İçeriğe geç

ÖLÜ HEYKELLER

Bölüm 9 · 5 dk okuma

ÖLÜ HEYKELLER

Bölüm 9

MÜZAYEDE

Plan basitti. Önce herkes müzayede salonunda arka sıralara geçip dikkat çekmeden birkaç elmas yüzük, kolye alacaktık. Ardından ben, Açelya ve Azra zemine inip orada olay çıkaracağız. İnsanların ve güvenliklerin dikkati bizim üzerimizde olacaktı ve grubun geri kalanı içeri girip "Üç Kalp Elmas" adlı elmas kolyeyi çalacaklardı. Bu kolye ölüler ve yaşayanlar arasındaki portalın bir anahtarıydı. Tamı tamına on iki parça var ve "Üç Kalp Elmas" eseri en önemli parçası. Boyuna asma kısmını çıkartıp Asıl elmasları portala yerleştirecektik ancak portalı bulamıyoruz Koray yavaşça beni belimden

kavradı ve etrafa selam verdi. Aynı şekilde Ferman Açelya'yı, Ediz ise

Azra'yı beline sardı.

Hepimizin takma isimleri vardı. Ben Zeynep Oya ALPMAN, Koray Sadık ALPMAN, Ediz Deniz MİDAS, Azra Zeliha MİDAS, Ferman Emir Alp KIRAY, Azra Kamer KIRAY olmuştu.

Herkesin bir holdingi vardı. Bizim ki Oya holding, Edizlerin ki Midas holding, son olarak Fermanların ki ise Ay holdingdi.

Merdivene yönelirken basın muhabirleri sorular sorup fotoğraflar çekiyordu. Kendimi bir an ünlü zannettim. Çok tedirgin olmuştum. Hızlandığım sırada Koray’ın kalp atışlarının da hızlandığını fark ettim. Yavaşladım ve Koray’ın kulağına yaklaştım. “Koray sakin ol. Eğer heyecanını yenemezsen plan mahvolacak haberin olsun. E hadi o zaman gidelim mi sevgili eşim Sadık?” gülümsedi “Elbette sevgili eşim Zeynep Oya” gülümsemesi büyüdü ve yanağıma bir öpücük kondurdu. Sinirle ona doğru döndüm “Rol gereği sevgili eşim” yüzüme somurtkan bir ifade yerleşti. “Hadi ama somurtma, göster bize güzel gülüşünü” Güzel gülüşünü, çok tatlı. Fısıltı bitmiş, yerini otoriter bir ton almıştı.

“Hayatım, bu gün sana en güzel elmas yüzükleri alacağım, ne dersin?” birkaç dakika düşündüm, acaba bizden olur muydu ki? Kafamda o sorular dolaşırken merdivenin sonuna gelmiştik . Gözüm tertemiz, ipek gibi yumuşak olan o kırmızı, mor ve mavi renklerindeki koltuklara çarptı. Mor koltuk... Gözlerimi o mor koltuklardan uzaklaştırdım ve sıkıca kapadım. Nefeslerim hızlandı. Koray'ın elini sıktım ve ona doğru yaklaştım. Çok korkuyordum çünkü küçüklüğümdeki Gece babası tarafından mor bir koltukta sürekli tecavüze uğruyordu. Başım felaket bir şekilde dönerken bir ataş basıyor, bir soğuk çöküyordu vücuduma. Midem bulanıyor ve aynı anda göğüs kafesimin ortası ağrıyordu. Boğuluyormuş gibi hissediyordum. Adeta ölüyordum. Koray yavaşça önüme eğildi ama gözlerimi açamadım. Bir şeyler mırıldandı ama anlayamadım. Artık en sonunda ona doğru kısık bir sesle "Koray beni buradan uzaklaştır çabuk!" elim elinden ayrıldı ama şimdi onun kucağındaydım. Çok korkuyordum, o adam geri gelecek diye çok korkuyorum. Koray da korkmuşa benziyordu. Belki de benim için endişeleniyordu. Kulağıma doğru eğildi " Gece seni ne korkuttu böyle?" Hiç düşünmedim "Mor koltuklar!" diye inledim. Sanki ruhum bedenimden ayrılıyordu. Ellerim titriyor, sesim acıyla çıkıyordu. Kalbim parçalanıyordu. "KORAY KURTAR BENİ!" diye inledim. Bir kapı açıldı ve içeri girdik.

