İçeriğe geç

Ölümcül Saklambaç

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Ölümcül Saklambaç

Bölüm 2

Oyun Alanı

Başımı bağırış seslerinin geldiği yere doğru çevirdim. Benim boylarımda, sarı ve kahverengi renklerinin karışımı saçlara sahip olan bir kız karşısındaki adama bağırıyordu. Adamın arkasında Kaya ve diğer 4 erkek toplanmışken, kızın arkasında İdil, Ceren ve adlarını bilmediğim iki kız duruyordu. Yarışma sunuyormuş gibi oldu Arsel. "Neden peşimi bırakmıyorsun Boran! Bıktım senden," diye bağırıyordu kız. Boran karşısında duran adam olmalıydı. Boran kızın bağırışlarına aldırmadan sakin bir sesle konuştu. "Elif, buraya kendi isteğimle senin yanına gelmedim ben, bir kura çekildi ve maalesef ikimiz birden buradayız." Elif elini yüzüyle kapattı ve yere çöktü. Hıçkırıklarının sesini duyabiliyordum. Kızlar da Elif'in yanına eğilmiş, onu teselli ediyorlardı. İstemeye istemeye de olsa kızların yanına yaklaştım. Kötü bir imaj yaratma gibi bir çabam yoktu. İdil ve Ceren arkada konuşurken, Elif'in yanında sadece ben ve tanımadığım 2 kız vardı. Kızıl saçlı gerçekten çok güzel olan bir kız gözlerini bana dikti. "Nehir ben. Adın ne?" Bakışları beni hafiften ürkütmüştü açıkçası. "Arsel," dedim. Eliyle yanındaki kızı gösterdi. "O da Neva." Kız kendini tanıtamazmış gibi davranması hoşuma gitmemişti. Nezaketen de olsa hafifçe tebessüm ettim. Başımı az önce erkeklerin olduğu tarafa çevirdiğimde çoktan dağıldıklarını gördüm. Gayet normaldi çünkü adı üstünde erkeklerdi. Zorunlu olarak kızlarla bir süre sohbet ettikten sonra yanlarından ayrıldım ve oturmak üzere bir köşeye geçtim. Bacaklarımı kendime doğru çektim ve başımı dizlerime yasladım. Şöyle bir durum değerlendirmesi yapacak olsaydım on üzerinden 6 verirdim. Saatlerdir bu binadaydık ve ben çok açtım! Artık oyun alanına gitmek istiyordum. En azından karnımı doyurabilirdim. Gözlerimi kapattım ve azda olsa uyumayı dilerken gelen anons sesiyle aniden gözlerimi açtım. "Sevgili oyuncularımız, 5 dakika içinde oyun alanına tahliyeniz gerçekleştirilmeye başlayacaktır. Hazırlanmanızı rica ederiz." Anonsu yapan kadın sesi konuşmayı bitirdiğinde çabucak yerimden kalktım. Gözlerim ilk Kaya'yı sonra kızları aradı. Hepsinin bir sırada toplandığını gördüm. Kaya'nın hemen arkasına geçtiğimde Kaya'nın gözleri bana kaydı. "Arkana geçmemde bir sorun yok herhalde Kaya?" Güldü ve başını sorun yok anlamında salladı. Sıradan ikişerli olarak almaya başladıklarında benimde Kaya'yla beraber gideceğimi fark etmiştim. Sıra bize geldiğinde gözümüze siyah bir kumaş parçası bağlamışlardı. Nereye gideceğimizi görmememiz için yapıyorlardı tahminimce. Kaya'yı umarım yanımızdan ayırmadılar Arsel. Kaya'nın burada olup olmadığını kontrol etmek için elimi öne doğru tam sallayacakken biri elimi tutmuştu. "Kaya?" diye mırıldandım. Fısıldar bir şekilde bana cevap verdi. "Benim, sakin ol." En azından yanımdaydı. Görevlilerin bizi yürütmesi durduğunda arabaya bindirildik. Oturduğumda başımı cam olduğunu düşündüğüm yere yasladım. Elim, hala Kaya'nın elindeydi. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken arabanın hareket ettiğini hissediyordum.

...

