Bir elimde silah karşımda Alina vardı. Elim tetikteydi ve her an her şey olabilirdi. Olaylar o kadar hızlıydı ki ne oldu anlayamadım. Elim terlemişti, sırılsıklamdı ve metalin kokusu çoktan burnuma gelmişti. Ama bir terslik var, Alina korkmuyordu hem de hiç korkmuyordu. Sanki bir planı vardı; tehlikeli bir planı.
Kana susayan gözlerle ona bakıyor, ona acı çektiriyordum. "Eğer öleceğimden emin değilsen çek elini tetikten Gece. Hatta o silahı bana ver, ne dersinin?" çok sakindi bu sakinlik beni baştan aşağı ürpertti, ama kimse beni kararımdan döndüremez. Tetiğe bastım, bir an bile düşünmeden tetiğe bastım. Alina gülüyordu aynı zamanda göğsünden oluk oluk kanlar akıyordu.
Psikopat gibiydi gülüşü, ölüyordu ama umurunda değildi tek düşündüğü intikamdı ve artık benim kılıma dokunamazdı. Kahkahası soluyor ruhu bedeninden ayrılıyordu ama hiç üzülmüyordu, biliyordu onu benim öldürdüğümü ama yine de gülüyordu. "Artık oyun bitti Alina, şimdi söyle portal nerde" sesimde üstünlük ve asalet vardı.
Sakindim ama bir saniye daha bekleye bile bekleyecek tahammülüm bile yoktu. Alina yine güldü bu sefer sesi titremişti." Bunu sana söyleyeceğimi nerden çıkarttın Gece. Ayrıca zaten beni öldürdün bir daha karşılaşmayacağız küçük kardeşim " ne dedi o. " NE?!" acımasızca kendi kız kardeşimi mi öldürdüm ben. Ama bu da onun yalanlarından biri olabilirdi tabii.
Daha fazla dayanamadım ve anlının ortasına ateş ettim. Kafa tası binlerce parça ayrılırken hala gülümsüyordu. O artık canlı değildi, olamazdı da.
Eve gitmek için arkamı döndüğümde bir kadın arkamdan bağırdı; Alina. Daha demin onun kafa tasını binerce parçaya ayırmıştım, nasıl ölmemiş olabilirdi ki. Yavaşça arkamı döndüğümde Alina hala tek parçaydı ve ayağının altında kendi cesedi vardı. Bu imkansızdı. Deliriyordum, eminim kesinlikle deliriyordum. Emindim çünkü böyle bir şey olamazdı.
Bu arada kedimi tanıtamadım. Ben Gece ATEŞ. Annem beni terk etti ve babam da ben on iki yaşımdayken ölmüştü. Altı yıl yetiştirme yurdunda kaldım on sekiz yaşımda bir iş bulup beş sene o işte çalıştım sonra kendi işimi kurdum. Daha sonra battım tabi ve şu an yirmi altı yaşımda bir katil oldum. Hayat bana hiç gülen yüzünü göstermedi.
Alina alayla bana baktı "küçük kardeşim hemen psikolojin alt üst mü oldu yoksa. Merak etme yanında ablan var" demişti
Kafam bir milyon olmuştu ve acıyordu da. "ARTIK BENDEN ALDIĞI PARASI TAMAMEN BENİM" diye çığlık attım mutluydum vicdan azabı çekmiyordum ve Alina'nın halüsinasyonları yoktu. Mutluydum abimin intikamını almıştım ancak sırada onun benden çaldığı portal, ondan geri olmam gerekiyor.
Şu anda portal nerede olabilirdi ki...
TELEFONUMA EL ATTIM AMA YERİNDE DEĞİLDİ. Kahretsin telefonum yerinde değildi. Şimdi nasıl eve dönebilirim. Taksiler bu yoldan geçmiyor bu koskoca İstanbul'da bir araç dahi buradan geçmiyordu. Tanrım sanırım artık yolun sonundayım. Bir silah sesi duyuldu ve bir çığlık sesi; çığlık sesi bana aitti. Tam her şey bitti derken biri bana doğru hızı adımlarla yaklaştı. Kim olduğunu bilmiyordum ama erkek olduğunu yürüyüşünden anlamıştım.
Tam bayılıyorken o kişi beni tuttu ve koşmaya başladı beni bir aracın arka koltuğuna bindirdi ve hızlıca arabayı çalıştırdı hiç beklemiyordum böyle bir şeyi ancak o kişi bana sorular soruyordu ben ise onun sorularını bile duyamıyordum gücüm tükenmişti, acıkmıştım ve en önemlisi yorgun düşmüştüm aklımda kalan tek şey hiç bir şeydi
...
Kafam çatlıyordu uyandığımda. Ölmüş müydüm acaba? Yanımda birden bir silüet belirdi ve bana "yaşıyor uyandı" dedi ama ben hala oyuyordum...
