Bazı olaylar veya zamanlar tekrarlanır derler bana göre her olay kendi zamanınındır ama şuan karşımda zamanın tekrarlandığını söyleyenleri anlayabiliyorum sanırım karşımda ki manzara bundan 1 yıl öncesinde ki zamanı tekrarlıyor.
Barın elindeki pizzayı ağzına götürürken beni görmesiyle durdu Dirim’se Barın’ın elindeki pizzayı kapması ile Barın’ın Dirim’i kovalamaya başlarken Ayaz ve Defne yüzüme bakarak sırıtıyor O’nun Yiğit’e bakıyor yandan da birşeyler mırıldanıyordu ağzından okuduğum kadarıyla “salak” dediğini anlamıştım sadece, o arada arkam da duran Yiğit’e dönüp sırıtarak bir dakika diyerek önüme döndüm.
“Siz eve nasıl girdiniz “ dedim sanki hiç haberim yokmuş gibi.
Dirim O’nun ismini ilk defa zikretti ama bende ki ismi farklıydı bende ki ısmi ona daha uygundu “ Alkın baksana şuna biz yokken aptallaşmış mı sanki “ dedi .
Sanırım özlemiştim sesini ya da tiksinmiştim sesinden ,bilmiyordum ama huzur vardı ama aynı anda bir kırgınlık vardı içim de bu duyguları aynı anda yaşamam yanlıştı veya bir duygu hissetmem hataydı kafamı iki yana sallayarak “Çıkın” dedim buz gibi bir tonla
Hepsinin kafaları bana dönerken O’nun ormanın kadar hem karanlık hem de orman kadar iyi hissettiren gözleri bana döndü ama ben ona bakmadan hepsini dışarı atarken kapıyı kapadım fakat aklıma Yiğit gelince kapıyı aralayıp “ yarın alışverişi yaparız “ dedim ve kapıyı bir kez daha yüzlerine kapadım .
Ne düşünmem gerek bilmiyorum ama düşünmemem gerektiğini biliyorum kafamı dağıtmam onu düşünmemem gerek bu nedenle duş almak için üst kata çıktım. Su başımdan aşağıya akarken sadece suyun berraklığı beni ve düşüncelerimin kirliliğiyle yok olmasını umuyorum ,beni yine temiz kılmasını istiyordum,yine papatyalar kadar temiz olmak istiyorum.
Sanırım duşta 1 saat kaldıktan sonra kapının sesiyle birlikte iç çamaşırlarımı giyinip üstüme siyah bornozumu giyindim ardından aşağı inip kapıyı açtım karşımda Ege’yi görmeyi beklemiyordum tabi ki Ege beni gördüğü gibi gözlerini kapattı ve boğazını temizleyerek;
“Ahh! Derin her kapıyı çalana böyle mi açarsın sen kapıyı?” dedi gözleri kapalı bir şekilde.
Bende yüzümde ki bir sırıtışla “ Tamam tamam sen geç içeriye ben de üstümü giyinip geliyorum daha sonra ne söyleyeceksen söylersin. “ onu kapıda bırakıp yukarı çıkarken o konuşmaya devam etti.
“ Kuyu’ya ineceksin ona göre giyin” bir anda ciddileşen sesiyle birlikte bende merdivenler de durup ona döndüm
“benim işim var mı?” kafasını evet anlamın da sallarken bende hızlıca odama çıkıp üstüme siyah sporcu atleti ve siyah bir tayt giyindim saçlarımı da sıkı bir şekilde at kuyruğu yapıp yüzüme de göz kalemi çektim ve üstüme deri bir ceket aldım ve aşağıya indim Ege aşağıya indiğim gibi kalkarken bende askılıktan telefonumu aldım ve ona aklımdaki soruyu sordum .
“Kim için?” dedim buz gibi bir tonlamayla .
Ege bana dönüp “Hamdi ’nin oğulları Ömer ve abisi Önder” dedi bana araba kapısını açarak.
Bende kızgın bir şekilde “Neden daha önce söylemedi o patron denen zibidi” Dedim arabaya binerken.
Ege arabayı çalıştırırken “meydan okuma aniden belli oldu, bende seni almaya geldim zaten “
Kafamı salladım ve camda ki yağmur damlalarını izlerken ilk defa KUYU’ya giderken ki gibi içim de bir tedirginlik vardı…
KUYU.
Ya HAYAT Ya da ZİNDAN.
Ya DOĞUŞ ya da ÖLÜM .
Burası benim için hayat burası benim için zindan burası benim için yeniden doğuş ve ben burada küflü merdivenler de bilmem kaçıncı kez karşımdakini yok etmek için çıkıyorum sesler birkez daha bağırıyor ve fısıldıyorlar katil,katil ve katil ben buyum ben bir katilim.
