İçeriğe geç

Ölüm virüsü

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Ölüm virüsü

Bölüm 14

~9. Bölüm~

Etrafa bakınırken selinin dibindeki cocuğun beni izlediğini fark ettim.

"Merhaba ben iklim senin adın ne fıstık?" kız 8-9 yaşlarındaydı. Kahverengi orta boyda düz parlak saçları çok güzel görünüyordu. Kahverengi büyük gözleri onu tatlı yapıyordu.

"Nehir" dedi gülerek ve elindeki sımsıkı sarıldığı peluş kediye bakarak

"Buda pamuk" dedi

"Adlarınız çok güzel"

"Seninkide çok güzel iklim abla" deyince fark etmeden güldüğümü hissettim.

Elif ve sevde konuşuyorlardı

"Sevde, Ecrinlerden veya abimlerden haber alabildinmi yada nerdeler biliyor musun? "

"Hayır hatlar çekmiyor biliyorsun onun dışında hiç görmedim" deyince yüzümü somurttum. Abimlerin yaşadığından şüphem bile yoktu çünkü hepsi silah ve savunma konusunda ustaydılar.

"Biz Ecrinin evine gittik ama ecrin yoktu"

"Okulda değilmiydi? "

"Hayır herzamanki gibi okulu astı"

Sevde yan sınıfta olduğu için bilmemesi çok normaldi. Sevde belli etmemeye çalışsada korkmuştu.

"Merak etme Doruk varken Ecrine birşey olmaz"

"Birşey sorucam"dedim

"Sor"

"Bana silah verebilirmisin? "

"Bende fazladan vardı al"

"Taşakkürler" deyip yan tarafıma koydum.

"iyi geceler"

"Sanada" deyip gözlerimi kapattım.

***

Etraftaki gümbürtülere uyandım. Heryer karanlıktı. Etrafıma baktığımda herkes horul horul uyuyordu. Sesin geldiği yere doğru yürüdüğümde zombilerin tız seslerini duydum. Hepsi camlara ve kapılara yaslanmıştı

kahretsin orada kaç tane zombi vardı?

Hızlıca bizim oraya koşup herkesi teker teker dürtmeye başladım ve yerdeki silahımı aldım.

"Zombiler! Kalkın zombiler camları kırıyor! " diye bağırdım. Aceleyle herkesi uyandırmaya çalışıyordum. Elif dışında herkes kalkmıştı.cam kırılma sesleriyle herkes çığlık atıyordu Sevde Elif'i uyandırırken erkekler ceplerindeki silahları çıkartıp gelen zombilere doğru mermilerini boşaltmaya başladılar. Nehir sesli bir şekilde ağlıyordu . Onun yanına koştum ve gözlerindeki yaşları silip ayağa kaldırdım.

"Şş geçicek ağlama tatlım" deyip kısa süreliğine sarıldım. Elif uyanınca hepimiz ayağa kalktık.

"Napıcaz!? "

"Arka kapı! Arka kapı vardır değilmi? Koşun bakalım"

"Selin ve nehir saklanın biz sizi çağırıcaz"dedi sevde. Diğer teyzeye dönüp:

"Teyze sende onlarla git "deyince 3'ü koşarak gitti. Biz iste arka tarafa koşup kapıyı aradık. Etrafa hızlıca göz gezdirirken bir kapı buldum

"Buldum! " sevde hemen yanıma koştu.

"Açılıyormu? " dediğince kapıyı açmaya çalıştım fakat açılmadı.Sinirli bir şekilde

"Bu lanet olası yerde neden heryer kilitli"

"Anahtarı arayalım illaki burlardadır"dediğinde aklıma kasa geldi.

"Kasada olabilirmi?"

"Olabilir! " demesiyle ön tarafa koştuk zombiler içeriye girmeye başlamışlardı ve yerler cam kırıklarıyla doluydu.

"Sevde selinlerin yanına git! "

"Olmaz seni bırakamam"

"Ben hallederim! " deyince ısrar etmek istemedi çünkü benim keçi inadımı biliyordu.

Kasaya doğru giderken birkaç zombiye sıkmaya çalıştım. Mermilerin birkaç tanesi isabet ediyordu diğerleri ise şüpheliydi. Kasaya vardığımda çekmeceleri karıştırmaya başladım.

Ve bir anahtar yığını buldum. Tam aldığımda arkamdaki zombinin bana koşma sesini duyup aniden kenara fırlayayim derken silah olan elim zombiye çarpınca silahım yere yuvarlandı.

Ciddenmi!