Arabanın ani freniyle gözlerimi açmak zorunda kalmıştım. Emniyet kemerlerimiz takılı olmadığından kafamı önümdeki koltuğa çarpmıştım. Acıyla "Ah," diye bir inilti çıktı ağzımdan. Yarışma başlamadan yaralandın Arsel! Bundan dolayı kendimi suçlayamazdım. Şoför düzgün sürseydi! Kaya'nın sesini duydum. "İyi misin?" Çok iyi olduğumu sanmıyordum. Kafamdaki ıslaklığın yayıldığını hissediyordum. Islaklık dediğin şey kan Arsel kandırma kendini. Yemin ederim iç sesimi bazen öldüresim geliyordu. Ben ölürsem sende ölürsün Arsel. Sus artık. Tekrardan bir ses işittim. Bu sefer dışarıdan "Arsel?" Kaya endişelenmişti. "İyiyim," dedim. Sonuçta inince görecektik kafamın halini. Tanımadığım bir ses bağırdı. "İnin!" Elimle kapı kolunu aradım. Bir girinti bulduğumda kolu kendime doğru çektim ve indim. Kapıyı kapattıktan sonra yüzüme çarpan rüzgarla üşüdüğümü hissettim. Bir el kolumdan sıkıca tuttuğunda beni yürütmeye başlamıştı. Toprak olduğunu düşündüğüm zemin engebeliydi ve yürümeyi zorlaştırıyordu. Bir kapının gıcırtıyla açılmasını duyduğumda geldiğimizi anlamıştım. Gözlerimdeki kumaş yavaşça çözüldü. Gözlerimi açtığımda çok eski bir köşkün içinde olduğumuzu fark ettim. Etraftaki çoğu eşya ahşaptı. Tavan yüksekliği ise oldukça yüksekti. Bu evde 12 oda olması gerektiğine göre ev tabii ki büyük olur Arsel. Onu yanıtlamayacaktım. Elimi cebime attığımda bir kağıt buldum. Kağıdı yavaşça açtım ve okudum. "11 numaralı oda." Kim, ne zaman bu kağıdı cebime koymuştu bir fikrim yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Odamı bulmaktan başlasam iyi olurdu aslında. 11 numaralı odanın alt katta olacağını düşünmüyordum o yüzden adımlarımı üst kata yönlendirdim. Merdivenlerdeki ahşaplarda adım attıkça çıkan gıcırdama sinirlerimi bozmuştu. 2. kata gelince koridorda bir göz gezdirdim. Odam bir üst katta olmalıydı. Bir kat daha çıktım. Biraz ilerleyince bu katta sadece 2 oda olduğunu fark ettim. Kapı kulpuna uzandım ve 11 numaralı odanın kapısını açtım. İçeride büyük bir yatak, kahverengi ve altın işlemeli bir gardırop, uzun bir boy aynası, kitlenebilen bir sandık ve makyaj masası vardı. Çok da kötü sayılmazdı. Yatağa yaklaştım ve kendimi yatağa attım. Sırtüstü yatarken gözlerimi tavana diktim. Aklıma kafam geldiğinde yataktan kalkıp boy aynasının karşısına geçtim. Kafamdan alnıma doğru kan damlaları süzülmüştü. Odanın içine tekrar göz attığımda alnımı silmek için bir şey arıyordum. Gözlerim makyaj masasının hemen arkasında duran kabartıya takıldı. Kapı mıydı? Makyaj masasını ittirdim. Karşılaştığım görüntü beni tatmin etmişti. Doğru tahmin. Elimi kapıyı açmak için kapı kulpuna uzattım. Zorlukla çevirdiğim kapı kolunu kendime çektiğimde buranın çok da gizli bir oda olmadığı, sadece lavabo olduğu gerçeğiyle yüzleşmiştim. Olsun en azından yaramı temizleyebilirdim. Işık düğmesini kaldırdım ve içerisi aydınlandı. Bir küvet, klozet ve musluk dışında bir şey yoktu. Musluğa uzandım ve musluğu açtım. Elimi ıslattıktan sonra elimi alnımdaki kan izlerinin üstünde gezdirdim. Geçirmişti. Musluğu kapatıp lavabodan çıktım. Kaya nerde Arsel? Hiçbir fikrim yoktu. Evde, odasında olması yüksek ihtimaldi. Oda numarasını bilmediğimden o odasından çıkmadan onu bulmam biraz zordu ama yan odada kim olduğunu öğrenebilirdim. Odamdan çıktım ve hemen yandaki kapıyı tıklattım. Tanıdığım bir ses, Ceren'in sesi "Gel," diye bağırdı içeriden. Kapıyı açtım ve gülümsedim. "Selam!" duraksadım. Ceren beni gördüğü için mutlu duruyordu. "Yan odadayım ben, merak etmiştim öbür odada kim var diye." Başını salladı. "Açıklama yapmana gerek yok Arsel, arkadaşım değil misin sonuçta? İstediğin zaman gel odama." Minnetle baktım ona. Nedense açıklama yapma gereği duymuştum ona karşı. Bakışlarımı yatağa kaydırdığımda "Otur yatağa bir şey olmaz," demişti. Bakışlarımdan ne dediğimi anlaması çok garipti. "Sen kimle geldin buraya?" dedim. Ceren de yatağa oturdu. "Doruk'la geldim." Sesli şekilde güldüm. "Kaya dışında buradaki hiçbir erkeğin adını bilmiyorum." Ceren de benim gibi güldü. "Biz Doruk'la önceden tanışıyoruz." Gözlerimi merak kaplamıştı. "Nerden?" dedim meraktan kendimi tutamayarak. "Sevgiliyiz biz Doruk'la." Gözlerim şaşkınlıkla açıldı "Şaka diyorsun." Ceren ise başını iki yana salladı. "Yani sevgilinle beraber bu yarışmaya katıldın. Şansa bak ya. İkinizin de kurada çıkması çok büyük şans." Ceren ise "Biliyorum," dedi. Ona buraya gelmeden ki hayatını sordum. Uzun uzun bana anlattı. Buraya gelmeden önce kardeşi ve teyzesiyle yaşıyormuş. Anne ve babasını trajik bir yangında kaybetmiş. Kardeşi ise ölümcül bir hastalıkla savaşıyormuş. Kazanırsa aldığı parayı kardeşinin iyileşmesi için harcayacakmış. Saatlerce sohbet etmiştik. Hayatımda hiç tatmadığım kardeşlik duygusunu tattırıyordu bana. Ceren'in yatağında uzanırken duyduğum alarm sesiyle yatakta hızlıca doğruldum. Odanın tavanının köşesinde duran hoparlörden bir çark sesi yükseldi. Daha sonrasında ise bir ses yükseldi. "EBE SEÇİLDİ." Gözlerimi sıkıca kapattım. Duymak istemediğim bir isim tüm köşkte yankılandı. "KAYA YILDIRIM. "Kaya'nın ebe olması en son istediğim şeylerdendi. Ses ise bana acımadan devam etti. "ÖLÜMCÜL SAKLAMBAÇ OYUNCULARI, SAKLANMAK İÇİN 5 DAKİKANIZ VARDIR. SÜRENİZ BAŞLADI." Olduğum yere çakıldım.

4 dakika 59 saniye.

4 dakika 58 saniye.

4 dakika 57 saniye.

Bölümü okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

Bölüm sonu

1 yorum