Etrafa göz gezdirdim ve tam olarak nerede olduğumu çözmeye çalıştım. Etraf çok tanıdıktı ama bir o kadar yabancıydı.
Bir odadaydım. Karşımda bir yatak, yatağın sağında ve solunda iki kapı. Yatağın karşısında oturma alanı, oturma alanının solunda masa ve kitaplıklar vardı. Oda çok güzel dekore edilmişti. Okyanusun derinliklerinden fırlama bir odaya benziyordu. O sırada bir ses yankılandı.
Nora...
Nora...
Kaşlarımı çatarak yürümeye ve sesin geldiği yöne ilerlemeye koyuldum. Yatağın solunda kalan kapıdan dışarı çıktım ve daha çok büyülendim. Yuvarlak, ortası boş bir koridor ve çoğu yerde dışarıyı görmemi sağlayan camlar vardı. Kalbim ağzımda atıyordu.
Yakındaki merdivene yönelip 2 kat aşağıya indim. Sesin sahibine yaklaştığımı hissederek düz bir koridorda uzun uzun ilerledim. En sonunda bir kapı beni karşılayınca kapıyı açıp içeri girdim. İçerisi ferah ve genişti.
Burası bir kütüphaneydi. Kitaplarla dolu bir alan. İç güdülerimle ilerleyerek bir yol izledim. Yol boyunca kafamda o kalın ama nazik ses dönüyordu. Büyü gibiydi...
İsmimi sayıklayan o ses... Elim kitaplığın üzerindeki kitaplarda gezindi. O sırada elime bir kitap alıp sayfalarını çevirmeye koyuldum.
Bu dili bilmediğimi sandım ama yazılanları rahatlıkla anlıyordum. Kitap 5 tanrıçadan bahsediyordu.
Sayfaları daha hızlı çevirirken kağıt parmağımı kesti. Umursamadan sayfaya göz attım. Yıldız tanrıçası Gaia... O sırada parmağım daha çok sızladı.
Yüzümü acıyla buruşturdum. Titreyen ellerimi havaya kaldırdığımda kanayan parmağımı es geçip sol elimin ortak parmağına şok içinde baktım.
Annemden kalma yüzüğüm yoktu elimde. Gözlerim yandı, kalbim bu acıya dayanamaz gibi yandı. O sırada o ses yeniden yankılandı. Hayır bu ses farklıydı. Daha narindi.
Yıldızlar parladığında dikkatli bak yanında olana
Ya son olacaksın
Ya sonsuz
Yıldızlar haritan olacak
Ay yoluna ışık tutacak
Tanrıçalar gazabından kaçınsın
Tanrıçaların gazabından kaçın.
Bir anda gök gürledi ve yakındaki bir camdan cama vuran yağmur damlalarının sesini işittim.
Nefes nefese yatağımda doğruldum... Sadece rüyaymış... İstemsizce "Umarım" diye fısıldadım. Fakat bu olay kafamı karıştırıyordu. Rüyadan farklı bir enerjisi vardı. Ellerimi kaldırdım ve sol elimin orta parmağındaki yüzüğe baktım. Yerinde duruyordu. Gözlerimi kapattım geri kendimi yatağa attım.