İçeriğe geç

Ölümle Vals

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Ölümle Vals

Bölüm 20

Karanlık 1

Orada belki yüzyıllarca kaldı. Zaman, mekan her türlü algısını yitirmişti. Kaldığı süre boyunca tek bir lokma yiyip içmemek onu bitkin düşürmüş, duvar kenarında kırılmış bir oyuncak bebek gibi yığılıp kalmıştı. 'Belki öncesinde yaşadığımı sandığım şeyler sadece bir hayaldi... Belki de hiç geri dönmedim. Belki de hiç ölmedim..." Düşüncesiyle çıldıran zihni, onu histerik kahkahalara boğdu.

Dük Valen o akşam yine yemekte Nova'nın olmadığını görünce kaşlarını çattı. Kontese,

"Nova'nın neden gelmediğini biliyor musun?" Diye sordu. Kontes yemeğini yerken umursamazca cevapladı,

"Onu cezalandırdım."

"Neden?" Diyen Dük rahatsızlığını belli edercesine sert bir sesle konuşmayı sürdürdü,

"Yine ne yaptı?"

"Sizi meşgul edecek kadar önemli bir mevzu değil. Sadece biraz terbiye edilmesi gerekiyordu." Kontes konunun kapanması için bu sözleri sıralayıp sustu. Altar önce konuyu merak etse de ardından son yaşananlar aklına gelince küçük bir tatmin olma duygusu hissetti. Zira son zamanlarda büyük bir özgüvenle hareket etmesi onun canını sıkmaya başlamıştı. Belki bu onu biraz dizginlerdi. Dahası aptal bir kızın küçük problemleriyle uğraşmaya vakti olmadığını kendisine hatırlattı ve içindeki itiraz eden cılız sesi de öylece susturdu. Eğer o gün cezanın ne olduğunu öğrenseydi, kesinlikle engellerdi. Ama merak etmedi, ne o gün ne de daha sonra. Ve bu da Nova'yı tekrar öldürmekten farksızdı.

Aryanların düzenlediği ziyafet günü gelip çattı. Kontes kahvaltısını bitirip çayını yudumlarken bir yandan da hizmetçinin, tırnaklarına bakım yapması için elini uzatmış bekliyordu. Ziyafet için hazırlattığı elbiseyi odasına getirmeleri talimatını verdi. Ardından Sör Kanis'i çağırdı,

"Şu anahtarı al, onu oradan çıkarmanın zamanı geldi." Deyip gitmesini söyledi. Sör Kanis hantal adımlarla bodruma yollandı.

Zindanlardan gelen boğuk seslere aldırmadan yürüdü. Koridorun sonundaki odaya vardığında durdu. İçeriden tek bir sesin gelmemesi onu biraz endişelendirdi. Elindeki anahtarı hızlıca kapıya yerleştirdi. Kapı, gıcırtıyla bu derin sessizliği böldü. Sör Kanis zifiri karanlık odaya doğru elindeki meşaleyi uzatıp baktığında önce göremedi. İçeri girdiğinde sırtında hissettiği huzursuz duygu arkasına dönmesine neden oldu. Karanlığın içinde ona bakan bir çift kıpkırmızı göz. Yerinden sıçramamak için kendini zor tuttu. İçinden 'Önceden de gözleri kırmızı mıydı?' diye geçirdi. İlk şaşkınlığını atlattıktan sonra kızın kolunu tutup ayağa kaldırdığında, korkunç derecede zayıflamış olduğunu fark etti,

"Bugün çıkıyorsunuz Düşes." Genç kızdan hiçbir cevap alamadı. Odasına kadar eşlik etti ardından hafif bir reverans yaparak oradan ayrıldı. Bütün bunları yaparken Nova'yla göz göze gelmemeye özen gösterdi. Çünkü onda bir aşinalık sezmişti. Her şeyini kaybeden insanların fark edebileceği türden bir aşinalık. Dahası grotesk bir ışıltıyla parlayan gözleri insanda bir çeşit tehlike duygusu uyandırıyordu.

Herkese merhaba! İlerleyen bölümlerde bir soru cevap etkinliği yapmak istiyorum. Merak ettiklerinizi bana dm üzerinden yazarsanız çok sevinirim 👐

Bölüm sonu

2 yorum