İçeriğe geç

Ölümle Vals

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Ölümle Vals

Bölüm 11

Gurur ve Öfke

Dük ile aynı ortamda bulunmak istemediği için bir an önce odayı terk etmek amacıyla tavana kadar uzanan kapıya doğru yürüdü. Tam açıp dışarı adım atacağı an arkasından uzanan el kapıyı itip kapattı,

"Buraya girebilmek için çok güzel bir gösteri hazırladın. Onca çabadan sonra öylece gidecek misin?" Diye kulağına fısıldayan Altar'ın sesi, tüylerini diken diken etti. Nova hışımla 'Bu aptal adam hâlâ onu etkilemek için bir şeyler yaptığımı sanıyor. Daha önce ona nasıl aşık oldum inanamıyorum.' diye düşünüp arkasını dönünce dük ile göz göze geldi. Genç adam o kadar yakındı ki nefesini yüzünde hissedebiliyordu. Ondan uzaklaşmak için geri adım atmak istese de sırtına dayanan kapı onu engelliyordu,

"Gösteri bu kadardı Ekselansları Dük Valen. Buraya girmekle ilgili ne gibi bir çaba harcadığımı düşündüğünü bilmiyorum ama bu tartışma için fazlasıyla yorgunum.Şimdi izin verirsen odama çekilmek istiyorum." Diyerek kapının kolunu tuttu. Ama onun çıkmasını engelleyen el çekilmemekte ısrarcıydı,

"Şimdi de zoru mu oynuyorsun? İki ay önce ne yaptığını unuttun herhalde." Diyen dük alaycı bir şekilde güldü. Bu sözlerden sonra Nova o olayı ancak hatırladı. İki ay önce Dük Valen'e düğün elbisesini gösterebilmek için türlü bahaneler uydurarak odasına girmeye çalışmıştı. Belki Nova'yı en güzel haliyle görürse sevebileceğine inanıyordu. Tabii tiksinti ve aşağılama dolu bakışlardan başka bir şey elde edememişti. En sonunda çay götürme bahanesiyle tam içeri giriyordu ki odasından çıkan dük ile karşı karşıya gelmiş, elindeki çayı da olduğu gibi Dük Valen'in üstüne boca etmişti. Altar ise durumu tamamen yanlış değerlendirerek Nova'nın yatak odasına sızıp onu baştan çıkarmaya çalıştığını sanmıştı. Bir an için aklına gelenlerden dolayı yanakları kızardı. Ama inatla,

"Tam olarak neyden bahsettiğinizi anlayamadım." Diyerek sıyrılmaya çalıştı. Ancak beklenmedik bir şekilde dük onu kolundan tutup kendine çekti ve dudaklarını Nova'nın dudaklarına bastırdı. Gerçek bir öpücük bile değildi ama Nova'nın aklını başından almaya yetmişti. Ta ki Altar'ın sesi, onu kendine getirene kadar,

"İşte bundan bahsediyorum. İstediğin bu değil mi?" Diyen Dük Valen'in kollarından aceleyle kurtuldu. Bir yandan cevap verirken bir yandan da kapıyı açıp dışarı adım attı,

"İstediğim tek şey benden uzak durman Dük Valen. Önceden olduğu gibi... Sadece beni yok sayman." Derken gözünden bir damla yaşın aktığını hissetti. Daha önce kendini hiç bu kadar küçük düşmüş hissetmemişti. Ölürken bile. Dük öylece olduğu yerde kalmış, onun bu tepkisine şaşırmış görünüyordu. Daha fazla orada durmak, Altar Valen'i görmek istemediği için hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.

