünkü sıra sana da gelecek..."

Bölüm sonu

1 yorum