İçeriğe geç

OLD MAN

Bölüm 4 · 2 dk okuma

OLD MAN

Bölüm 4

4.BÖLÜM: "SARI ÇIYAN VE DEMİR KUŞ"

Uçak, NASA’nın Florida’daki devasa üssüne teker koyduğunda, Tom’un içindeki heyecan ve gerilim had safhadaydı. Kapı açılıp aşağı indiğinde karşısında yükselen STAR-LIGHT’ın heybeti nefesini kesti. Gümüş gövdesi, yaklaşan karanlığa inat parlıyordu.

​Profesör Clark, Tom’u hangarın içindeki toplantı alanına doğru yönlendirdi. Üç kişilik ekip onları bekliyordu. Tom’un gözleri ekibin üzerindeydi ama birden, aralarındaki tanıdık bir silüeti fark edince adımları duraksadı.

​Esmer tenli, yapılı adam; o sert ama güven veren çehresiyle karşısında duruyordu. Tom, şaşkınlık ve neşeyle dolu bir nida attı: "Ed? Ne yapıyorsun adamım!"

​Tom, protokole falan aldırmadan esmer adama doğru atıldı ve ona sıkıca sarıldı. Yıllardır görmediği eski dostunu, o motor yağları ve uçak sesleri içindeki geçmişlerini kokluyordu sanki.

​Edman Stewart, Tom’un bu ani sarılmasına şaşırsa da, o da pilotu sıkıca kucakladı. Yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Tom’un sırtına güçlüce vurduktan sonra geri çekildi ve pilotun sapsarı saçlarına bakarak:

​"Unutmamışsın sarı çıyan," dedi, sesi hem alaycı hem de duygusaldı.

​Tom, sapsarı saçlarını eliyle geriye iterek güldü. "Seni o uçak gemisinde motor yağları içinde bıraktıktan sonra NASA’nın baş mühendisi olacağını kim bilirdi?"

​Edman: "Eee, 'sarı çıyan'ı solucan deliğinden kimse sağ çıkaramaz, benden başka. STAR-LIGHT’ı o canavarla (TON-618) yüzleşmesi için ben hazırladım."

​Profesör Clark, bu samimi buluşmayı tebessümle izledi ama sonra ciddileşti: "Duygusallığı sonraya saklayın beyler. Diğer ekip üyelerini de tanıyın. Zaman daralıyor."

​Profesör, önce biyolog Emily Dante’yi, sonra da torunu, astrofizikçi Isabel Clark’ı tanıttı. Tom, eski dostu Edman’ın yanındaki bu yeni ekibe ve STAR-LIGHT’a bakarken, bu imkansız görevin o kadar da imkansız olmadığını hissetti.

Profesör Clark, yanındaki genç kadını işaret etti. "Bay Brown, bu Emily Dante. Kendisi hem bir biyolog hem de uzman bir jeologdur. Gideceğimiz o yabancı galakside, ayak basacağımız toprağın bizi zehirleyip zehirlemeyeceğini ya da bulacağımız suyun içilebilir olup olmadığını o belirleyecek."

​Emily, Tom’un sapsarı saçlarına ve kendine güvenen duruşuna hafif bir tebessümle baktı. "Memnun oldum Kaptan. Umarım pilotluğunuz, benim laboratuvar sonuçlarımı görecek kadar bizi hayatta tutar," dedi. Sesi sakin ama bir o kadar da otoriterdi.

​Ardından Profesör, ekibin en genç ama en stratejik üyesine döndü. Sesindeki gurur bir anlığına hüzünle karıştı. "Ve bu da Isabel Clark... En iyi astrofizikçimiz ve aynı zamanda benim torunum."

​Tom, Isabel’e baktığında genç kadının gözlerindeki o derin zekayı ve kararlılığı hemen fark etti. Profesör’ün, kendi kanından birini bu dönüşü olmayan yola, TON-618 gibi bir canavarın kucağına göndermesi, görevin ciddiyetini Tom’un iliklerine kadar hissettirdi.

​Isabel: "Teorik olarak her şey hazır, Kaptan. Einstein’ın zaman kayması denklemlerini STAR-LIGHT’ın sistemlerine entegre ettim. Solucan deliğine girdiğimiz an, sadece uzayda değil, zamanda da yolculuk yapmaya başlayacağız. Sizin göreviniz bizi o kütleçekiminden sağ çıkarmak, benimki ise hangi yılda olduğumuzu hesaplamak."

​Tom, ekibine baktı: Esmer ve sadık dostu Edman, keskin zekalı Emily ve zamanın anahtarını tutan Isabel. STAR-LIGHT’ın devasa gölgesinde el sıkıştılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.