Sanki tekrar tekrar aynı şeyi yaşıyordum. Beynimde sürekli aynı şey yankılanıyordu.Annemin ölümü.Malesef onu gözlerimin önde hayatla savaşırken görmüştüm.Bu sırada esir tutuluyorduk, abim ve ben.Gözlerimden yaşlar akmaya başlayınca ciddileşmek gerektiğini anlamıştım.Çünkü birazdan asıl travmamla yüzleşecektim.Babamla...Bir anda muhafızlar geldi.Önümde eğildiler. "Hoşgeldiniz prenses Saide" bende onların önünde reverans yaptım."Babam nerede" "Yukarıda sizi bekliyor efendim" dediklerinde derin bir nefes alıp merdivenlere yöneldim.Tabiki muhafızlara başımı eğmeyi unutmadım.Teşekkür anlamında yani.Merdivenlerden yukarı çıkarken heyecanlanmıştım doğrusu.Ne de olsa dokuz yıldır babamla görüşmüyodum.Yukarıya çıktığımda babamın kütüphanede olduğunu düşündüm.Çünkü babam çok kitap okuyan bir insandı.Bize hiç zaman ayırmazdı. Kütüphanesinden kapısını yavaşça araladım.Evet gerçektende yanılmamıştım.Kütüpnede arkası dönük bir şekilde oturuyordu. "Daha ne kadar orada bekleyeceksin" dediğinde irkdim.Gerçektende o sesi kulağımı tırmalıyordu.İçinde birazcık da olsa değiştiğine dair bir umut vardı. Yavaşça içeriye girdim ve kapıyı kapattım.Babam oluncak adamın önüne geçtim.Gerçekten kendine iyi bakmış gözüküyordu.Reverans yaptım."Ben geldim baba bak burada-" sözüm kesilmişti."Heyy göremiyorum geldiğini ayrıca ben sana konuşmak için söz hakkı vermedim,kurallar değişmedi,değişmeyecek.Hala aynı burada benim sözüm geçer abinde bunu kendine yediremediği için kaçtı ama bak artık suçlu konumunda, sakın pişman olucak bir şey yapma seni buraya geçirdiğimepişman etme sakın.Şimdi odana geç eşyalarını yerleştir ben haber verene kadar sakın odandan dışarı bir adım atmayı bile düşünme hadi." Yanılmışım değişmemiş.Ayrıca kafamı ütüledi. Hızlıca odama çıktım.Odama girdiğimde gözlerime inanamadım.Mike yatağımın üstünde oturuyordu."Noldu Mike neden burdasın?" dedim.Beni görünce ayaklanmıştı."Hadi ama Liya bu kadar da bencil olmadığımı biliyorsun O ormandan seni yanlız geçirmek istemiyordum fakat-" "Fakat ne Mike san kırgınım."Arkamı dönüp kollarımı birleştirdim. Ona kızgındım, kim olsa kızardı zaten.biranda elini omzuma koydu."Liya, sana yemin ederim ki baban emir verdi eğer seni almaya gelseydim bir daha yüzümü cenette görürdün.Bunu mu istiyorsun?" Tamam ona hak veriyorum.Sonuçta babam bunu yapacak kadar kötü biri.Arkamı dönüp Mike'a sıkıca sarıldım.Onu gerçekten çok özlemiştim.Biz Krallıkta çocukluktan beri birlikte büyüdüğümüz için onu kardeşim gibi görüyordum."Pekala okulda bensiz her oldu?"dediğinde aklımda tek bir soru vardı. "Mike beni neden hiç ziyarete gelmedin?" bir anda sessizlik oldu.Bir anda geri çekildim ve Mike'nın yüzüne baktım."Buda babam yüzünden olamaz heralde sonuçta ziyaret günlerini ezbere biliyor değil ya." Mike' nin yüzü düştü."Saide ezbere bilmiyor ama takip ediyor her ziyaret gününde beni göz önünde bulunduruyordu.Tabiki kaçmaya çalıştım,hatta bir çok kez denedim fakat başarısız oldum." Bu kadar zalim olamazdı,bu kadar kötü olamazdı.Bunu ne için yapıyordu? Başım dönmeye başladı.Düşücek gibi oldum."Saide iyi misin...Gel yatağa otur." Yatağa oturduğumda Mike'ın yüzüne baktım.Gerçekten güven veriyordu.Güvenmelimiydim yoksa saklanmalımıydım."Tamam sana inanıyorum."Ama burada güvenli değilim."Bir an inanmayacaksın diye çok korktum,iyi misin?"Derin bir nefes vermişti.Son sorusuna başımı eğdim."