Ağlamıyor olmam beni şaşırtmıştı çünkü genellikle anksiyete krizlerim uyurken oluyordu. Karın bölgemdeki ağrı şiddetleniyor, kalbim sıkışıyordu. Koray beni rahat bir koltuğa oturttu "Gece sakin ol, sakin ol. Geçti gözlerini açabilirsin. Burada mor koltuk yok, hadi aç güze gözlerini. Ne olur" sesi titriyordu. Ama şefkati hiç eksik olmuyordu bana karşı. "Tamam açıyorum, ama eminsin değil mi mor koltuk olmadığına eminsin değil mi?" Sesim de acı çok derindi. Yavaşça gözerimi araladım ve ilk baktığım Koray'ın yemyeşil gözleri oldu. Gözleri dahi titriyordu. Odayı incelemeye başladığımda karşımdaki koltukta oturan bir adam vardı. Babam... Kısa bir çığlık patlattım ellerimle gözlerimi kapattım. Ağlamaya başladım.

Kapı açıldı ve içerisi baskın bir vanilya kokusuyla kuşatıldı ve o şahsın adımları hızlandı. Daha bu sabah bu kokuyu almıştım. Bu koku Ferman'a aitti. O Koray gibi önüme çökmedi ama yanıma oturdu. Ağlamam şiddetlendi ve "DEFOL!" diye bağırdım. Ürkmüştü ama hiç kıpırdamadı. Bir kez daha "DEFOL DEDİM SANA!" sinirim katlanıyordu ve ben bunu durduramıyordum. Koray'a doğru yaklaştım ve beklenmedim bir anda ona sıkı sıkı sarıldım. Karşılık verirken daha sıkıydı. Ferman elini omzuma koydu ama ben fevri bir hareketle onu benden uzaklaştırdım. Daha sonra içeriye orkide kokulu bir bayan girdi; Açelya. Bana doğru atıldı ve "Ne oldu bu kıza! Hali ne bu kızın! Ne yaptınız ona Ferman!" Bir kız daha girdi ancak bir onu tanımıyorduk çünkü o bir görevliydi. "Sadık bey, Zeynep hanım, Kamer hanım, Emir bey neler oluyor burada?" Açıklamam yoktu ama umarım diğerlerinin bir açıklaması vardır. "Şey bir yakınını kaybettiği için üzülüyor Zeynep hanım. Bizde ona destek çıkmak için yanındayız. Şimdi lütfen çıkar mısınız!" Konuşan Açelya'ydı ve oldukça sinirli çıkıyordu sesi. Ferman'ın dokunuşu babamınki gibi olduğu için onu yanımda istemiyordum ama

Koray'a karşı bir zaafım vardı; Gözleri.. Yeşil bana sadece fotoğraflarda gördüğüm annemi anımsatıyordu. Tıpatıp aynısıydı gözleri. Huzur veriyordu ona bakmak, gözlerine bakmak. Onu öpmek geliyordu içimden ama içimden bir ses bunun iyi olmayacağını söylüyordu. Ferman ve Açelya odadan çıktı. Ve gözlerimi açtım. Kucağından ayrıldım ve babamı gördüğüm koltuğun boş olduğunu gördüm. Halüsinasyon görmüştüm. Babamı öldürdüğümü unutmuştum.

Koray'a döndüm. "Hadi gidelim artık. İyiyim ben. Sadece normal bir anksiyete kriziydi" gözleri büyüdü "Sen şaka mı yapıyorsun Gece! Tam on beş dakikadır hem sen hem de ben neler çektik! Oturur musun lütfen!" sinirli değil endişeliydi. Benim için endişelenmişti. Ayağa kalktım ama beni oturttu.

...

Müzayede başlamıştı ama ben salonda değil, Koray ile birlikte arka odada "Üç Kalp Elmas" eserini arıyorduk. Beraber bir suç işleyecektik.

Önümde büyük bir cam kutu vardı ve içerisinde "Üç Kalp Elmas" vardı. "Koray buraya gel buldum onu" eser kırk beş gram ağırlığındaydı ve bizde bire bir kopyası vardı. Neden mi, çünkü ağırlığı kalkınca alarmlar çalacaktı.

Cam inceydi ve kolayca kesilmişti eli çabuk olan kişi ben olduğum için hızlıca değiştirdim. yavaşça ellerimi çıkarttım ve elması çantama yerleştirdim. Aşağıda Açelya ile Azra kavga ediyordu ve herkes onlar ile ilgileniyordu. Kapıdan hızlıca çıktık ve Koray gidebileceğimizi bildirdi ve bizde indik. Arabanın önünde onları beklerken bir adam bana doğru yaklaştı ve kulağıma eğildi kısık bir sesle "Küçük kız ben bu elması çalmak için hayatım boyu çalıştım ve eğer beni bozmaya çalışırsan bende seni bozarım" dedi ve iki bıçak çıkardı ve sonra Koray ve benim çığlıklarım duyuldu...

DEVAM EDECEK...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum