İçeriğe geç

Ölümcül Güç

Bölüm 4 · 9 dk okuma

Ölümcül Güç

Bölüm 4

Kalın bir ipi bir hançer kesebilir mi?

"Üzgünüm prenses bu gece gelemeyeceğim" demişti Mike. Gözlerim büyümüştü,nasıl gelemez, Sarayın arka bahçesinde olduğumuz için istemsiz üşümüştüm.Her ne kadar kış mevsimi olmasa da geceler soğuk olurdu.Bunu fark eden Mike ceketini çıkarıp omzuma bıraktı."Nasıl gelmeyeceğini söylersin,geliceğine söz vermiştin Mike" dedim. Burnundan nefes aldı."Üzgünüm göreve gitmem lazım bu seferlik bensiz git bir daha ki sefere söz, hem seni çıkardım işte tadını çıkar git antreman yap." dedi."Sensiz mi" diye cevap verdim. "Bu seferlik evet ,sakın gecikme." dediğinde çalıların arasından bir ses geldi. "Biri geliyor saklan" dedi.Hemen duvarın arkasına saklandım.Gelen muhafızlardan biriydi."Mike burada ne arıyorsun hadi hemen çıkmamız lazım yoksa düşman krallığa geç kalıcaz." Düşman krallık mı? Nasıl yani düşman krallıkta ne yapacaklar ki.Bunu söyledikten sonra Mike'in el işaretini gördüm.Git diyordu.Arkamı dönüm uzaklaştım.Snow flake arka kapının önündeydi.Ormanın içine girmeye hazırdım.Bu Orman büyük bir ormandı.Biz okuldan antreman yapmak için kaçtığımızda ormanın tam içine girmiyorduk ama bu bile tehlikeliydi.Daha önce bu ormana hiç tek başıma girmemiştim,çünkü korkuyordum bu ormandan.Ama bugün bunu yapmaya hazırdım.Odamda elim kolu bağlı bekleyemezdim.Abimi bulmak için ipucuna ihtiyacım vardı.İlk önce bu ormandan başlamalıydım.Ormanın içine girdikten sonra bir duman kokusu geldi burnuma.Yavaş bir şekilde atımdan indikten sonra onu bir ağaca bağladım. Bir ses duydum."Buna ne yapmalıyız?" dedi bir adam."Krala götürmek en iyisi" dedi diğer adam."Ama önce bir kaç tane daha bulalım zaten baygın kaçamaz." "Hadi ozaman" Neyden bahsediyorlardı? Adım sesleri uzaklaştıktan sonra saklandığım yerden çıktım.Ortada yanan bir ateş kenarında yatan bir kız vardı.Elleri arkadan bağlıydı.Kafasından darbe almıştı.Koşturarak yanına gittim.Nabzını kontrol ettim.Sadece bayılmıştı.Onun yüzüne tekrar baktığımda gözlerim kulaklarında çarptı.Kulakları uzun ve sivri,saçları bembeyazdı.O bir elfti.Krala götürülüp kurban edilicek bir elf.Onu kurtarmak istiyordum.Ama nasıl yapabilirdim.Ayağa kalktım ve kızı sırtıma almaya çalıştım.biraz zorlansamda başarmıştım.Sadece Ata kadar taşımam gerekiyordu.Fakat arkamdan bir adam sinsice yaklaşmış ve kılıcın sopa kısmıyla kafama geçirmişti.

