İçeriğe geç

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Ölçüler Arasında Aşk

Bölüm 20

Ölçüler Kaçınca

Maison D'Elior'da pazartesi sabahları her zaman kaotik geçerdi.

Ama bu pazartesi...

Normalden de beterdi.

"Lara!"

"Efendim?"

"Bay Demir'in ceketi nerede?"

Lara elindeki mezuraya baktı.

"Bende değil."

"Az önce sendeydi."

"Az önce kahve de elimdeydi ama şimdi yok."

İpek kahkaha attı.

"Sen gerçekten hiçbir şeyini takip edemiyorsun."

Lara omzunu silkti.

"Hayat biraz gizemli olmalı."

Tam o sırada dükkânın kapısı açıldı.

İçeri Ege girdi.

Her zamanki gibi koyu renk takım elbisesi üzerindeydi.

Arkasından da Kerem...

Bu sefer kravatını bile düzgün bağlamamıştı.

Lara daha kapıdan girer girmez bunu fark etti.

Başını iki yana salladı.

"Yok artık..."

Kerem kaşını kaldırdı.

"Ne?"

"CEO'sun."

"Evet."

"Kravat bağlayamıyor musun?"

"Bağlı işte."

Lara yürüyüp karşısına geçti.

"Bu kravat değil."

"Nedir?"

"Yardım çığlığı."

İpek kahkahasını tutamadı.

Ege bile hafifçe gülümsedi.

Kerem ellerini iki yana açtı.

"Tamam."

"Lütfen dokunma."

"Neden?"

"Daha kötü yaparsın."

Lara derin bir nefes aldı.

"Gel."

Kerem sessizce yaklaştı.

Lara iki eliyle kravatı çözüp yeniden bağlamaya başladı.

İkisi birbirine oldukça yakındı.

Kerem aşağı doğru bakıyordu.

Lara ise tamamen işine odaklanmıştı.

Tam o sırada dükkâna yaşlı bir teyze girdi.

İkisine birkaç saniye baktı.

Sonra gülümseyerek Meral Hanım'a seslendi.

"Kızınızın nişanlısı mı?"

Bir anda dükkân sessizleşti.

Lara'nın elleri havada kaldı.

Kerem öksürmeye başladı.

"Hayır!"

Lara aynı anda cevap verdi.

"Kesinlikle hayır!"

Yaşlı kadın şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.

"Aaa... Ben çok yakıştırdım ama."

İpek arkasını dönüp gülmeye başladı.

Ege dudağını ısırıyordu.

Meral Hanım ciddi görünmeye çalışıyordu ama gözlerinin kenarı gülüyordu.

Kadın provasını yaptırıp gittikten sonra...

Kerem sessizce Lara'ya döndü.

"Aslında..."

Lara parmağını kaldırdı.

"Devamını getirme."

"Bir şey dememiştim."

"Diyecektin."

Kerem gülümsedi.

"Haklısın."

---

Öğle molasında herkes küçük mutfakta yemek yiyordu.

İpek telefonuna bakıp iç çekti.

"Bu ay da kiraya zam gelmiş."

Lara çatalını bıraktı.

"Gerçekten mi?"

"Maalesef."

Kerem ve Ege istemeden konuşmayı duymuşlardı.

Kerem sessizce sordu.

"Taşınmayı düşündünüz mü?"

Lara başını salladı.

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü bu dükkâna yürüyerek gelebildiğimiz tek ev."

Ege düşünceli bir ifadeyle masaya baktı.

Hiçbir şey söylemedi.

Ama belli ki aklına bir fikir gelmişti.

---

Öğleden sonra...

Bellanova'nın katalog çekimleri başlamıştı.

Fotoğrafçı Emir Aras, sürekli herkesi güldürmeye çalışıyordu.

"Lara, biraz sağa."

Lara poz verdi.

"Biraz daha."

"Bu kadar yeter."

"Bir gülümse."

"Para verirsen."

Emir kahkaha attı.

"Sen gerçekten zorsun."

Kerem uzaktan bütün çekimi izliyordu.

İpek dirseğiyle Ege'yi dürttü.

"Bence biri kıskanıyor."

Ege gözlerini Kerem'den ayırmadan cevap verdi.

"Bence de."

Kerem duyunca ikisine döndü.

"Ben kimseyi kıskanmıyorum."

Lara uzaktan seslendi.

"Kerem!"

"Efendim?"

"Şu ceketin omzunu düzeltsene."

Kerem hiç düşünmeden gidip düzeltti.

İpek kahvesinden bir yudum aldı.

"Hı hı..."

---

Akşam...

Dükkân kapanmıştı.

Meral Hanım ışıkları kontrol ediyordu.

Mert de çıkmak üzereydi.

Lara çantasını aldı.

"Ben çıkıyorum."

İpek ayakkabılarını giyerken seslendi.

"Birlikte gidelim."

Lara kapıya yönelirken durdu.

"Sen geç, ben beş dakikaya geliyorum."

"Neden?"

Lara dükkânın içine döndü.

"Telefonumu yukarıda unutmuşum."

"Tamam."

İpek

dışarı çıktı.

Yaklaşık üç dakika sonra Lara da kapıyı kilitleyip dışarı çıktı.

Yüzünde her zamanki rahat gülümsemesi vardı.

Kimse onun gerçekten telefonunu unutup unutmadığını sorgulamadı.

Çünkü Lara'nın bir şeyleri unutması...

Oldukça normaldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.