İçeriğe geç

Olabilir Öyle Şeyler

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Olabilir Öyle Şeyler

Bölüm 9

Kötülüklerin Sonu

Çocuklar, bu dünyanın tek masumlarıydı. En kötü kalpleri bile yumuşatabilecek yürek vardı çocuklarda. Onlar asla kasıtlı olarak bir insana zarar vermez ve kin beslemezlerdi. Şüphesiz bu dünyanyadaki en büyük aptallık bir olaydan dolayı veya durduk yere masum çocuklara zarar vermek olurdu. Bu durumda karşımda büyük bir aptal, Jessica duruyordu.

Jessica'ya baktım ve konuşmaya başladım

"Emrimizdeyim Jessica Hanım, lütfen planınızı söyleyin." Jessica bana baktı;

"Harika, yapacağınız tek şey içeri girip onlara saldırmak olacak." Onun tek planı, bizi saldırı için kullanıp biz yakalanıncada olaydan tüymek olacaktı. Kendini akıllı sanıyordu fakat biz Türk'tük. Bizim için tek bir kural vardı. Eğer içinde vatan sevgisi varsa, her zaman bir sıfır öndeydin ve ne şanslı ki bizi vatan sevgisi var ediyordu. Konışmaya başladım;

"Sonuna kadar emrimizdeyim efendim."

"Harika! Sevdim seni." Evet. Amacıma varmıştım. Amacım kendimi sevdirip ona herkesi dost sanmaması gerektiğini öğretmekti. Fakat Jessica için tek bir sorun vardı; O bunu farkettiğinde iş işten geçmiş olacaktı. Hedefime ulaştığıma göre elimi kulaklığıma götürüp Jessica ve tayfasının duyabileceği bir ses tonuyla konuşmaya başladım;

"Aylâl." Jessica ne olduğunu idrak etmek istermiş gibi bana bakıuordu.

"Aylâl dinlemede" dedi Aylâl.

"Hazıra geçsinler" sinirle Jessica'nın karnına tekme attım. Jessica yere yığıldıktan sonra kafamı çevirdim. Bütün silahlar bana dönmüştü

"Sen ne yapıyorsun kadın! Başkana vurdun!" dedi aralarından biri.

"Az sonra ölecek olmanız ne kadar da acı.." dedim ve devam ettim

"Ama ne yapıyoruz,teröristlere ve çocuk katillerine üzülmüyoruz." dediğim anda hepsi yere yığıldı. Doruk ve Kenan sayesinde..

"Mavi'den Aylâl'a görev başarılı." demek ise ayrı bir gurur sebebi tabi...

"Tebrikler Mavi! Şimdi sağ salim buraya gel" dediği an omzumda bir acı hissettim. Acıyla inledikten sonra omzumdan akan kanı gördüm. Jessica beni vurmuştu… Sinirle kafamı çevirdim. Tabii bizimkiler çoktan Jessica'yı arabaya sürüklemeye başlamıştı. Dora bana döndü

"İyi misin?" dedi.

"İyiyim." dedim.

"Askeriyeye dönünce baktırman gerekecek..."

"Baktırırım"dedim ve arabaya ilerledim. 30 dakikalık bir yolculuğun sonunda askeriyedeydik.Aylâl ve Gece askeriyenin kapısında bizi bekliyorlardı. Aylâl telaşla bana koştu.

"Hayat! Ne oldu sana?" gülümsedim ve Kenan'ın sürüklediği Jessica'ya baktım

"Arkadaş beni etkisiz hale getirmeye çalıştı. Ama pek başarılı olduğu söy-" dediğim anda Doruk yine o nefret ettiğim hareketi yaptı ve ayaklarım havada kalacak şekilde beni sırtına aldı..

"YA BEN NEDEN 10 LİTRELİK DAMACANA MUAMELESİ GÖRÜYORUM!" Haklıydım, haklıydım!

"Yarana bakılmalı." Bu sakinliğin kaynağı araştırılsın!

"YARAMA BAKTIRMAYA KOLUMDAN TUTARAKTA GÖTÜREBİLİRDİN DORUK!"

"O zaman eğlenceli olmazdı." Telefonunu çıkarttı ve Defne'yi arayıp hoparlöre aldı

"Defne." Dedi

"Efendim komutanım?" Ben yardım çığlıkları atıyordum

"Sana bir paket bırakacağım" ben paket miyim?

"Ne gibi bir paket?" ben gibi..

"Hayat gibi." bu günde paket olduk şükür elhamdülillah

"Hayat? Bizim Hayat?" sizin Hayat..

"Evet,hanımefendi yaralandıda" vallahi Jessica yaptı!

"Durumu nasıl?" çok kötü..

"Şu an sırtımda" 10 litrelik damacana gibi taşıdığını da söyle..

"Tamam,bekliyorum" bekleme.. Telefonu kapattıktan sonra kan akıta akıta gittiğimi farkettikten sonra bana döndü

"İyi misin?"

"Harikayım!" beni yavaşça bıraktı. Paşa paşa pansumanımı oldum ve tekrar sırtında yatakhaneye bırakıldım.. Nefret ediyorum şu adamdan!

Bölüm sonu

1 yorum