Kendime ve zombiye lanetler okurken zombi kasanın üstünden kalkıp bana doğru gelmeye başladı. Kasanın üstünden atlayıp arkama bakmadan sevdelere doğru koştum. Zombilerle mücadele eden adamların bağırışları markette yankılandı. "LANET OLSUN SKTR GİT ÜSTÜMDEN PİÇ VARLIKLAR"Durup arkama döndüğümde heryerde arkaya doğru koşan zombiler vardı. adamın üstüne atlayıp etlerini kopariyorlardı.

Kan, çok fazla kan...

Çığlık atmak istiyordum ama çoğlığım boğazımda takılmıştı ve çıkmıyordu. Beni gören birkaç zombi bana yönelince var gücümle arka tarafa koştum.

"ARKAYA GELİN" Dememle Selinler saklandıkları yerden fırlayıp yanıma koştular. Elimdeki anahtar yığınını teker teker denemeye başladım.

1. Olmadı 2. Olmadı 3. Olmadı 4. gine olmadı 5.de olmadı

Elimde denemediğim sadice bir anahtar kalmıştı bu doğru anahtar değilse burda hepimiz yem olucaktık. Son anahtarı sokup çevirdiğimde kapı geriye doğru açıldı. Kapının açılmasıylada teyzenin bağrışları ardından geldi.

"AAHHH" Teyzeyi zombiler yiyordu. Selin nehirin gözlerini kapatmış koşuyorlardı elif ile sevde ağlıyordu. Hepimiz dışarı çıkmayı başardık ve gine ofisin yolunu tuttuk.

1 günde 3 ölüme şahit oldum.

Yarım saat sonra:

Nefeslerimi ve kalp atışlarımı düzene sokmaya çalışıyordum. Ofise çok az bir yol kalmıştı. Tam olarka yarım saattir yürüyorduk hem susamış hemde yorulmuştuk. Daha fazla dayanamayan Selin ve Nehir durdular.

"Durun dinlenelim" dedi sevde. Etrafımızda fazla zombi yoktu . Hızlıca göz gezdirdim ve bir eve girme kararı aldık. Silahım markette düşürdüğüm için bizi sevde ve selin korumuştu.

"Hadi şu eve girelim burası güvenli değil birkaç dakikaya zombiler çoğalır" dedi selin birkaç zombiye vurmaya çalışırken. Eve doğru koşup bahçe kapısını kilirledik. Evin kapisı çoğu evdeki gibi açıktı daha doğrusu kırıktı. İçerisi karanlık ve ürkütücüydü. Önden sevde ve selin girdi ve arkalarından Nehir Elif ve ben. Şuanlık evde hiç zombi görmeden salona geçmiştik. Camdan içeriye giren ay ışığı odayı yeterince aydınlatıyordu.

"Diğer odaları kontrol edelim" deyip sevdeyle beraber odadan çıktılar. Koltuğa oturduk ve yanıma Nehir oturdu. Zavallı çocuk çok korkuyordu ona birazda olsa morel vermek için onu kendime çektim. Kafasını bana yasladı. Bir elimle kafasını okşadım.

"Korkma ben varım ben varken sana asla zarar gelmez"

Gözlerini kapattı. Herşeyin geçmesi umuduyla. Bende gözlerimi kapattığım anda Selin bağırdı

Ve ardından tencere yuvarlandı. Silah patlama sesi ardından gelince ayaklandık .

"Elif Nehirle kal burdan başka bir yere ayrılmayın" deyip gelen seslere doğru gittim. Mutfaktalardı içeriye daldım ve

"Selin! "

Bölüm sonu

7 yorum

  • Zombinin biri selinin sağ diğeri sol bacağını çekiştiriyordu şok içindeydim bir anda CART! diye yankılanan sesin eşliğinde üzerime sıçrayan kanlar sayesinde kendime geldim ama çok geçdi Selini Adil bir şekilde aralarında eşit olarak bölmüş afiyetle yiyor ağızlarını şopurdatıyorlardı... beni fark ettiklerinde selinin kemikleri şıngırdadı anladılarki selinden daha hayır yok bir birlerine göz kırpıp üzerime gelmeye başladılar onlardan biri çok tanıdıktı.... Ah KUZEY! gel güzelim dedi kuzey zonbisi diğer zonbiye bıçak fırlatıp kafasını duvara sabitlerken.. "evet tatlım ne diyorduk" dedi K.zonbisi (beni yiycektiniz en son) Dedim şaşkınlık içinde . Ardından (bana bak insan halın daha mı yakışıklıydı senin?) Dedim kendimi tutamayıp kahkahalar atarken.....

    1Yanıt