İçeriğe geç

Ölümcül Saklambaç

Bölüm 12 · 5 dk okuma

Ölümcül Saklambaç

Bölüm 12

İhanet Yarası İyileşmez

Destek almak amacıyla masaya tutundum. Yine halüsinasyon mu görüyordum? Umarım halüsinasyon görüyoruzdur Arsel. Nefes alışverişlerim sıklaşıyordu. Şu an asla atak geçirmek istemiyordum. Ben kitlenip kalmışken sahnedeki tüm ışıklar açıldı. Onları gördüm. Halüsinasyon değildi. Herkes onları görüyordu. Alkış sesleri duyuyordum. Eğer bu kötü bir kabussa hemen uyanmam gerekiyordu. Gözlerimden yaşlar delicesine akıyordu. Engelleyemiyordum. Kaya'nın yanına gitmem lazımdı. Onu yakından görmem lazımdı. Ceren hakkında konuşmak bile istemiyordum. O benim oradaki en yakın arkadaşımdı. Neden böyle bir şey yaşanıyordu ki? Tekrar sahneye baktığımda ikisinin nikah masasında oturduğunu gördüm. Bir an Kaya ile göz göze geldim, çok kısa bir anlığına. Nikah memuru bir şeyler diyordu ama hiçbirini duymuyordum.

Masadan destek alarak sandalyeden kalktım. Buradan uzaklaşmalıydım. Koşarak kapıya gitmeye çalıştım fakat başaramadım. Ayaklarım bedenimi taşımayı reddediyordu. Kendimi yere bırakmak zorunda kaldım. Bazı insanlar gözlerini bana dikmişlerdi. Onlara göre bir düğünü mahvediyordum. Hemen karşımda iki siluetin belirdiğini fark ettim. Gözlerim kararıyordu. Kollarımda birilerinin ellerini hissediyordum. Uzun zaman sonra onun sesini tekrar duydum.

"Götürün onu."

…

Kulaklarım çınlıyordu. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. En son neler olduğunu hatırlayamıyordum. Tek bildiğim Kaya ile Ceren'i görüşümdü. Gözlerimi ağır hareketlerle araladım. Misafir odası gibi bir yerdeydim. Duvarlar açık bir gri tonuna boyanmıştı. Perdenin kapatamadığı açıklıktan giren güneş ışığı odayı aydınlatan tek ışık kaynağıydı. Karanlığı pek sevdiğim söylenemezdi fakat bu sorun değildi. Asıl sorun benim nerede olduğumdu. Belki de Nisa seni evine getirmiştir Arsel? Dünden sonra tekrar ortaya çıkan iç sesim yine bana karışmaya başlamıştı. Yatakta hafifçe doğruldum. Odadan çıkmak mantıklı bir karar olur muydu? Bundan hiç emin değildim ama yapacaktım. Yataktan kalktım ve sessiz adımlarla kapıya yaklaştım. Birilerinin konuşma seslerini duyabiliyordum. Kapıya yaslandım ve dinlemeye başladım.

"Kızda bıraktığın travmayı biliyorsun değil mi?"

"Biliyorum." Ses ne kadar boğuk gelse de konuşulanları seçebiliyordum.

"Neden böyle yapıyorsun o zaman?"

"O olmadan yapamadığımı gördün Aras, üsteleme artık." Buradaki Aras'ın yarışmadaki Aras olmadığını umdum çünkü bir şok daha kaldıramazdım. Bulunduğum odaya doğru yaklaşan adım seslerini duyabiliyordum. Daha net duymak için kapıya yaslanmıştım ki kapı birden bire açıldı. Ben olduğum yerde kalırken karşımda o duruyordu.

"Hayır, hayır, hayır." Geriye doğru adımlar atıyordum.

"Arsel beni bir dinler misin?" Onu dinlemek istemiyordum. Onu görmek de istemiyordum. Buraya gelmeden önceki anlar kafamda canlanırken öfkem katlanarak artıyordu.

"Arsel izin ver konuşmama." Geri geri giderken bir şeye çarptım. Kafamı çevirdiğimde arkamda duran çatlamış aynayı gördüm. Kaçmaya devam edemedim.

"Neden?" Ağzımdan çıkabilen tek kelime bu olabilmişti. Kaya tam karşımda durmuş, gözlerimin içine bakıyordu.

"Çok özür dilerim Arsel. Çok özür dilerim ama yapmam gerekiyordu." Artık öfkeme hakim olamıyordum. Kaya'nın göğsüne iki elimle vurdum ama beni engellemeye bile çalışmadı.

"Yapman mı gerekiyordu? Zorunda mıydın Kaya? Yapmamız gereken şeylere bakarsak benim de seni unutmam gerekiyordu, senin beni unuttuğun gibi!"

"Arsel, ben seni unutmadım. Gerçek değildi o düğün."

"Şimdi de manipüle mi etmeye çalışıyorsun beni? Güzel taktikmiş Kaya Yıldırım ama kanmam ben artık. Ben haftalardır seni öldü sayarak yaşıyorum. Kolay mı zannediyorsun?"

"Arsel, sakinleşirsen sana her şeyi anlatmak istiyorum."

"Ben senin anlatacaklarını duymak istemiyorum Kaya. Lütfen çık git şimdi." Kaya hareket etmeden önümde dikilmeye devam etti.

"Düğünü seni buraya getirmek için yaptım, ölümüm ise sahteydi. Aslında yarışmadaki herkesin ölümü sahteydi.

"Madem ölümlerin sahte olduğunu biliyordun neden bana söylemedin?" Gerçekten Kaya tüm o arkadaşlarımın ölümlerinin sahte olduğunu bilmesine rağmen benim acı çekmemi ve kendimi suçlamamı mı izlemişti?