Şimdi ne yapacaksın?"Dedi Mike."Şuanda sadece söylenenleri yapacağım.Söylenene kadar odamdan çıkmayacağım."dedim yüzüne bakarak.Mike bu sırada elini boynuna götürdü ve gülümsedi."Pekala ozaman ben gidiyim eğer bana ihtiyacın olursa-" "Islık çalmam yeterli.Biliyorum Kulakların çok iyidir." Sözünü kesip devamını getirdiğimde şaşırmıştı."Unutmamışsınn" dedi ve daha fazla gülümsedi."Hiç unuturmuyum sen benim ikinci abimsin." Dedim ama yüzüm düştü.Mike bir kaç adım attı ve bana sarıldı.Abini bulacağımıza söz veriyorum Liya. * * *
Mike odadan çıktığında ayağa kalktım.Çantamı açıp kıyafetlerimi çıkardım.Birde bu odaya iyi bir temizlik gerekiyordu.Her ne kadar dağılmasada baya bir tozlanmıştı. Kıyafetlerimi yerleştirmeden önce banyomdaki temizlik malzemelerini alarak iyi bir temizlik yaptım.Ardından açık çantamın içindeki kıyafetlerimi gardrobuma yerleştirdim.Gardırobumda bir kaç kıyafetim kalmıştı.Fakat bu kadar zamandır nasıl dayandı hiç bir fikrim yoktu doğrusu.Gerçektende zaman hızlı geçmişti.İki üç saatimi odada geçirmeyi başlamıştım.Şimdi ise ilgilenicek bir şey bulmalıydım.Ne yapacağımı çok iyi biliyordum.Abimi bulma planını duvara çizecektim.Ama odada görünen bir yere çizemezdim.Anlaşılırdı.Ama pes etmek için çok erkendi.Yakın bir zamanda buraya düzenek hazırlamalıyım ve bu benim için bir eğlence sebebiydi.Yavaşça pencereye yaklaştım.Odamı havalandırmak için camı araladım.Bahçede hazırlık vardı."Bu da ne şimdi,neden hazırlık yapılıyor?" Her neyse işime dönmeliyim.Yavaşça yatağa uzandım,ardından tavana bakakaldım.Bu evi özlememiştim,asla unutmayacağım bir yerdi.Burada kalmak işkence gibiydi.En kötü şey de yanlız hissetmek.Düzeneğini nasıl kuracağım hakkında fikir bulamayınca,kütüphaneye inmeye karar vermiştim.Eski günlere geri dönüp bakarsak babam bu saatlerde kütüphanede durmazdı.Odasında olurdu.Sanki odasında bir şey saklıyordu.Beni ve abimi asla ama asla odasına sokmazdı.Her neyse, yavaşça doğruldum ve saçımı yukarıdan at kuyruğu şeklinde topladım.Ardından kapımı yavaşça araladım.Kimse yoktu.Bir kaç adım attıktan sonra özgürlüğün verdiği hissi tattım.Babama karşı gelmiştim,kolidordaydım ama bunu bilmeyecekti. Kütüphaneye girdiğimde yanılmamıştım.Babam kütüphanede değildi, biraz gezindikten sonra elime bir kaç kitap tutuşturdum,ihtiyacım olacaktı.Ayrıca benimde odamda bir sürü kitap vardı,Özellikle de Regole del regno kitabı.İsmi italyanca da "Krallığın Kuralları" anlamına geliyor.İçinde bütün kurallar yazıyor.Prenslerin,prenseslerin,kralların,kraliçelerin neler yapıp yapamayacağı ayrıntılı olarak yazıyor,ayrıca yapılan hataların cezalarıda.Gerçekten çok karışık bir kitaptı.İnanın bana okuyasanız gelmez Aşırı adaletsizlik ve haksızlık içerir.Pekala oyalanmam gerekiyordu.Odama döndüğümde görevi başarıyla bitirdiğimi anlamıştım.Elimdeki kitapları kitaplığa yerleştirdim.Ders eşyalarımıda masaya yaydım.