4 yıl sonra
26 yaşıma 1 ay sonra gireceğim. Burada, Rusya'da mutluyum. Çünkü ben artık bir terörist, mafya karısı falan değildim. Ben en artık Rusya'nın en korktuğu eski Mafyanın karısı ve Kendi örgütü olan bir mafyaydım. Evet ilginç geliyor olabilir. Çünkü babam komando ve annem komiserdi. Peki ben gül gibi psikologluğu bırakıp, üstüne üstlük birde kendi örgütümü kuran bir kadın olmuştum?
2 yıl önce
Hava buz gibi ve ben Rusya'da terliyordum. Bir yandan sıcak çikolatamı yudumluyor, bir yandan da cilt bakımı yaptırıyordum. Tamam biraz canice gelecek Ancak kocamı (sözde) bugün öğle saatlerinde panzehir vermeden zehire boğacaktım. Rahattım, çünkü ailemin özelliklede annemin intikamını alacaktım.
-Cilt bakımı bitti hanımefendi.
-Tamam tatlım çıkabilirsin.
Evet, herkes burada Rus olsada emrim gereğince benimle türkçe konuşmak zorundalar. O sırada yarın cenaze namazını kılacağım biricik kocam geldi. Ha bu arada şunuda diyeyim, kocam olacak terörist benim onu sevdiğimi zannediyor. Ahh zavallı şey aslında bugün benimle tam ilişkiye girecekken boğulacağını bilmiyor. Alparslan Babacığım beni Rusya'ya kaçırdıktan sonra biricik oğlu Kıvanç ile beni evlendirdi. Bugün Evliliğimizin 2. yıl dönümü. Aslında hem evlilik yıl dönümümüz, hemde benim ya yok olacağım yada yeniden var olacağım bir dönüm noktası olacak.
-Bir tanecik, güzeller güzeli karım benim ne yapıyor öyle?
Kumral ve çekik gözlü. Yani ne yalan söyleyeyim kore kültürüne benziyor. Daha doğrusu annesini tanımadığımız için nasıl böyle olduğunu da tam tahmin edemiyorum. Cam gibi Ahu gözlere sahip ve ne yalan sözleyeyim, yakışıklı. Ancak kime yakışıklı olduğuna bağlı çünkü beni hiç alakadar etmiyor.
İlk evlendiğimiz yıllarda oda benim gibi küçüktü, zorla evlendiriyolardı. Ne o bana karıştı ne de ben ona. Geçinirdik aslında. Öyle kavga veya 'bana dokunmayacaksın' sorunları yaşamazdık. Bana bakan ela gözlere dönüp:
-Biricik karın, sana bu akşam güzel gözükmek için hazırlık yapıyor.
Tamam açık konuşayım. Biz kadınlar isteyince O istediğimizi yapmak için her türlü yolu deniyoruz. Ve ben şuan hayatımda asla yapmayacağım bir şeyi az önce yaptım. Cilve. Nefret ederim cilveleşmelerden, özellikle sevişmekte alakalı cilvelerden nefret ediyorum.
-Benim karım her haliyle güzel bir kere.
-Yaa öyle deme utanıyorum.
-Utanmanı geceye saklama at içindekileri, sonra akşama sorun yaşamayalım.
Birazdan öğüre öğüre kusacağım. Cidden onunla ilişki yaşayacağımı mı zannediyor bu? Yok ya ben ilişkiye girmeden zehirlesemde hemen kurtulsam?
Yanıma geldi ve oda oturdu. Elini belimin altından geçirip, göğsümün üzerine koydu. Allah'ım! Sen beni bu gece için affet yaRabbim.
-Bu gece ne giyeceksin? Kolay birşeyler olmasın, ancak çıkarması kolay olsun.
Ananın amını giyeceğim gerizekağlı. Sanane be! Neyse bu muhabbetlere gelemiyorum ama sahte bir tebessimle:
-Bilmiyorum.
-Önümde sana ilk evlendiğimizde verilen gecelikle dans edersin değil mi?
Ya anlamadığım birşey var. Sen ergenlikten çıkmadın mı be çocuk? Ne bu şey ya? Haremdeki hatunları mı karşına çağırıyorsun be hayvan. En sonunda patlayacağım ancak ne zaman patlayacağım bilmiyorum.
Neyse daha fazla bu kötü muhabbete dahil olmamak için aşağı kata yemek yemeye indim. Kıvanç cevapsız sorusu yüzünden şaşkın şaşkın oturduğu yerde duruyordu. Oyalana oyalana çay yapıp, soslu makarna yaptım. İçine biricik kocamın tabağına zehrinide attım tabiki.
-Kıvanç! Hadi gel bak ne yaptım!
-Geldim.
Aşağıya indiğinde küçümser bir tavırla beni karşıladı.
-Hizmetçiler yapardı, sen niye yaptın?
-Hizmetçilerle benim yaptığım bir mi Allah aşkına? Hem birde benim elimden yemek ye istedim.
-Yok bebeğim ondan demedim. Hem zaten ben senin elinden zehir olsa içerim.
O zaman elimden zehir içeceğine bu kadar büyütmemelisin.
Çayı kıza demlettim, zehir çayın içinde. Kızın zehir kattığından haberi var ve onu Rusya'dan kaçırmak için tüm işlemler hazır. Oturduğu koltuğa tabağını alıp yemeye başladı. Yüzündeki o ifadeyi kaydedebilsem kaydedecektim ancak edemedim.
***
- Yardım edin! Yetişin, ne olursunuz ölüyor!
Sahte gözyaşlarımı tabikide herkes görecekti. Yoksa kim inanır kocamı öldürmediğime? Hastanede oda kapısının önündeyiz ve Kıvanç'ın ölüm haberini bekliyorum. İyi, hoş çocuk ancak babasının kanını taşıması onun hoşluğunu alıp götürüyordu. Ahh kaynanam da yok çünkü babası tam bir sapık olduğu için bir kadına tecavüz ederek Kıvanç olmuştu. Hastane odasının önünde biricik kayınpederim Alparslan'la birlikte bekliyoruz. İlk başta benden şüphelenmedi değil, benden beklenebilecek bir performans çünkü ve aklıma koyduğumu da yaptım. Ben düşüncelere dalmış bir şekilde timsah gözyaşları dökerken aile avukatı geldi.
-Merhabalar Alparslan Bey, duydum ki Kıvanç Bey'in durumu pekte iyi değilmiş. Bende size gelip mirasını açıklamak istedim.
-Bu konuyu zaten konuşmadık mı? Parası, malı, mülkü ne varsa benim banka hesabıma geçmesi için imza attırtmadı mı?
-Evet attı efendim ancak..
-Ne ancak?
-Kıvanç Bey 1 ay önceden bütün servetini, hatta siz öldükten sonra kendisine düşecek mirası, şirketin %75 oranını Zambak Hanım'a bırakmış.
Evet ben, 1 ay önce Kıvanç alkollüyken herşeyi halletmiştim. Şirketin %75'i çünkü gerizekağlının başka bir hissesi şirkette yok. Alparslan duyduklarıyla ağzını beş karış açarken, ben umrumda değilmiş gibi yapıyordum. Çünkü birazdan avukatı tarafından tüm serveti bana bıraktığı Tarafından bir imza atacak.