***

"Burada ne işi olabilir ki* *Bilmiyorum ama onu boşver şimdi bu kıza ne yapacağız?" dedi diğer adam.Bilincim açılmıştı fakat gözlerimi açamamıştım.Bayıltılmıştım.ve ağaca bağlı olduğumu hissedebiliyordum.hem bedenim ağaca bağlamıştı ellerim ise arkadan tekrardan bağlanmıştı.Ama neden.Kötü bir şey olduğunu hissedebiliyordum. O kadar da geç olmamıştı fakat şimdi bir elfi öldürücek olan adamların elindeydim."Yanlız kız da fena değilmiş" Ne diyorsun lan sen hayırdır oğlum.Bir anda gözlerim açılmıştı,iki adamla göz göze gelmiştim.Tek bir kelime edememiştim çünkü yapabileceğim bir şey yoktu."Uyandı ,uyandı" Evet uyandım ama görmek istiyeceğim şey senin suratın değildi.Konuşmuyordum."Kimlerdensin sen" dedi diğer adam. Tek bir kelime etmedim.Konuşmaya gerek yoktu.Birden az önce fena değilmiş diyen adam bana doğru bir adım attı ve "Noldu dilini mu yuttun" diyerek elini bana doğru uzattı.Gözlerim büyümüştü bana dokunmaya hakkı yoktu.Bu kadarı fazlaydı zaten."Aklının ucundan bile geçmesin" bir anda duraksadı,yüzünde bir gülümsemeyle"Oooo bakıyorum prenses konuşmayı biliyormuş"dedi alaycı bir sesle.Diğer adam ise kaba bir ses tonuyla"Kızı rahat bırak şuan işimiz o değil kaçan elfi bulmalıyız." demekki kaçabilmiş.O kadar sevinmiştim ki.Bu bana mââl olsada.Önümde duran adam ayağa kalktı ve bana bir süre baktı."tam olarak neye baktığını anlamadım." dedim sert bir ifadeyle "Dur bakalım şu kızı bir bulalım sonra seninle de kral ilginecek" dedi.Kralım demediğinie şaşırmıştım doğrusu.Kimmiş bu kral bozuntusu,muhafızlar tarafından bile sevilmiyorsa kötü biri olmalı ama bahse varım babamdan kötü olamaz.Bu lafı ettikten sonra arkalarını dönüp gittiler.Doğru düşünmüşlerdi, kılımı bile kıpırdayamayacak kadar sıkı bağlanmıştım ağaca.Tek yapmam gereken teslim olmaktı ama ben teslim olmaktan nefret ederdim.Etrafa göz attığımda çantamın bayılmadan önce yanan odunların etrafında olduğumu görmüştüm."Hadi ama bu kadar zor olamaz" ipler çok kalındı.Belimdeki kılıç alınmış fakat hançer farkedilmemişti.Ellerim arkadan bağlı olduğu için hançeri almak kolay olmuştu.Fakat ipler o kadar kalındı ki hançer ile kesmek uzun sürerdi.Biraz uğraştıktan sonra elimde hançer yere düştü.İşte şimdi işim bitmişti çünkü elimden bişey gelemezdi.Birden arka taraftan yirmili yaşlarda bir adam geldi ama az önceki iki adamdan biri değildi.Farklı bir adam.Yüzünde siyah bir peçe vardı."Görünüşe göre yakalanmışsınız prenses" dedi birden.Kimdi bu adam ,düşman mıydı yoksa dost mu? "Malesef arkamdan bıçaklandım" dedim alay ederek.Bunu duyunca peçenin arkasında kıkırdadı."Yardım edebilir miyim?" diye sordu. Yani bu durumda bu kadar cazip bir teklifi reddedemezdim çünkü kralla erkenden tanışmak istemiyordum.Hemde elf katili bir kralla."Tabiki bu durumda nasıl hayır diyebilirim" dedim gülümseyerek.Bunu duyunca başını aşağı sallayarak belindeki kılıcı kınından çıkardı ve ipleri kesmeye başladı.sonunda bedenim ağaçtan kurulmuştur fakat ellerim hala bağlıydı."Belki ellerimin ipini de çözmek istersiniz" diye sordum."Tabiki hemen hallediyorum" dedi ipleri çözmeye çalışırken"Gecenin bu saatinde burada ne arıyorsunuz" diye sordu fakat bu soruya bir cevabım yoktu.Sonuçta ben odama Hapsolmaktan sıkıldım ve antreman yapmaya karar verdim,daha fazla ejderhanın avlanmasını istemiyorum diyemezdim."Sadece ha hava evet hava almaya çıkmıştım." dedim kekelemeye başlamıştım."Yani hava almak için ormana kadar girdin" dedi kinayeli bir tavırla." evet nolmuş ki sanki ormana girilmiyor" diyerek yerde duran çantamı aldım ve belime bağladım.Bu sırada adama arkam dönüktü."Tamam sakin ol kötü bir şey söylemedim"biraz duraksadı ve tekrar konuştu"Adamlar sana bişey yaptımı,bağlanmıştın."diye sordu."Bir dakika"diyerek adama döndüm."Adamlar olduğunu nerden biliyorsun,yoksa başından beri beni mi izliyordun?" dedim."Tamam baya kafan çalışıyor ama başından beri değil-"Sözünü kestim. "Sen ormanda ne yapıyorsun" diye sordum.Derin bir nefes aldı ve bana doğru bir adım attı.Bende buna karşılık geriye bir adım attım.Güvenmem doğru değildi çünkü başından beri orada duruyorsa beni o adamlardan kurtarabilirdi ama yapmadı. "Tamam sakin ol zarar vermeyeceğim,hem ben güvenilir biri olmasam niye seni o iplerden kurtarayım?,oradan çıkmadım çünkü doğru zamanı bekledim,eğer çıksaydım seni nasıl kurtaracaktım?" söyledikleri mantıklı gelmişti."