İçeriğe geç

Ölüm saati

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Ölüm saati

Bölüm 2

DÜŞÜNCESİZ OLMAK

Herkesin kaçtığı şeyler vardır bazıları geçmişinden bazıları kendinden bazılarıysa yaralarından ama bense düşünmekten evet ben düşüncülerimden değil, düşünmekten kaçıyorum tamamen.Bu sefer yine kaçmak istiyorum ama onlar izin vermiyor ,şimdiyse sorulardan kaçmak için arkamı dönmek istiyor bir tarafım ama söz verdiğim gibi kaçmak yok diyorum birkez daha bi sefer kacamazsın,saklanamazsın.

Nehir yüzündeki alaycı gülümsemesiyle karşımda sırıtırken ona döndüm ve onun dediklerine dikkatimi verdim “ne dedin sen?" hala sırıtırken bir kez daha konuştu "diyorum ki hapishaneye giren birinin bu okulda ne işi var, ismimizi lekeliyorsun" dedi etrafta ki birkaç kişinin bakışları bizi izlerken onları umursamamaya çalışıyor, aynı anda Nehir'e laf yetiştirmeye çalışıyordum.

"Bak Nehir bugün okulun ilk günü şimdiden seninle saçma laflarınla uğraşmak istemiyorum. " Nehir'in yüzündeki sırıtış Şaşkınlık ifadesine dönerken etraftakilerin de bakışlarını kaçıracığa bir bakış atıp konuşmaya başladı " Derin hapishanede olaylar nasıldı bilmem ama burası senin eskiden hatırladığın seni masum gören o okul değil" omuzlarımı silktikten sonra "sence umrumda mı NEHİR" cevabını beklemeden arkamı döndüm benden bu kadardı.

Sınıfa kadar kimseye bir kez daha çarpamamak gibi bir planım vardı fakat evren benim okuldan kaçmam için uğraştığını düşünmemi istermiş gibi merdivenlerde hiç tanımadığım bir erkekle çarpıştım ultra yakışıklı falan demiyeceğim çünkü şuan hiç aşk vakası kaldıramam .Karşımda ki çocuğa bakarak;

“Sende kaçsana ya hadi “dedim sinirle ne de olsa okulda ki herkes benden korkuyordu.

Karşımda ki çocuk ilk boğazını temizledi ve konuşmaya başladı “Olmaz ilk olarak üstüme döktüğün tişörtle birlikte kahve paramı ödemelisiniz kara kız “dedi sanki beni hiç tanımıyormuş gibi.

Ama aynı zamanda siyah saçlarıma gönderme yapmıştı,bende onun alaycı tavrına gönderme yaparak;

“Hadi ama palyaço senin şuan çığlık çığlığa kaçman gerekiyordu” etraftaki birkaç kişi bize bakıyor fısıldaşıyorlardı fakat ne benim umurumdaydılar ne de karşımdaki çocuğun ben bunları düşünürken çocuk hafif öne eğilerek

“okulda yeniyim bir, iki ismim palyaço değil Yiğit şimdi kara kız eğer takma isim sevmiyorsan adın nedir acaba he unutmadan aşırı yakışıklıyımdır yani palyaço falan ayıp oluyor,hesabını heklerim he” dedi

Dediği son şeyle birlikte ilk gözlerimi devirdim aynı anda Çocuğun dediği şey ile benden neden “kaçmadığını” anlamış olmakla birlikte çocuğun bana beklentiyle bakarken ben de sorusuna cevap verdim

“Derin ben ,palyaço okula yeni geldin demek ama illa benle ilgili söylentileri duymuşsundur değil mi?” sorduğum soruyla birlikte

İlk omuz silkti daha sonra “okul da benden önce olan şeyler umurumda değil şuan sadece umurumda olan şey sabah kahvemi içememiş olmam ki benim gibi kafein bağımlısı olan biri için bu bir işkence anlayacağın.” Alayla kurduğu cümleyle birlikte yüzümdeki sırıtış daha da genişledi

Yiğit yine kulağıma eğilip cümlesini devam ettirdi “ Hem biraz ileride 2 kız 3 erkek olmak üzere bir grup beni öldürecek gibi bakıyorlar.”

Dediği şey ile hemen arkamı döndüm döndüğümü görünce ne yapacaklarını şaşıran Dirim’le Barın sağ sola bakarken Defne el sallayıp sırıtırken Ayza kafasını ters tuttuğu edebiyat kitabına gömmüştü O’ysa Yiğit’e ölümcül bakışlarını atıyordu. Kim olduğunu hatırlamak istermişçesine gözlerini kısmış düşünüyordu.

Yiğit’e döndüm ve kolundan tutup sınıfa doğru çekiştirmeye başladım “hangi sınıfsın palyaço” dedim.

Yiğit ilk gözlerini devirip “ 12/C “ dedi,kafamı sallayıp “tamam aynı sınıftayız işte” dedim Yiğit’se bana bakıp dudaklarını büzüp “Peki kahvemle tişörtüm ne olucak.” Sınıf kapısına gelince kolunu bıraktım ve en arkalardan bir sıraya geçip yanıma oturması için başımla işaret edip sorusuna cevap verdim “Kahveni birdahaki teneffüste alırım tişörtünse çıkışta alışveriş merkezine gidip alırız” dedim sıraya otururken tam ağzını açıp cevap verirken fizik hocamız içeri girdi…

Son dersimiz de bittikten sonra çantamı alıp yürümeye başladım Yiğit yine yanımda yürürken ağzını açıp yine konuşmaya başladı

“Taksiyle mi gideriz” doğruya benim panterimi burada bırakamazdım

Yiğit’e dönüp “benim panteri burada bırakamam” deyip motosikletimi işaret ettim Yiğit ilk olarak bana dönüp sen ciddi misin bakışını attı daha sonra koşarak pantere sarıldı okuldakiler zaten benimle Yiğit’i izlediklerini bildiğimden umurumda değildiler ayrıca Dirim’le diğerlerini sabahtan beri görmüyordum

“Derin hadisene bunla bana tur atmamamız lazım” dedi heyecanla başımı iki yana sallıyıp motosiklete binip eve sürdüm

Motosikleti garaja bırakıp Yiğit’e döndüm “ ee nereye gideceğiz”elimle hayali bir tırnak işareti yapıp “senin u kahven ve tişörtün için” dedim.

Eve geldiğimde yedek anahtarı koyduğum saksının kırılmış olduğunu gördüm içimi kaplayan huzursuzlukla birlikte kapıya anahtarı sokup çevirdim…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.