Şimdi yapacak bir şey kalmamıştı işte.Ama sıkılmak için çok erkendi.Odaya bir anda hizmetçi girince şaşırdım.Daha önce hiç görmediğim biriydi.Büyük ihtimalle yokluğumda işe alınmıştı.Bu eve girmekle büyük bir hata yaptığının farkında değil gibiydi.Somurtuyordu.Ayrıca kapıyı çalmamıştı."Bu ne cüret" bunu demek istememiştim.Bir anda çıkmıştı ağzımdan.Ben böyle biri değilim fakat kapı çalmak saygıdandır. "Prenses Saide Liya Elevier, babanız sizi aşağıda bekliyor bir kaç arkadaşı sizi görmek için geldi. Bunca hazırlıkta bunun için kapıyı çalmadan girdiğim için beni bağışlayın ama acele etmeniz gerekiyor." Gözlerim şaşkınlıktan açık kalmıştı."Bu ne cüret" bu sefer yüksek sesle söylemiştim.Babamın arkadaşları beni neden ziyarete gelsinler ki?Bu çok saçma.Babam yine ne planlıyordu."Yani size demedim.Üzgünüm.Hemen geliyorum" dedim.Kafasını sallayıp kapıdan çıkan kıza baktım.Ardından saçlarımı düzgün bir şekilde toplayıp aşağıya indim.Yemek masası donatılmıştı.Masada oturan bir kaç adam bana gözlerini dikmişti.Babamın dudağı yan kıvrılmıştı.Babam olucak adam hemen masadan kalkarak yanıma geldi.Elini arkamdan omzuma koydu.O elini senin."İşte kaptan Quaver,Taslimons ve Wartes bu benim kızım."Dedi.Ardında kulağıma"reverans yap ve masaya otur ve ben işaret verene kadar ağzını açma,sonrada odana çık ve zıbar bu akşam dışarı çıkmak falan yok." diye fısıldadı.Dediğini yapacaktım fakat söylediği bir şey hariç.Karşılarında reverans yaptım.Ardından masaya oturdum.Adamlardan biri "Kızın gerçekten çok güzelmiş,çok da sakin" dedi."Sen öyle zannet" diye mırıldandım."Bir şey mi dedin kızım"Adam babam olmalı.Benim babam bana hiç bir kere kızım demedi."Hayır efendim,hiç bir şey demedim."Bir anda babam "Yemek yemeye başlayabilirsin"deyince kendimi köle gibi hissettim.Ayrıca yemekler hiç güzel değildi.Okul yemekleri bu yemeklerin yanında daha güzel kalırdı.Bu akşamı sakince bitirdiğimize şaşırmıştım doğrusu fakat babam benden çay yapmamı istediğinde babamın çayına bir kaç damla zehir pardon pardon papatya yaprakları attığım için,bu gece iyi bir uyku çekecekti.Bu sayede bende iz bulmaya gidebilecektim.Hem çıkmışken Eldora'yı da ziyaret edebilirdim.Sonunda her şey sona ermişti. Odaya çıktığımda dedin bir nefes almıştım.Adamların konuşmaları çok saçmaydı."Kızım evlilik ne zaman?" "Kızım kaç çocuğun olsun isterdin? " "Bak sen beni dinle bu zaman okumak senin neyine evlen işte kurtul" "Bu ne cüret." Cümlesi üçüncü kez çıkmıştı.Bu cümleyi sesli söylediğim için toparlamak da çok zor olmuştu.Ama artık güvendeydim, yani bu evin içindeki güvenli olan yerdeydim, odamda.Camdan dışarı baktığımda hazırlıklar devam ediyordu.Bu garipti.Çünkü o kız bana hazırlıkların babamın arkadaşları için olduğunu söylemişti.Ama babamın rkadaşları çoktan gitmişti. Her neyse kafanı topla.Pekala nasıl bu odadan çıkabilirim.Sanırım Mike bana yardım edebilirdi.Camı açarak güçlü bir ıslık çaldım.Mike beni bahçede duymuş olmalıydı ki gelmesi çok da uzun uzun sürmemişti.Kapı yavaşça açıldı."Saygılarımızla prensesim dileyin benden ne dilerseniz?" bunu söyleyince kıkırdadım."Mike bu gece işin var mı?" biraz düşündü."Sanırım hayır." bu çok iyiydi."Peki bir kaç saate saraydan çıkmama yardım eder misin?" Bir anda gülümsedi."Zevkle." dedi sinsi sinsi.Bunu söylediğinde gülümsememe engel olamadım.Bu sefer başaracaktım.
Ayçiçeklerimm 3. Bölümü nasıl buldunuzz? Yorumlarda belirtirseniz bende bir ayçiçeği gibi açarımm.
Sizce 4. Bölümde neler olacak?
Mutlu okumalaarr.
