İçkisini durmadan yenileyen kovboy için sıradan bir sabahtı, Jeffrey'in elinde yine gazete vardı ve çoğunlukla olduğu gibi manşetleri yine o süslüyordu. Çılgın kovboyun yeni bir soygunda imzası vardı! Aman tanrım onu bulana milyonları teklif ediyorlardı. Aslında bu teklifler Jeffrey'in zevk almasına sebep oluyordu, milyonları kazanmak için onu arayan bir sürü insan vardı. Aslına bakarsak bu insanlar sadece Jeffrey'i aramıyordu, onun yanından ayrılmayan Pol'ü de arıyorlardı. Jeffrey sigarasını küllüğe bastırdı. İçki şişesinin içerisinde ki son damlalarıda yudumladı. Her bir yudumda Pol'ün geri dönüp dönemeyeceği hakkında tasalanıyordu. Belki iki belli üçüncü yudumda Pol'ün tekmeyle içeriye dalması bir oldu. İçkilerin ve sigaların paketlerce olduğu siyah poşeti fırlattı ve kendine bir sandalye çekti. Jeffrey dikkatlice ona ve eline bakıyordu, elinde sımsıkı tuttuğu bir kağıt vardı. Elini işaret ederek "Bu da ne böyle?" dedi ve Pol'ün faltaşı gibi açılan gözlerinin içine gülümsedi. "Bu mu? Bu bir duyuru, Bafra krallığına dair bir duyuru." Bu Jeffrey'in oldukça dikkatini çeken bir haberdi, Pol neredeyse her gün yeni haberlerle eve dönüyordu fakat bu sefer ki haber oldukça ilgi çekiciydi. Buruşan kağıdı dikkatlice açtı ve altın rengi yazılmış para miktarını gördü. "Aman tanrım sonsuzluk merdiveni inşaası bitmiş, merdiveni sonuna kadar çıkabilen kişi kraliçe Myra ile evlenecekmiş. Beni duyuyor musun Pol, burada kesinlikle bizde olacağız anladın mı?" Pol heyecanlı bir şekilde onayladı ve aniden duraksadı. "Söylesene oraya kadar nasıl gideceğiz, herkes bizi arıyor." dedi ve içerledi. Jeffrey kararını vermişti, önüne ne engel çıkarsa çıksın oraya gitme fikrinden caydıramayacaktı. İki odalı olan evin diğer odasına geçti, eline siyah bir poşet aldı ve yanında götürmeleri için ne gerekiyorsa onları koydu. Yüksek sesle "Yarın yola çıkıyoruz, kazanmadan dönmeyeceğiz. Eşyalarını hazırla dostum!" Pol'ün endişesi tamamen gitmişti, Jeff eğer bir şeyi bu kadar istiyorsa almadan geri dönmezdi. Jeffrey'in de olduğu diğer odaya geçip cebinden sigarasını çıkardı. Jeffrey'e sigarayı uzattı ve dostunun sigarasını ateşledi. "Kraliçe Myra ile evlenebilmek, hem rüya hemde kâbus gibi." Pol'ün ağzından dökülen bu sözcükler Jeffey'in ilgisini çekmişti. "Kâbus? Ne kâbusu be, kadın çok zengin." Pol kahkahasını tutamadı, evet o kadın çok zengindi fakat oldukça çirkindi. Ailesi ölmüştü ve uzun zamandır tek başına krallığı yönetiyordu. Aslında şimdiye kadar evlenmesi gerekirdi fakat çok çirkindi, hiç sevilmemişti.
Yıllar önce...
Myra atı ile konuşuyordu, onu anlayan tek kişinin o olduğunu düşünüyordu. "Kimsenin sevmediği birisi olmak çok zor, keşke senin gibi bir at olabilseydim. Daha özgür olurdum ve beni sevebilecek birisi olurdu." Ağzından dökülen tüm bu sözler o kadar acıydı ki. Tüm yaşadıklarını bir ata anlatıyordu, ne acı. Zavallı kadın, halkı bile ona acıyordu. Son zamanlarda bu acıma işi halkının da dışına çıkmıştı, onu diğer krallıklar bile tanıyordu. Çirkin olduğunu, kimsenin onunla evlenmek istemediğini neredeyse herkes şölenlerde konuşuyordu. Tüm bunlar Myra'nın her yönden çökmesine sebep oluyordu, tek çarenin rüyasında gördüğü merdivenlerin olduğunu düşünüyordu. Tüm bu düşünüşlerin sonunda inşaata başlatmıştı. İnşaat başladığında bile bu sonsuz merdivenler rüyalarını süslüyordu.
Bugüne dönersek, Jeffrey tüm gece bu kadını düşündü. Sanırım Pol ile gitmek iyi bir fikir değildi. O kazanırsa kendisini unutabilirdi, fakat Pol iyi birisi değil miydi? Onu unutmazdı, sonuçta uzun süredir ortaklık yapıyorlardı. Bütün soygunlar da onunda parmağı vardı, o da akçelerden yararlanmıştı. Tüm bu kaygılarla birlikte
geceyi kapattı. Sabah uyanır uyanmaz yatağının yanına devrilmiş olan içkisinden yudumladı. Başında ki ağrı bitmek bilmeyecek gibiydi, doğruldu ve Pol'e seslendi. Pol odanın diğer ucunda yatıyordu, Jeffey'in dün geceden kalan kini geçmemişti. Onu her gördüğünde kazanacak kişi o olursa ne olur diye düşünüyordu.
"Pol, kalk yola çıkacağız. Erkenden yola koyulursak yakalanmayız."
Pol yorganı üzerine çekti, "Krallık buraya yakın değil, oraya varmamız her şekilde 2-3 gün sürecek. O yüzden biraz daha uyumama izin ver" Jeffrey şaşırmıştı, Pol neden onun dediğini yapmıyordu. Ona çok itaat eden birisinin böyle yapması gururunu zedelemişti. "Hah, peki. Ben erkenden çıkacağım, sen de istediğin zaman kalkarsın. Keyfini beklemeyeceğim, anladın mı dostum?" Pol yine de onun böyle davranmasına dayanamamıştı, yataktan kalktı ve banyoya doğru yöneldi. "Bu zamana kadar her zaman yanında oldum, şimdi de seninle birlikte geleceğim." Jeffrey hırslı bir şekilde eşyalarını toplarken bunu duydu ve gülümsedi. "İşte benim dostum, hadi gidip kazanalım şu şeyi."
- Son -