Bazı insanlar üzgünken ağlar benimse her duygum öfke olur ve elimde bir yumruk ile karşımdaki insanın yüzüne iner.
Karşımda ki kapıyı açtığım da kim olursa olsun onu yere serip paramı alıp giderim ve kapı açıldı karşımda ki adam benimle aynı boylarda benden güçlü ama kilosu onu yavaşlamasını sağlıyacak ve benim hedefim onu yormak ve daha sonraysa onu alt ederim
Tam da dediğim gibi oldu ben kazandım yine,hakem elimi kaldırdı ve adımı tekrar bağırdı “KATİL KAZANDI!!” hakem elimi bıraktı ve ben yine çıktığım küflü merdivenler de indim ve odama geçtim fakat karşımda onları görmeyi beklemiyordum.,Ayaz,Barın ve o benim deyişimle Ölüm, benim deyişimle ECEL karşımda bir açıklama bekliyorlardı...
Bazı şeyler olması gerekir bazı şeylerinse olmaması insanlar olan şeylere bazen şansızlık der bazense benim iyi şansım veya kötü şansımdan dolayı oldu derler,bense herşeyin önceden kader denen o yazıda yazdığına inananırım başıma ne gelirse ne seçimler yaparsam yapayım zaten onu yapaçağım bellidir yani tesadüf diye bir şey yoktur. Karşımda duran dört kişi neden buradalar bilmiyorum ama burada karşılaşmamızın bir nedeni olduğunu biliyorum
Karşımda şaşkınlık ile bana bakarken ağzını açıp konuşan ilk Ayaz oldu;
“Katil sizinle tanışmak büyük bir şereftir”dedi sesinde alay ve tedirginlik bariz bir şekilde belli oluyordu.
Bense yüzüme bir sırıtış koyup “aaa asıl sizinle tanışmak benim için şereftir Ayaz hanım” ikimizin de saçmaladığımızı farkındaydık ne diyeceğimizi bilmiyorduk ama o an aralarında Dirimin olmadığını fark ettim içimdeki endişeyle Barın’a dönüp:
İçimdeki hafif korkuyla birlikte merakla “Dirim nerede?” dedim.
Barın bendeki tedirginliği fark etmiş olacak ki o da tedirgin bir sesle “dışarıya kokteyl almak için çıktı”Barın cümlesini bitirir bitirmez kapı çaldı ve içeriye Egenin girmesi ve konuşması bir oldu “ Önder içeri girmek için izin istiyor. “
Egeye dönüp omuzlarımı silkerek , umursamazca “girebilir” dedim.
Ege kafasını sallayarak dışarı çıktı, bende Ecel’e,Barın’a ve Ayaz’a dönerek “arka tarafa geçin” dedim.
Onların arka tarafa geçmesiyle Egenin kapıyı çalması bir oldu, Önderle birlikte içeri girdiler ,Önder rahatça koltuğa oturdu” Nasılsın Derincim?”
onun umursamaz tavırlarını karşı içten içe bir rahatsızlık duysamda onun aksine yüzümdeki ciddi bir ifadeyle “sanane” dedim, kahkaha atıp bana baktı ve dilini damağına vurarak kafasını iki yana salladı ”arkadaşın elimdeyken benle böyle konuşma” dedi.
Böylece içimdeki endişenin ve korkunun nedenini anlamamla birlikte Alkın ve Barının arka taraftan çıkıp Önderin yakasına yapışması ve Egenin silahına davranması bir oldu, Önderin kahkaha atmasıyla odadakilerin şaşırmaları birkaç saniye sürdü daha sonra Önderin söze girmesiyle hepimiz ona kulak verdik “eğer arkadaşını geri istiyorsan Derin anlaşmayı kabul ediceksin “ bu sefer kahkaha atan ben oldum, “senin için asla dövüşmeyeceğim “ Önder sakin bir ve umursamaz bir şekilde “arkadaşının ölmesini bu kadar istiyorsan neden olmasın?”
Barın sinirle Önderin yüzüne yumruk attı ve bende Öndere gülerek “hak ettin” dedim. Aramızda en ciddi olan Alkın ise defa ağzını açtı gayet ciddi bir şekilde ”Dirim nerede”dedi bizde Önder’e dönerek ona sorgularcasına baktık, o da “ne oldu saçım mı bozuldu?” dedi ve kahkaha attı fakat Alkın dediğini duymamış gibi bir kere daha tekrar gitti “Dirim nerede?” dedi,Önder bana dönerek “anlaşmayı kabul etmen için gün sonuna kadar vaktin var hatta senin deyişinle 00.00’a kadar vaktin var Derin Kandemir.“ dedi ve kapıyı çarpıp gitti.