Bellanova VIP Defilesi'ne...
**İki gün kalmıştı.**
Maison Noir'ın ortak atölyesinde kimse saatine bakmıyordu.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu:
*"Yetişecek mi?"*
Lara, prova mankeninin üzerindeki ceketin kolunu düzeltiyordu.
İpek düğmeleri tek tek dikiyor, Ege kumaş listesini kontrol ediyor, Kerem ise son çizimleri bilgisayarda inceliyordu.
Meral Hanım ile Mert ise neredeyse dört saattir aynı ceketin üzerinde çalışıyordu.
Atölyede tatlı bir telaş vardı.
---
Saat akşam sekize yaklaşırken...
Elena içeri girdi.
"Bugünlük bu kadar."
Lara derin bir nefes verdi.
"Sonunda."
Kerem gülümsedi.
"Yoruldun mu?"
"Laf mı?"
İpek esneyerek ayağa kalktı.
"Eve gidince direkt uyuyacağım."
Meral Hanım herkese baktı.
"Yarın sabah erkenden burada olun."
Herkes tek tek çıkmaya başladı.
En son Mert ışıkları kontrol etti.
Kapıyı kilitledi.
Ve bina tamamen sessizliğe gömüldü.
---
Gece...
Saat 02.17.
Ortak atölyenin arka kapısı yavaşça açıldı.
Siyah kapüşonlu biri içeri girdi.
Yüzü görünmüyordu.
Elinde küçük bir çanta vardı.
Sessiz adımlarla koleksiyonun bulunduğu bölüme ilerledi.
Koridorun sonunda güvenlik kamerası kırmızı ışığını yakıp söndürüyordu.
Adam cebinden küçük bir cihaz çıkardı.
Kameranın ışığı söndü.
Sonra...
Çantayı açtı.
İçinden şeffaf bir sprey çıkardı.
Hazırlanan kumaşların üzerine dikkatlice sıktı.
İlk bakışta hiçbir şey olmuyordu.
Ama birkaç saat sonra...
Kumaş lifleri yavaş yavaş çözülmeye başlayacaktı.
Adam işini bitirdi.
Arkasını döndü.
Ve sessizce geldiği kapıdan çıktı.
---
Ertesi sabah...
Lara yine her zamanki gibi elinde kahveyle içeri girdi.
"Günaydın."
Kimse cevap vermedi.
İçerisi garip derecede sessizdi.
İpek'in yüzü bembeyazdı.
"Ne oldu?"
İpek konuşamadı.
Sadece prova mankenini gösterdi.
Lara yavaşça dönüp baktı.
Dün gece kusursuz görünen ceket...
Kol kısmından sökülmeye başlamıştı.
İplikler kendi kendine çözülüyordu.
Lara'nın elindeki kahve yere düştü.
"...Bu nasıl olur?"
Kerem hemen diğer tasarımlara koştu.
İkinci ceket...
Üçüncü...
Dördüncü...
Hepsinde aynı sorun vardı.
Meral Hanım kumaşı eline aldı.
Yüzündeki renk çekildi.
"Bu normal değil."
Mert sessizce kumaşı inceledi.
"Birisi..."
Boğazını temizledi.
"...birisi koleksiyonumuza müdahale etmiş."
Tam o sırada Elena telaşla içeri girdi.
"Kötü haber."
Herkes ona döndü.
"Güvenlik kayıtlarını istedik."
"Eee?"
"Kayıtlar gece ikiyle üç arasında tamamen silinmiş."
Salondaki sessizlik daha da ağırlaştı.
---
Kerem öfkeyle masaya vurdu.
"Bu sabotaj."
Ege başını salladı.
"Kesinlikle."
İpek'in gözleri dolmaya başlamıştı.
"Aylarca çalıştık..."
Lara arkadaşının yanına gidip omzuna dokundu.
"Dur."
"Ya yetiştiremezsek?"
"Yetiştireceğiz."
"Nasıl?"
Lara ilk kez bu kadar kararlı konuştu.
"Çünkü pes etmeyeceğiz."
Meral Hanım başını kaldırdı.
Lara'ya baktı.
Sonra sessizce gülümsedi.
"Doğru."
Mert de ceketini çıkardı.
"Arkadaşlar."
Herkes ona döndü.
"Önümüzde kırk sekiz saat var."
"Neredeyse hiç uyumayacağız."
"Ama..."
Masaya yumruğunu hafifçe vurdu.
"...bu koleksiyon o podyuma çıkacak."
İlk konuşan Kerem oldu.
"Ben buradayım."
Ege de ayağa kalktı.
"Ben de."
İpek gözyaşlarını silip başını salladı.
"Ben de."
Lara gülümsedi.
"Zaten hiçbir yere gitmiyordum."
Meral Hanım derin bir nefes aldı.
"O zaman..."
Kollarını sıvadı.
"...yeniden başlıyoruz."
Altı kişi aynı masanın etrafında toplandı.
Kimsenin gözünde korku kalmamıştı.
Sadece kararlılık vardı.
Ancak...
Atölyenin karşı binasının çatısından onları izleyen biri daha vardı.
Adrian Vesper.
Uzaktan ışıkları yanan atölyeye baktı.
Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.
"Demek vazgeçmiyorsunuz..."
Kadehinden bir yudum aldı.
"O hâlde son hamleyi ben yapacağım."