Altar'ın odasına göre epey sade kalsa da kendini rahat hissedebildiği tek yere geldi: odasına. Başka gidecek hiçbir yerinin olmaması onu daha çok üzdü. Kafasını dağıtmak için Ari'yi çağırıp,

"Bana herhangi bir kitap getir." Dedi. Hizmetçi istenileni yaptıktan sonra odadan ayrıldı. Yaldızlı kapağı parlayan kitapta 'Gardenya'nın Bahçe Bitkileri' yazıyordu. Sayfalarda çeşitli bitki resimlerinin yanında yetiştirme yöntemlerine dair bilgiler yer alıyordu. Sıkıntıyla kitabı kapatacağı sırada gözüne bir kelime ilişti: Mor Lisyantus. Merakla okumaya başladı. Kitapta genel olarak teknik bilgiler vardı. Bitkilerin yetiştirilmesi gereken toprak yapısı, ihtiyacı olan besinler ve ne sıklıkla su verileceği gibi. Ama neye bakacağını bilen bir göz için çok fazla şey anlatıyordu. Okuduklarının ardından Nova heyecanla Ari'yi çağırdı,

"Kütüphaneden Gardenya'daki bölgeler hakkında tüm kitapları getir."

"A-ama efendim, söylediğiniz kategoride çok fazla kitap var."

"O zaman Gardenya'daki toprak yapısıyla ilgili bilgi alabileceğim kitaplar hangileriyse onları derhal odama istiyorum." Deyip tekrar elindeki kitaba odaklandı. Öyle ki Ari'nin çıktığını dahi duymadı.

Saat akşam vakitlerini gösterirken kaleyi, yemek vaktinin habercisi olan bir koşturma aldı. Kontes Vega mutfakta öfkeyle yürüyüp aşçılara emirler yağdırıyordu. Dük Altar Valen'in babasıyla evlenip bu kaleye geldiğinden beri tek bir huzurlu günü olmamıştı. Önceki Dük Bayer Valen, Altar'ın annesi Prenses Ursa Valen öldükten sonra Kontes Vega'yla evlenerek bu evlilik karşılığında Gardenya'nın kuzeyindeki topraklara sahip olmuştu. Anlaşmada unvanının düşes olacağına dair bir madde bulunmadığı için Kontes Vega yıllarca her türlü aşağılamaya maruz kalmıştı. Dük Bayer öldükten sonra geçici de olsa bir süre düşes gibi davranabileceği için mutluydu. Çünkü onu aşağılamaya cüret edebilecek neredeyse kimse kalmamıştı. Ta ki Dük Aryan gelip bu son mutluluğu da elinden alana kadar. Kendisine verilmeyen kıymetli düşes unvanı, beşinci sınırdan gelen gayri meşru bir çocuğun önüne serilmişti. Bu, bir dükün gayri meşru çocuğunun, kontesten daha soylu olduğunu iddia eden bir hareketti. Ancak bu sefer kimsenin onu aşağılamasına izin vermeyecekti. Düşes olma hayalleri kuran aptal çocuğa yerini ve haddini bildirecekti. Nova'nın aldığı cezadan ötürü yemeğe katılmasına izin verilmiyordu. Bu nedenle yemeği ayrı bir tepsiye, götürülmek üzere hazırlanmıştı. Hizmetçiler, pişirilen her şeyden az az koyarak tepsiyi donatmışlardı. Kontes Vega birini çağırdı,

"Tepside neden bu kadar çok yemek var? Nova'nın cezalandırıldığını biliyorsunuz. Peki bu size cezalandırılan birinin yemeği gibi mi geliyor?"

"A-ama efendim, Ekselansları Dük Valen..." Diye bir şeyler açıklamaya çalışan hizmetçiyi susturarak,

"Konunun Ekselanslarıyla hiçbir ilgisi yok. Size böyle şeylerle onu meşgul etmeyin direkt bana gelin demedim mi?"

"Evet, haklısınız efendim." Diyen hizmetçi tepsideki tabakları boşaltıp kontesin talimatına göre önceki günden kalan yemekler çok az porsiyonlamaya özen göstererek yerleştirdi. Bir kişinin o kadar yemekle doyması mümkün değildi. Diğerlerine göre cılız olan Nova için bile. Kontes memnun bir ifadeyle hizmetçiye gidebileceğini söyledikten sonra tezgahta duran tuzluğu aldı. Tepsideki tüm yemeklerin üzerine boca ederek son dokunuşu yaptı. Cildi çatlayacak kadar susuz kalan beşinci sınırdakiler için tuz, ölümcül bir maddeydi. Tepsiyi götürmesi için hizmetçilerden birini çağırdı.

Bölüm sonu

2 yorum