İçeriğe geç

OLD MAN

Bölüm 2 · 2 dk okuma

OLD MAN

Bölüm 2

2:ANİDEN GELEN MESAJ

Odanın içindeki ağır sessizlik, Tom’un telefonunun keskin ve yabancı bir tonda titremesiyle bozuldu. Ekranda numara görünmüyordu; sadece "Bilinmeyen Numara" yazısı yanıp sönüyordu. Tom, uzun zamandır kimsenin aramadığı o eski hattına gelen bu mesajı titreyen parmaklarıyla açtı.

​Mesaj:

"Merhaba Bay Brown. Eski bir Astro Pilot olduğunuzu öğrendiğimden beri size ulaşmaya çalışıyorum. Ben Profesör Mark Clark. Sizi başka bir galaksiye göndermek için görevlendirdik. Seçiminiz tamamen size bağlı; ancak şunu bilmelisiniz ki Dünya büyük bir felaketin tam ortasında. Eğer yeni bir yaşanabilir gezegen bulamazsak, yüzyıllar içinde tüm dünya sonsuz bir karanlığa ve kara gömülecek. İnsanlığın son umudu, sizin o unutulmuş yetenekleriniz olabilir."

​Tom, mesajı okurken nefesinin kesildiğini hissetti. "Astro Pilot..." Bu kelimeyi duymayalı yıllar olmuştu. Pencereden dışarı, şehrin gri ve yorgun gökyüzüne baktı. Profesör Clark’ın bahsettiği o beyaz felaket, dışarıdaki soğuk havada şimdiden hissediliyor gibiydi.

​Dünya ölüme mahkûmken, Tom’un elinde artık sadece bir telefon değil, koca bir gezegenin anahtarı duruyordu.

Tom, titreyen parmaklarıyla ekranı aşağı kaydırdı. Mesajın son satırı, onun için geri dönüşü olmayan o kapıyı ardına kadar aralıyordu.

​"...Eğer kabul ediyorsanız, NASA Amerika Uzay Ajansı'na gelin. Zaman daralıyor, Bay Brown."

​Odanın içindeki hava bir anda buz kesti. NASA... Yıllar önce arkasında bıraktığı, anılarını gömdüğü o devasa hangarlar ve roket sesleri şimdi zihninde yeniden yankılanmaya başladı. Tom, pencereden dışarıdaki gri gökyüzüne baktı. Eğer gitmezse, bu gökyüzü bir gün tamamen kararacaktı.

Tom, telefonun ekranındaki "NASA" yazısına bakarken eski bir dostun sesini duymuş gibi hissetti. Bir zamanlar gökyüzünün hakimiydi; şimdi ise küçük bir odada, geçmişin gölgeleriyle boğuşan bir adam. Profesör Clark’ın mesajı, sadece bir görev teklifi değil, aynı zamanda Tom’un kendi içindeki karanlıktan kurtulması için bir fırlatma rampasıydı.

​Hızla yerinden kalktı. Eski, tozlu bavulunu yatağın üzerine attı. İçinde hala uçuş tulumunun kokusu vardı. "Dünya kara gömülecekse," diye mırıldandı kendi kendine, "en azından son bir kez yıldızları yakından görmeliyim."

​Kapıdan çıkarken son kez arkasına baktı. Eğer bu yolculuktan dönemezse, bu oda onun son evi olarak kalacaktı. Ama dışarıdaki kar taneleri yavaş yavaş düşmeye başlamıştı bile; Profesör haklıydı, felaket kapıdaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.