Dünyaya geldik ve bir hiçliğin ortasında bulduk kendimizi.
°Stefan Zweig°
Çok ıslandık, yağmur öyle bir yağmıştı ki, sanırsın bizim gözyaşlarımız. Üstümüz, başımız su içindeydi. Pelin arada öksürüyordu. Hava da çok soğuktu. Kiyafet bile getirmemiştik. Halimize mi ağlıyorduk, yoksa soğuktan mı bilmiyorduk. Ayağa kalkıb, yürümeye karar verdik, belki buluruz. Bir umut. Belki bizi sürükler. Ola bilir di. Bu hayatda ne istersen, olamazdı, neden korkarsan o olurdu. Bizde de oydu. Yolumuzu bulamazdık, ama korkularımızı bulirduk.
Yol boyu pelin sadece, öksürüyordu. Oturduk yere bir az yemek yemek için çanta mı açtım. Az börek yedik. Pelin'e çok verdim. Zaten öksürmekten bir şey yiyemedi.
-Ben kendimi çok kötü hiss ediyorum
.
Dedi Pelin. Zerrin, elini alnına koydu.
-Ateşi var
-Bir ateşimiz yoktu o da oldu.
Mert, Pelin'e yaklaştı. Elini alnına koydu.
-Ateşi var. Ağabeycim. İyi misin?
-İyiye benziyormuyum?
-Benzemiyorsun-Alican
-Ne yapsak ki? Ha Kumsal biliyor musun?
Mert yine, laf sokmak için yer arıyordu..
Tamam, burada ki, qçüncü günümüzdü. Her kes sinirliydi. Yanlızca o değil. Ama abartıyordu. Kaç kez açıklamam gerekir? 1, 2, 100 evet 100 kere açıkladım ama anlamaıyor du. Sanki, isteyerek ben yapdım. İsteyerek pusulayı kayb etdim ki, Adrenalin yaşayalım. Sanki, ben böyle olmasını istiyordum.
Telefonumdan kamareyı açtım. Pelini çektim. Yerde oturmuş başını tutan pelini. Belki işe yarar diye. Anneme atdım. İnternet de mi bitmişdi. Evet ne zaman şansım olurdu. Cevap. Hiç bir zaman. Kamerayı kendi me çevirdim. Saçlarım, ıslanmışdı. Ördek yavrusuna benziyordum. Çirkin olanına. Mert'i çektim. Ağaçla bir şeyler yapıyordu. Zerrin, pelinin saçlarını okşuyor, Alican da telefonunda imternetsiz oyun oynuyordu. Burda bile oynuyordu. Telefonu mu kapatıp, çantama atdım. Acaba, beni merak ediyorlar mı? Takipçilerim, polise falan haber vere bilirler. Ama hayır. Video bir haftaya gelicek demişdim. Bir haftaya orda olacağımı sanıyordurlar şimdi. Annem? Babam? Telefonumuz kapalı diye, arıyorlarmıdır. Bence, onunda cevabı, hayır çünki, çok ülke gezdim 1 ay bile kaldım. Sadece bir defa aradılar. Hep gidiyorum diye endişeli değillerdir. Ama pelinle Mert'in annesi, babası arıyordur. Onlar hiçülke gezmediler. Alican'ıda Ararlar, evin tek çocuğu ama bulamayacaklar. Umudum yoktu.
-Pelin iyi misin?
Zerrinin sesini duyduk. Hemen fırladım. Hepimiz Pelinin başında toplanmıştık. Bayılmıştı. Cevap vermiyordu. Mert, telaşla, çağırıyordu. Ama Pelin cevap vermiyordu. Alican elini, Pelin'in boynuna koydu. Nefes alıp almadığını yoklamak için. Yüzümüze bakıp,
-A... Azalıyor.
-Nasıl Azalıyor!
Mert'in gözü kıpkırmızı olmuştu.
-Ö...Öldü. öldü..
-Nasıl?
Yutkundum. Yüzü aniden bembeyaz olmuştu. Elleri yere düştü. Mert ağlıyor. Alican Şokta. Ben ise suçluluk hissinden ölecektim. Sessiz sessiz ağlıyordum. Nefesim gidip, geliyordu. Nefes alamıyordum. Zerrin de ağlıyordu. Mert Pelin'i tutup, daha da ağlıyordu. 3 saatdir. Burada durup ağlıyorduk. Yağmur yine başladı. Yine, yine biri ölemezdi. Yeter artık.
Pelin'i kayb etdik bugün, bu gün sona erdi hayatı. Bu gün. Belki de kurtulmuştu, belki de rahatdı. Hepsi benim suçum özür dilerim.
Özür dilerim PELİN.
Özür dilerim MERT
Özür dilerim ALİCAN
Özür dilerim ZERRİN.
Özür dilerim. Özür...
Bölümün sonu...