İsmin ne" diye sordum. "İsmimi bilmene gerek yok." diye cevap verdi.Söylediği çok saçmaydı.kafasında pelerin ve ağzında peçe olduğu için sadece gözleri görünüyordu."Peki sana ne diye sesleneceğim?" diye sordum. Bir an bana baktı ve" bana seslenmere gerek yok nasıl olsa beni bir daha görmeyeceksin" dedi. "Nasıl bu kadar eminsin" diye sordum. Bir anda yüzünü gökyüzüne çevirdi ve " Zaman geçiyor,hava kararıyor üzgünüm gitmeliyim." dedi.Söyledikleri çok saçma geliyordu.Bir anda yüzünü bana çevirdi ve arkamı işaret etti."O at senin mi" diye sordu.Arkamı döndüğümde gerçekten de Snow Flake bana bakıyordu.İpler çözülmüştü.Yaşananlar saçma geliyordu."Hey benim atım olduğunu nereden biliyorsun" diyerek önümü döndüm ama adam orada yoktu.Gitmişti.Etrafına bakındım ama hiç bir yerde gözükmüyordu."Bence şunu biraz daha araştırmalayım" diyerek sesli düşündüm.Bu adam nasıl bir anda kaybolabildi? Her neyse ben şu kaçan kızı pislik adamlardan önce bulmalıydım.Snaw Flake'e binerek hızla adamların gittiği yöne doğru gittim.Fakat yakalanabilirdim.Dikkatlice ilerlerken yerde bir şey farkettim. Lacivert bir sargı bezi.Bu sargı bezini gördüğüm anda kaşlarım çatılmıştı çünkü bu sargı bezi bacağımda bağlıydı.Bu eve gelmeden bir hafta önce kraliyet okulundan birinin ejder avcısı olduğunu öğrenmiştim ve ormanda onu baya bir pataklamıştım.Ama onun arkasında kim olduğunu öğrenemeden dikkatsiz davrandığım için bayıltılmıştım.Bacağıma vurulan o şeyden sonra olmuştu.Uyandığımda kafama yastık gibi koyulmuş bir ceket ve bacağıma sarılmış bir lacivert sargı bezi vardı.O ceket hala odamdaydı.Fakat bu sargı bezi de neyin nesiydi? Hiç kullanılmış gibi görünmüyordu.Hemen bacağımı kontrol ettim.Fakat o sırada mikrop kapmasın diye değiştirdiğim sargı bezi geldi aklıma.Bu benden düşmüş olamazdı.Hemen o sargı bezini alarak çantaya attım.Sonra gözüme güneş ışığı çarptı.Gün doğuyordu.Odama dönmem şarttı.O kızı sonra bulmam gerekicekti.Hemen Snow Flake'ye tekrar binerek oradan uzaklaştım.Saraya geldiğimde derin bir nefes alarak Snow Flake'i yerine bıraktım ve arka bahçeden odama geri tırmandım.Çok fazla mesafe olmadığı için tırmanmak kolay olmuştu.Camdan atlayarak odama girdim ardından camı kapattım ve banyoya girdim üstümü değiştirip aynanın karşısına oturdum ve kendime baktım.Uykusuz kalmıştım.Çok fazla uykum vardı.Bir anda aklım o kıza gitti.Umarım kaçabilmiştir.Eğer bugünde odama hapsolmazsam seni bulmaya geleceğim.Dayan lütfen. Sonra tekrar aynaya baktım ve ayağa kalkıp kendime baktım.Üstümde lila kabarık bir elbise ayaklarımda siyah botlar vardı.Çünkü ayaklarım görünmeyeceği için rahat davranıyordum. Saçlarımı iki yandan örmüş ve saçıma annemin tokasını takmıştım.Kelebek şeklindeydi ve çok güzeldi.Ondan bana çok fazla bir şey kalmasada bunlarla da mutluydum.Ardından çantamdaki lacivert sargı bezini çıkarıp dolapta sakladığım ceketin cebine attım.sonrada çantamı yatağın altına yerleştirdim.Kahvaltı saati gelmişti.Bu demek oluyor ki azar saati de gelmişti çünkü dün gece babama itaatsizlik edip o adamlara karşı çenemi kapalı tutamamıştım.Yavaşça kapımı açmaya çalıştım fakat kapım açılmamıştı.Endişelenmiştim çünkü gece dışarı gittiğimi öğrenmiş olabilirlerdi.Kapıyı bir kaç kez daha zorladım ama kapım açılmamıştı.Tam o anda kilit sesi duyuldu ve kapım açıldı.Karşımda açık kahverengi saçları yan tarafından örgülü çok tatlı bir kız duruyordu.Bir yerden tanıdık geliyordu.