-Hayat
Henüz 20. turdaydım fakat hem açlıktan hemde Doruk'a karşı sinirimden dolayı güçten düşecektim. Yorgun bir tur daha attıktan sonra aklıma kahvaltıya kalkamadığım geldi ve daha da sinir oldum. Aç ayı oynamazdı. Ben bir ayı değildim fakat benzetme yapacak olursak aç bir Hayat'ta oynamazdı. Sinirle içimden geçenleri dışa yansıtmaya karar verdim ve Doruk'a sevgi dolu sözler yağdırmaya başladım.
"Yatağına yattıığında tam uyuyacakken yatsı namazını kılmadığını hatırla! Uykunun en güzel yerinde kulağına gelen sinek sesiyle uykun bölünsün. Tam gün çok güzel geçiyor derken kafana kuş işesin!" Benim sevgi sözcüklerim bunlardı.
Beni böyle kabul edin!
O sırada arkamda bir ses duydum. Bu Doruk'un sesiydi..
"Umarım 22 turdur böyle sevgi dolu sözcükler saydırmamışsındır,üsteğmen
"Maalesef sevinebilirsin, komutan çünkü daha yeni başlamıştım. Ama unutma daha 18 durum var." evet ona karşı susacak değildim!
"Bir 10 tur daha istiyorsun sen.."
"Sakın!" güldü,evet! Hemde kahkahayla! Bu adam şaka bile olamayacak derecede can sıkıcıydı! Beni böyle görmek resmen hoşuna gidiyordu!
"Bu kadar yeter,git ve yemek ye,üstemen." Ciddi miydi?
"Aynen aynen,vakit mi kaldı be adam? Öğlen oldu. Geç kaldın!"
"Çıkış iznini aldım,git ve marketten birşeyler al Hayat." Doruk Sönmez'den beklenmedik hareketler!
"Allah razı olsun ya,lütfettin"
"Tabii ki,görevimiz efendim"
"Kes,Komutan."
"Kestim,üsteğmen"
hızlıca saçlarımı açıp markete doğru yold aldım,burada bir market olmalıydı. 5 dakika daha yürüdükten sonra markete vardım,içeri girdim ve bir adet sandviç aldım. Evet,sadece bu. Elimde sandviçim ile dışarı çıktığımda gördüğüm manzara şoka uğramam için geçerli bir sebepti. Bir adam karısını sokak ortasında dövüyor, 'Namusumu mahvettin!' diye bağırıyordu. Elimdeki sandviçi yere attım ve adamın yanına gittim. Kadına tam tokat atacakken sertçe kolunu tuttum. Herşeye tahammülüm vardı fakat kocasından şiddet gören bir kadına ve karısına şiddet uygulayan adamlığın yanından bile geçemeyecek varlıklara asla!
"Ne yapıyorsun sen be!" Dedim
"Asıl sen ne yapıyorsun! Bu benim karım ile aramda! Benden habersiz dışarı çıkmak neymiş onu gösteriyorum!" derin bir nefes aldım.
"Bu kadının özgürlük hakkı yok mu? Sanane bundan?" Dedim sakince.
"Yok efendim! Benim ile evli bir kadının özgürlük hakkı felan yok! Ben ne dersen onu yapacak." Bu gün hepsi beni buluyordu. Hepsi!
"Yanlız dikkat et, evli olmak için adam olmak gerekiyor. Sen daha insan bile olamamışsı-" dediğimde kaşıma doğru bir yumruk attı. Alaycı bir şekilde gülümsedim. "Sen şov istiyorsun. Ama sahne benim. Kusura bakma. " Demem ile birlikte adama bir tekme atıp yere yığdım. Suratına peş peşe yumruklar indirirken bir siren sesi aydınlanmamı sağladı...
------------------
2 saat sonra
Yukarıda gözümü alan bir lamba olan dar ve bir o kadar da boğucu bir odadaydım. Sorgu odası... Kafamı biraz aşağı indirdim. Görebildiğim tek şey masaya bağlı bir demire bağlanmış kelepçelemdi. Bir şarkı vardı neydi o ya?
Kurşun ata ata biter, yollar gide gide biter, mapus yata yata biter aldırma gönül aldırma...
Şu an gerçekten ya çok garip bir ikilemin içindeyim ya da bir rüyadaydım. Tabii buna rüya denirse.. Köşedeki açılan kapıya baktım. Bir memur girdi içeri. Karşıma oturdu
"Hayat Doğa.. " Dedi.
"Buyrun benim." Kafasını kaldırdı ve bana baktı.
"Neden yaptın? Senin haksız yere bir sivile zarar verecek türden bir asker olduğunu düşünmüyorum." Memura baktım.
"Kadını dövüyordu. Ne yapmamı bekliyorsunuz? İzlese miydim?" Hak verir gibi baktı bana.
"Niye dövüyormuş peki?" Dediği anda soruya odaklanamıyordum çünkü arkadan Doruk'un sesi gelmeye başlamıştı.
"Komutar-" Ne dediğini fark edip hemen düzelttim. "Komutan bey. Yalvarırım özel koruma verin canım tehlike altında!" Anlam veremeyen gözlerle baktı;
"Anlamadım?"
"Doruk diuorum." Dedim "Büyük tehlike. Çok büyük. Beni hapise atın ben mapus damlarına düşeyim yalvarırı-" Dediğim anda sorgu odasının kapısı açıldı ve tahmin edin içeri giren kimdi?
DORUK SÖNMEZ!
"Helvamın çilekli olmasını talep ediyorum polis bey.. " Diye mırıldandım
"Dileğimizi yerine getireceğiz komutanım.. " Doruk bana yaklaştı, yaklaştı ve bana baktı
"Yürü" Allah Allah! Paşama bak sen!
"Oldu paşam! Varmı başka bir isteğiniz?" Dedim ve dediğim anda o hareketi yaptı.. Beni omzuna aldı. Anlamıyordum. Tek koluyla sadece sırtını görebileceğim ters bir şekilde beni sırtına alıp nadıl taşıyabiliyordu.
"Sen ne zaman akıllanacaksın Hayat?" Dedi bana. Sakinleşmiş gibi duruyordu.
"Sen etrafımda olduğun sürece asla, pislik!" Dedim
"O zaman yandık, çünkü ben seni bırakmayacağım.. "
--------