"Onları anlatacağım zaman gelecek. Şu anlık bunları bilsen yeter." Bir süre durakladı ve devam etti. "Bana güven Arsel."

"Sana şu an güvenmem çok zor Kaya. Bende bir yara açtın ve ihanet yarası iyileşmez"

"Evi gezebilirsin, ben gidiyorum." Kaya odadan çıkarken ben olduğum yerde kalakalmıştım. Tabiri caizse beni kaçırmış, kendi evine getirmişti. Olduğum yere çöktüm. Ölümler sahteydi. Belki de onu gerçekten görmüştüm fakat kendimi deli sanmıştım! Beni kandırmışlardı. Beni neden kandırmışlardı? Yaşadığım o kadar şey yalan olamazdı. Bir insanı kandırmak bu kadar kolay olmalıydı. Kötü olan şey ise bir yanımın hala Kaya'yı sevmesiydi. O benim için kapanmayan bir yaraydı. Birlikte olmamış, kavuşamamıştık. Ya da ben öyle sanmıştım. Ben onun yasını tutarken o hayatını yaşamıştı. Arkamdaki aynaya dikkat ederek ayağa kalktım. Şansım varken evi gezecektim. Odadan çıktım ve beni uzun bir koridor karşıladı. Karşımda ve sağımda kalan iki oda vardı. İlk önce sağımda olan odaya yöneldim. Kapı aralık olarak bırakılmıştı. Kapıyı ittirdim ve içeride beni birisi karşıladı.

"Siz beni gerçekten delirtmeye çalışıyorsunuz galiba." Aras bana şaşkınlıkla bakıyordu.

"Arsel, sen burada ne arıyorsun?" Cevap verecektim fakat beni durdurdu. "Evet yaşıyorum, yarışmada olan herkes yaşıyor."

"Daha sormadığım soruyu cevapladığın için teşekkürler Aras fakat asıl sorumu tahmin edemedin. Yarışmadaki herkes ortak olup benim psikolojimi bozmaya mı çalışıyordu?"

"Aslında hepimiz bir kişiye bağlıyız ve onun altında çalışıyoruz, onun dediklerini yapıyoruz."

"Kimmiş bu kişi?"

"Rai."

"Bu Rai'yi çok merak etmeye başladım, umarım kendisiyle yakın zamanda tanışabilirim."

"Emin ol Arsel, onunla tanışmak istemezsin."

"Öyle olsun bakalım, eğer odanın ortasından çekilirsen odayı inceleyeceğim Aras." Aras odadan çıktı ve odayı incelemeye başladım. Odaya genel olarak beyaz renk hakimdi. Çok iç acıcı duruyordu. Karşımdaki tüm duvarı kaplayan cam deniz manzarasını gözler önüne seriyordu. Camın hemen önünde beyaz bir çalışma masası vardı. Solumda çift kişilik bir yatak, onun hemen karşısında ise yine beyaz bir gardırop bulunuyordu. Çalışma masasının üstünde duran bir fotoğraf karesi dikkatimi çekti. Çalışma masasına doğru ilerledim ve fotoğrafa daha yakından baktım. Küçük bir çocuk takım elbise giymiş, babasının kucağında oturuyordu. Kameraya karşı büyük bir gülümseme sunmuştu. Arkamdan gelen ses ile irkildim.

"Fotoğraftaki kişi Kaya." Arkamı döndüğümde Aras ile karşılaştım.

"Burası Kaya'nın odası mı?" Aras beni onaylarcasına başını salladı.

"Peki diğer oda kimin?"

"Onu söyleyemem ve oraya girmememiz lazım fakat sana küçük bir ayrıcalık yapabilirim. Beni takip et." Aras, Kaya'nın odasından çıkıp diğer odaya yöneldiğinde onun peşinden ilerliyordum. Aras odanın kapısının önünde durdu ve kapıya 3 kere vurdu.

"Girebilirsin."

Kapıyı açmayı denedim fakat başaramadım.

"Ee bu kapı açılmıyor?"

"Bekle, kapı sana ağır gelebilir."

"Tamam." Aras tek bir hareketle kapıyı açtığında içeride hiçbir şey gözükmüyordu. Aras parmağını şıklattığında odadaki tüm ışıklar açıldı. Küçük adımlarla odanın içine girdiğimde bu odanın Kaya'nın odasının tam tersi olduğunu fark ettim. Oda, perdelere kadar siyahtı. İçeriye hiçbir şekilde ışık girmiyordu. Renkler ve duvara led ışıklar ile yazılmış Rai yazısı dışında diğer odanın tamamen aynısıydı.

"Burası Rai'nin odası de bayılıp kalıyım şurda. Hem nerede bu Rai?" dedim Aras'a fakat bana cevap vermedi.

Öteki odada olduğu gibi yine bir fotoğraf karesi vardı. Fotoğraf aynı yerde çekilmişti fakat fotoğraftaki çocuk büyümüştü. Babası olduğunu düşündüğüm kişi de yanında değildi. Çocuğun siması bana çok tanıdık geliyordu fakat kim olduğunu çıkaramıyordum. Elinde bir maske tutuyordu, bir kar maskesi. Fotoğrafa daha yakından baktığımda fotoğraftaki çocuğun yüzünü tanımaya başladım.

"Ama bu kadarı da fazla ya." Arkamdan Aras'ın sesini duydum.

"Önceki sorunun cevabı işte bu. Rai hep senin yanındaydı."

Bölüm sonu

1 yorum

  • Rai denen kişi Kaya'mıydı yani? Oha ama. E o zaman o çatıdan atlayan kimdi? Kafam karıştı.

    1Yanıt