Odamın kapısını kapatıp derin bir nefes aldım.
Daniel'ın sözleri hâlâ kulağımda çınlıyordu.
"Bu akşam saat yedide sahilde parti var. Gelmeni bekliyorum."
Yatağıma oturup tavana baktım.
Parti...
Benim gibi biri için biraz fazla kalabalık değil miydi?
Hem orada kimseyi tanımıyordum.
Ya tek başıma kalırsam?
Ya herkes bana garip garip bakarsa?
Başımı iki elimin arasına aldım.
Tam o sırada aşağıdan teyzemin sesi duyuldu.
"Olivia! Yemek hazır."
"1 Dakikaa!"
Aşağı indiğimde masaya çoktan yemekler dizilmişti.
Teyzemin yaptığı kremalı balığın kokusu bütün evi sarmıştı.
"Mis gibi kokuyor..." dedim gülümseyerek.
Teyzem de bana gülümsedi.
"Hadi bakalım, afiyet olsun."
Masaya oturup ilk lokmayı ağzıma attığım an gözlerim büyüdü.
"Bu hayatımda yediğim en güzel balık olabilir."
Teyzem gülerek yanağımı okşadı.
"Beğenmene çok sevindim."
Yemek boyunca annem bana ara ara bakıyordu.
Sonunda beklediğim soruyu sordu.
"Eee kızım... Bugün arkadaş edinebildin mi?"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır..."
Sonra duraksadım.
"Aslında biriyle tanıştım."
Annemin gözleri parladı.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Adı Daniel."
"Denizde tanıştık."
"Beni bu akşam sahildeki partiye davet etti."
Annemle teyzem birbirlerine bakıp aynı anda gülümsediler.
"E o zaman hazırlanıyorsun."
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım.
"Ne?"
"Gitmek istemiyorum."
"Neden?" diye sordu teyzem.
"Çünkü..."
"Kalabalık ortamlardan hoşlanmıyorum."
Teyzem yanıma gelip ellerimi tuttu.
"Oliviam..."
"Kendine sürekli bir duvar örüyorsun."
"Belki de o duvarı yıkmanın zamanı gelmiştir."
"Bu yazın diğerlerinden farklı olmasına izin ver."
Bir süre sessiz kaldım.
Belki...
Haklıydı.
"Tamam..." dedim sessizce.
"Gideceğim."
Teyzem sevinçle beni odama çıkardı.
Dolabımı açıp kıyafetleri tek tek incelemeye başladı.
"Bugün seni kimse unutamayacak."
Eline lacivert, simli mini bir elbise aldı.
"İşte bu."
"Teyze..." dedim utanarak.
"Biraz fazla şık değil mi?"
"Hayır."
"Tam kararında."
İtiraz edecek hâlim kalmamıştı.
Duşumu alıp hazırlanırken kalbim durmadan atıyordu.
İlk defa bir partiye gidecektim.
Hafif bir makyaj yaptım.
Saçlarımı açık bıraktım.
Mavi tokalarımı taktım.
Aynaya baktığımda kendimi tanımakta zorlandım.
Aşağı indiğimde annemle teyzem birkaç saniye bana baktılar.
"Çok güzel olmuşsun." dedi annem.
Utanarak gülümsedim.
"Emin misiniz?"
"Kesinlikle."
Sahile yaklaştıkça müzik sesi daha da yükseliyordu.
Şenlik ateşi çoktan yakılmıştı.
İnsanlar dans ediyor, sohbet ediyor, kahkahalar atıyordu.
Bir an durdum.
Belki de geri dönmeliydim.
Tam arkamı dönecekken tanıdık bir ses duydum.
"Olivia!"
Başımı kaldırdım.
Daniel bana el sallıyordu.
İstemsizce yanına yürüdüm.
"Geleceğini düşünmemiştim." dedi gülümseyerek.
"Ben de..." dedim hafifçe.
"Ama annemle teyzem pek seçme şansı bırakmadılar."
Daniel güldü.
"İyi ki bırakmamışlar."
Sonra yanındaki arkadaşlarını gösterdi.
"Bu William."
Kumral çocuk gülümseyerek elini uzattı.
"Memnun oldum."
"Ben de."
"Bu da Emma."
Kısa saçlı kız bana sıcacık gülümsedi.
"Artık bizimlesin."
Bu cümle içimi garip bir şekilde ısıtmıştı.
Tam içecek almak için standa yöneldim.
Bardağı elime alacakken biri omzuma sertçe çarptı.
Bir anda bütün içecek üzerime döküldü.
Şaşkınlıkla başımı kaldırdım.
Siyah saçlı bir çocuk hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam ediyordu...
Bölüm Sonu.











