İçeriğe geç

OLMAZLARA İNAT

Bölüm 2 · 5 dk okuma

OLMAZLARA İNAT

Bölüm 2

2. BÖLÜM

OLMAZLARA İNAT 2. BÖLÜM

KATİL KİM?

Evet biraz değil çok kızmışlar. Ama onlar istemişti tüm bu olanları.

“A beyler kusura bakmayın ama hak ettiniz. Neden diye sorarsanız çünkü bizi takip ettiğinizi biliyorum. O zaman ne yapmayacak mışız?” diye sordum.

“Ne yapmayacak mışız?” dedi Buğra.

“Yaramazlık yapmayacaksınız.” Deyip içeri girdim. Yani insan okula daha yeni gelen biri ile en fazla 2 günde arkadaş olurlar. Ama bunlar öyle değil ki sanki bir av görmüş gibi atlıyorlar…

Sırama oturup kafamı sıraya koydum. Daha Deniz gelmemişti. Acaba şuan ne yapıyordur… Töbe töbe yemin ederim çocuk rüyalarıma bile giriyor.Tabii o girince rüyalarım kabusa dönüyor…

“Günaydınlarr” yine saf ve kendini beğenmiş süslü püslü Ebru hocamız ortama neşe saçıyordu. Bu neşeler niye bana sıçramıyor.

Tam hoca derse başlayacaktı ki içeri Deniz girdi.

“Size de güno hocam.” Bi dk o şimdi benim…Benim her zaman ki dediğim kelimeyi mi kullandı? Tamam Kumsal sinirlenmeyeceğiz. Çünkü intikam alıyor. O da bizim gibi sinirlendi.

İçeri girip sırasına oturdu.

2 saattir sinirimi bastırmaya çalışıyorum. Zil de çalmıyor zaten.

“Evet arkadaşlar bugünlük bu kadar derslerinize çalışmayı unutmayın özellikle Kumsal sen iyi çalış kızım.” Bunu her ders sonu söylüyor.Bıkmadın mı be kadın?

Neyse ki zil çalmıştı.Ayağa kalkıp Deniz’in kulağına eğildim.

“Okulun arkasında buluşalım.Konuşacaklarımız var.” Deyip sınıftan dışarı çıktım ve buluşacağımız yere geldim. Hayır yani neden bu kadar sakin?

“Ne oldu?”

Deniz gelmişti.

“Bir şey olmadı. Ya şey sana dün yemek yerken not geldi mi?Yani size”

“Hayır sen neyden bahsediyorsun?”Nasıl ya.O zaman Aykan ile Buğra bana niye geldi.

“Kumsal” Ama ben onların masasına göndermiştim bu nasıl olabilir?

“Kumsaal” Nasıl olur bu?

“KUMSAAL”

“Deniz?

“İyi misin”

“İyiyim yok bir şey dalmışım.” Deyip oradan uzaklaştım. Acaba yanlış masaya mı verdim? Her neyse bende planlar tükenmez.

“Ah be şu Buğra ne kadar yakışıklı dimi yaa? Bayılıyorum bu çocuğa” dedi Kiraz.

Deniz’den sonra kızlarla beraber kantine inmiştik. Tabii her şeyi her zaman ki gibi Kiraz bozuyordu.Bi kere de Buğra deme be kızım…

“Ben de senin salaklıklarına bayılıyorum ve destekliyorum Kiraz’cım.” Diye dalga geçtim Kiraz’la.

“Ee kızlar ne okumayı planlıyorsunuz ,hiç bunla ilgi konuşmadık.” Dedi Eylül kız haklı ama..

“Ben hemşirelik sen Kiraz?”

“Ben aşkoloji okuyacağım Eylül’cüm.”

“Öyle bir bölüm olduğuna inanmıyorum.” Dedim gülerek. Aşkoloji ne ya?

“Peki sen Kumsal ne okuyacaksın?”diye sordu Kiraz.

“Ben…Ben mi?”

“Evet sen?”

“Bilmem belki bir mucit olurum.Babamı geri getirebilmek için. Ya da bir astronot. Babamın şu anda görmediği, izleyemediği, izlerken keyif alamadığı o yıldızları toplamak için. Ya da hiç bir şey ölümü bekleyip babamın yanına gitmek için…” dedim hüzünle.

“Özür dilerim.” Dedi Kiraz gelip bana sarılarak.

“Yaa yapma be kızım bizi de üzüyorsun.” Dedi ve Eylül de bana sarıldı.

“Kızlar, ben bir hava alayım.”deyip ayağa kalkıp okulun terasına koştum.Teras da yine kimse yoktu.Terasın korkuluklarına tutundum.Derin bir nefes aldım.

“Seni özlüyorum mavi gözlerin sahibi”

“Kimi beni mi?”

“Aa Deniz…Ya sen değil babam.Babamın gözleri de böyle mavi…”

“Neden özlüyorsun ?Çok bağlısın galiba babana.” Gülümsedim

“Evet bağlıyım.” Dedim.

“Tamam da okul çıkışı evde görmüyor musun?” Bir kez daha gülümsedim. Hiçbir şey bilmiyorsun Deniz.

“Evet görüyorum ama evde değil.”

“Nerde?” gözümden bir yaş aktı.

Gökyüzüne baktım ve elimle gökyüzünü işaret ettim.

“Orda.”

Ben gökyüzüne bakarken Deniz’in bakışlarını üzerimde hissettim.Rahatsız olarak banka oturdum.

“Ben…Üzgünüm…”

“Senin üzgün olman hiçbir şeyi değiştirmeyecek.” Dedim hüzünle.

