İçeriğe geç

OLD MAN

Bölüm 1 · 2 dk okuma

OLD MAN

Bölüm 1

YAĞMURA KARIŞAN ADIMLAR

Londra’nın meşhur gri gökyüzü, Tom şirketin devasa cam kapısından dışarı adımını attığı an patlak verdi. Yüksek dereceli bir sekreter olarak gün boyu yönettiği kusursuz ajandalar, yanıtladığı kibar e-postalar ve bağladığı lüks hediye paketleri geride kalmıştı. Şimdi sadece o ve asfaltı döven yağmurun sesi vardı.

​Pahalı deri ayakkabıları su birikintilerine değerken, Tom kalabalığın içinde bir gölge gibi süzülüyordu. Yağmur damlaları yüzünden süzülüp boynuna sızarken, zihni 21 yıl öncesinin o nemli sabahına gitti. O gün de hava böyle miydi? Hatırlamıyordu. Tek hatırladığı, annesinin tavandaki o korkunç salıncağının çıkardığı gıcırtı ve gözlerindeki o son, boş bakıştı.

​Evine giden yol, her gün geçtiği bir rota değil, geçmişine yaptığı bir yolculuk gibiydi.

​Apartman dairesinin kapısına ulaştığında sırılsıklamdı. Anahtarı kilide sokmadan önce bir an duraksadı. İçeride onu bekleyen kimse yoktu; sadece her köşesine annesinin hayalinin sindiği o ağır, rutubetli sessizlik vardı. İçeri girdi, paltosunu asmadı bile. Salonun ortasında durup karanlığa baktı. 26 yaşındaki Tom Brown, dış dünyaya karşı ne kadar "yüksek dereceli" olursa olsun, bu kapının arkasında daima o 5 yaşındaki çaresiz çocuktu.

Tom, ıslak kıyafetleriyle salonun ortasında bir süre öylece durdu. Sırılsıklam olmuş palto yerdeki halıya ağır damlalar bırakırken, o sadece yatak odasındaki komodinin en alt çekmecesine odaklanmıştı. Oraya, yıllardır dokunmaya cesaret edemediği o sararmış zarfa...

​Tir titreyen parmaklarıyla çekmeceyi açtı. Zarfın üzerindeki yazı, annesinin o zarif ama yorgun el yazısıydı. Tom, 5 yaşındaki o çocuğun korkusuyla kağıdı yavaşça çıkardı. Gözleri satırlarda gezinirken, her kelime zihnine bir kurşun gibi saplanıyordu.

​"Canım Tom," diye başlıyordu mektup.

​"Bunu okuduğunda muhtemelen çoktan büyümüş olacaksın. Seni o sabah öylece bırakıp gitmek zorunda kaldığım için beni asla affetmeyeceksin, biliyorum. Ama bilmen gereken bir gerçek var. Baban... O sadece beni değil, bizi de terk etti. Başka bir kadının kollarında yeni bir hayat kurarken, bizi bu evin soğuk duvarları arasında, hayaletlerimizle baş başa bıraktı. Aldatılmanın ve istenmemenin ağırlığı altında artık nefes alamıyorum. Seni bu karanlığın içinde bırakmak istemezdim ama benim gücüm bitti."

​Tom, mektubun sonundaki mürekkep lekelerine baktı; annesinin gözyaşları kağıdı yer yer kabartmıştı. 21 yıldır annesinin ölümünü kendi suçuymuş gibi taşıyan o 5 yaşındaki çocuk, şimdi babasının ihanetiyle yüzleşiyordu.

​Londra'nın yağmuru camlara vurmaya devam ederken, Tom mektubu göğsüne bastırdı. Artık içindeki boşluk sadece yasla değil, saf bir öfkeyle doluyordu.

İçinde büyük bir intikam ateşi yanıp tutuşuyorum, keşke o adamın çocuğu olmasaydım diye geçirdi içinden Tom, kumral saçları dağılmış yeşil gözlerinin içi kan çanağına dönmüştü, şuan tek ihtıyacı anne kucağıydı....anne sevgisi

​

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.