Vera, şehir kalıntılarının arasında tek başına yürüyordu. Her adımında ayaklarının altındaki kırık camlar, yıkılmış binaların gölgeleri ve uzaktan gelen zombilerin ulumaları onun karanlık bir sessizlikle yüzleşmesine neden oluyordu. “Her yer… ölüm kokuyor,” dedi kendi kendine, sesi titreyerek. “Ama hâlâ nefes alıyorum. Belki bu… bir şans.” Bir zamanlar insanların yaşadığı evler, artık boş ve sessizdi. İçlerinden biriyle karşılaşma umudu yoktu; hayatta kalanlar çok azdı ve onlar da saklanıyordu. Vera, bir markete sığındı. İçeride eski bir harita ve birkaç kutu konserve buldu. “Bunlar… belki beni kurtarır,” dedi Vera, kendine güvenmeye çalışarak. Ama her köşe karanlık, her gölge tehlikeydi. Dışarıdan gelen sesler onu alarma geçirdi. Zombiler marketin camlarını parçalıyor, içeriye girmeye çalışıyordu. Vera, tüm gücünü toplayarak eski bir levha ve kutularla geçici bir barikat yaptı. Saatler boyunca sessizce bekledi. Yorgunluğu, açlığı ve yalnızlığı onu zorluyordu ama vazgeçmedi. Her zaman hatırladığı bir şey vardı: hayatta kalmak, tüm kayıplara rağmen tek seçeneğiydi. Sabah olduğunda, Vera yavaşça barikattan dışarı baktı. Şehir hâlâ tehlikelerle doluydu ama bir umut ışığı vardı: uzakta bir tepe ve orada beliren küçük bir grup insan. Belki kurtuluş, belki yeni bir başlangıç… Vera derin bir nefes aldı. “Belki… belki yeniden başlayabilirim,” dedi kendi kendine. Zombilerin ulumaları hâlâ arkada yankılanıyordu, ama Vera, kayıpların ağırlığını taşımaya hazırdı. Dünya kırılmıştı, ama o hâlâ hayattaydı. Ve belki de, bu karanlıkta bir ışık bulabilecek
Bölüm 8
Kırık dünya
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.