Birkaç dakika sonra konuşmaya başladım

“Babam öleli 1 yıl oluyor.Ama bir cinayetle öldü. Her insan gibi ölmedi hastalıktan filan değil cinayetle.”

“Ne?!”

“Ne canım niye bu kadar şaşırıyosun?

“Yoo şaşırmıyorum.”

“Tama-“ zil çalmıştı. Birbirimize baktık.Deniz kalkıp bana elini uzattı.

“Ben burada duracağım böyle derse girmek istemiyorum.Şarkı dinleyip biraz dinleneceğim. Dün doğru düzgün uyuyamadım.” Dedim ve telefonumdan Yaşlı Amca-Yıldızlara Bak ‘ı açtım. Banka uzanıp Deniz’in gitmesini bekledim.

Birkaç dakika bana baktıktan sonra çok ama çok garip bir şey yaptı. Kafamı kaldırıp kafamı yasladığım yere oturup kafamı dizlerine bıraktı.

“Ne yapıyorsun?” dedim ve kalkmaya çalıştım.

“Bir şey yapmıyorum arkadaşımı yalnız bırakmak istemiyorum sadece”deyip beni geri yatırttı.

“Arkadaşım?”

“Evet arkadaşım.” Dedi Deniz.

“Demez miydin hep sevdikçe büyürsün

Gözlerini kapat biz büyüktük

Birbirimizden büyük sevdikçe küçüldük” diyordu şarkı.

“Hep babam da derdi bana sevdikçe büyürsün diye. E tabii çocuktum o zaman anlamamıştım. O zaman da hep çabuk büyümek isterdim.Her gün daha çok sevdim her gördüğüm insana seni seviyorum derdim.Ama artık ben büyümek istemiyorum.Küçülmek ve çocukluk anılarıma gitmek istiyorum.Yani babamla olduğum zamanlar.” Dedim hüzünle.

“Bence üzülmemelisin baban seni seviyordu, seni severken ölmüş. Bazı babalar kızlarından nefret duyarak gidiyorlar…”

“Aslında doğru söylüyorsun.Ama anlamıyorsun. O hak ettiği gibi ölmedi. O bir cinayetle öldü.”

“Babanın ismi neydi?”

“Berat Saymaz” Deniz bir hışımla kalktı, kalktığında kafam banka çarptı.

“Ow ne yapıyorsun ya salak mısın sen?” dedim kafamı ovalayarak.

“Ö-özür dilerim ya telefonuma bir bildirim geldi benim gitmem lazım.” Deyip hızlı adımlarla yanımdan gitti.Ne tür bi salak bu ya kafamı da acıttı.

“Kızım bu nasıl bir eser ya kafan şişmiş!” dedi Eylül.

“Abartmayın ya o kadar da değildir.”

“Nasıl oldu bu?” dedi Kiraz.

“Ya işte ben bahçede yürürken kafamı direğe çarptım.”dedim.

“Bu nasıl bir çarpma kızım ya?”

“Ya Kiraz şuan şaka maka kaldıramam.” Dedim

Sonra devam ettim.”Hadi ben eve gidiyorum .” dedim ve onlardan

uzaklaştım.Onlara tabii ki de Deniz’le olduğumu anlatamazdım. Yoksa sorularıyla boğuşurdum .

Acaba Deniz’in telefonuna ne bildirimi gelmiştir? Kız arkadaşı var mıdır? Ah Kumsal kızım iyice terbiyesizleştin sen.

Yarım saat sonra eve geldim ve yine mutfaktan leziz kokular geliyordu.Ayakkabılarımı çıkarıp odama geçtim ve bilgisiyarımın başına oturdum. Ah çok acıktım ya önce bir yemek mi yesem? Evet Kumsal yemelisin.

Kalkıp mutfağa gittim.Annem börek yapmıştı.

“Ya canım annem teşekkür ederim.”

Tam bir börek alcaktım ki annem elime vurdu.

“Yok sana börek mörek.”

“Anne niye yaa”

“Öyle işte yok yemek bu akşam sana”

Oflayarak “bari buz ver kafamı çarptım.”dedim

“Ne?! Bakayım çabuk göster bana kafanı”

Annem kafama baktıktan sonra beni sandalyeye oturttu ve gidip dolaptan buz çıkartıp bana verdi.

“Al şunu kafana tut nasıl yaptın ya bunu al bu börekleri de yiyebilirsin.” Dedi ve 1 tepsi böreği önüme koydu.Sinsice gülümseyerek kendimi acındırdım. “ya anne, kafam çok acıdı. Arkadaşlarımda dalga geçti zaten.Hem biliyor musun?Hocamız kafamızı çarparsak ayran içmelisiniz dedi.” Dedim.

“Tamam kızım al ayranında hazırdı zaten benim tatlı kızımla kim dalga geçermiş bakayım.” Dedi.Böreklerimi yiyip ayağa kalktım.

“Anne eline sağlık işlerim var odamda “deyip iki yanağından öptüm.

Odama girip bilgisayarıma oturdum. Bu sefer o katilin adını bulacaktım. Az da olsa bir adım daha yaklaşmıştım.

Birkaç kod yazdıktan sonra arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Entere bastığımda o pisliğin ismini öğrenecektim.Zaten bizim okulda olduğunu biliyorum. Adını bilmem yeterli.Benden kaçmak o kadar kolay değil.Şimdi kolay kolay hayatını devam ettiriyorsun,biliyorum.Ama o hayatı sana zehir edeceğim.

Ve ENTER e bastım.Gözlerimi yavaş yavaş açtım…

“DENİZ” yazıyordu. Hayır olamaz bu olmaz o çocuk böyle bir şey yapamaz. Hayır

“HAYIR!” diye bağırdım odamın içinde. O olamazdı…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.