Üstünde hizmetçi kıyafeti vardı.Bana bakıyordu.Çok tanıdıktı."Hey ismin ne senin?"Diyerek lafa giriştim."Liya, benim ismim Reira beni hatırladın m-" Bu ismi duyduktan sonra bir anda sarılmıştım ona, Reira Mike'in kız kardeşiydi.Bizimle yaşıyordu fakat beni okula verdiklerinden sonra onu bir daha hiç görememiştim."Gerçekten çok büyümüşsün,abin senden hiç bahsetmedi buraya gelmesen varlığını bile bilmeyecektim." Bir anda geri çekildi."Aslında abimde burda olduğumu bilmiyor."Diye yanıtladı. Nasıl yani "Bir dakika bir dakika içeriye gel konuşalım"dedim ve içeriye girip kapıyı kapattım ardından yatağın üstüne oturdu,bende karşısına oturdum."Şimdi abim bilmiyorda ne demek? Ben gittikten sonra noldu burda?" Dedim."Sen kraliyet okuluna götürüldükten sonra bende babamın hastalandığı haberini alarak saraya gönderildim.Sonuçta abim işinden dolayı babama bakmaya gidemezdi,ailemizde başka kimse olmadığı için ben gitmek zorundaydım.Ben burda bir işe yaramıyordum bile."Ağlayarak devam etti.Reira'yı şaşkınlıkla dinliyordum."Babamda hayatını kaybedince sarayı bir süre ben idare ettim fakat artık dayanamıyordum.Derken bir gün bir mektup geldi babandan buraya gelmemi söyledi.Bende abimi görüceğim için çok heyecanlıydım.Hiç düşünmeden kabul ettim ne iş verirlerse yapacağıma söz verdim.Babamın ölümü bana o kadar ağır gelmişti ki sarayı idare edemiyordum.Sarayla baban ilgilenecekmiş bana öyle söyledi."diyerek ağlamaya devam etti.Bende çenesini yukarı kaldırarak göz yaşlarını sildim ve tekrar sarıldım."Merak etme en yakın zamanda her şey yoluna giricek ben inanıyorum" diyerek teselli ettim.Ardından"Abini görmek ister misin?"diye sordum.Biraz düşündü."Aslında ona bu haberi nasıl vereceğimi bilmiyorum."dedi."Bir şey sorucam baban ölmeden önce babamla hiç görüşmüşmüydü?"dedim.Çünkü babam ve Lucas amca çok iyi arkadaşlardı bu bile annemin ölümüyle ve abimin kaçmasıyla bir ilgisi olabilirdi.Reira üzgün bir ifadeyle bana bakarak "onlar kavgalıydı,babam ölmeden bir yıl önce büyük bir kavga çıktı."dediğinde şaşırmıştım,ne için kavga etmiş olabilirlerdi?Acaba bu kavga Lucas amcanın ölümüyle ilgili olabilir miydi?Bu kavga bir ölüme yol açmış olabilir miydi?Babam katil miydi? Ne saçmalıyordum ben, babam annemin katiliydi zaten göz göre göre bile bile annemi ölüme terk etmişti.Düşman krallıkla anlaşma yapıp bozarak hepimizin hayatını tehlikeye sokmuştu.Aklımda bir sürü soru vardı.Ama şuan tek odağım Reira olmalıydı.O da bir sürü şey yaşamıştı."Sen daha iyi misin?" Diye sordum."Evet "diyerek gülümsemeye çalıştı ama hala içten içe ağlıyordu."Lucas amcanın ölümüne gerçekten çok üzüldüm.Ama bak o şuan çok daha iyi bir yerde annenin yanında ve şuan çok mutlu olduğuna eminim.Bence bunu abine de söylemeliyiz bu çok zor bir durum ama bunu bilmeye hakkı var"dedim. Bana evet anlamında başını sallayınca ayağa kalkıp elimi uzattım oda elimi tutunca odadan çıkıp bahçeye doğru yürüdük. Mike'ın arkası dönüktü.Reira çok heyecanlıydı çünkü 3 yıldır abisini görmüyordu.Mike'a doğru yaklaştıktan sonra güçlü bir ıslık çaldım ve Mike hızlıca arkasını döndü.Çok şaşırmış gözüküyordu.Gözleei büyümüştü.Koşarak Reira'ya sarıldı.Gözleri dolmuştu.Onlara baktıkça abimi hatırlıyordum.Ona o kadar kızgındım ki onu bulduğumda ona bağıracaktım beni ortada bırakmıştı hemde en kötü zamanda.Aynı zamanda babamla da konuşacaktım Reira'ya hizmetçi rolünü vermesi çok saçmaydı.Beni her ne kadar dinlemesede bu işin de peşini bırakmayacaktım.

Sanırım 4. Bölümün sonuna geldiik.Umarım beğenmişsinizdir artık biraz daha uzatıcam bölümleri Ayrıca kafanız herhangi bir konuda karıştıysa gönderilerimde bu bölümle ilgili açıklama yaptımm oraya da bakabilirsiniz.Yorumlarınızı bekliyorum mm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.