Bir vezir olmak...Bir vezir olmak nasıl bir duygudur acaba? Kaybolduğunda can yakmak, kazanılmak için savaşılan özgür bir savaşçı olmak.
Hep merak ettim yine de hep piyon kaldım bu damalı dünyada. Bir kare bir darbe, sonra bir başkası, başka bir kare ve daha ağır bir darbe...Yenil isterler, vazgeç, dön geri. Sanki bilmezlermiş gibi oyunun kurallarını. Geri dönemem.
Bu defa inançlıyım diyorum, bu defa kararlıyım...Biri çıkıyor ve 'Hayır' diyor, 'Yapamazsın! Bu hayali kuramazsın. Bir piyonsun çünkü sen, yasak bölgeye giremezsin.'
**********
Ben Gülşah. Adı bile ablasının adıyla uyumlu olsun diye konulan kız. Sıradan bir ismi, sıradan bir hayatı olan...Onu küçümseyen bir arkadaşı, karşılık bulamadığı bir aşkı, sevgi görmeden yanında büyüdüğü bir ailesi olan...Hiç rüya görmemiş ama bir sürü hayali olan Gülşah. Okyanus, o hayallerin en büyüğüydü.
Büyük okyanusun kenarında yaşamak istedim hayatım boyu. Görmeden öleceğimi düşünsem de, asla vazgeçemedim o hayalden. Kendi denizimde dalgalarla boğuşurken, o okyanusu düşleyip durdum. Sonra bir gün bir tufan koptu o denizde, derinlere çekildim, dibe yuvarlandım. Narin bir el tuttu beni, kucağına çekti, sıkıca sarıldı. Gözlerimi korkarak açtım ve onu gördüm. Gülümseyen sıcak bir yüz, masmavi ışıldayan bir çift göz. Benim Okyanusum, Gökçem.
O gün piyon, bir vezire aşık oldu.
******************
"Solup gitmiş ipek eşarp...Tozlanmış, yıpranmış, yaşlı ağacın kuru dalında...Fırtınaya rağmen sıkı sıkıya sarılmış ona. Hem onu bırakmak istiyor, hem de rüzgarın getireceklerinden korkuyor."
"Sen onun kadar çaresiz değilsin."
Ne demek istediğini anlamamıştım. Açıklamasını bekleyerek hafifçe kaşlarımı çattım. O bana bakmadı bile, ağacın yanına gitti. Dala uzandı, düğümünü çözüp eşarbı eline aldı. Birkaç kere silkeledi. Yanıma adımladı ve omuzlarıma bıraktı onu.
"Gitmek istersen gideriz, kalmak istersin kalırız. Koşmak, dinlemek, yüzmek, uyumak...Sen ne istersen onu yaparız. İste, kendin için; ama sen bu eşarp gibi değilsin. Babanın alakasız bir dileği olsun diye seni ait olmadığın bir yere bağlamasına izin vermedin. Kuru bir dalda düğümlü değilsin, özgürsün. İstediğin yere gidebilirsin, okyanusa bile."
Gülümsedim, sıkı sıkı sarıldım ona içimdeki tüm sevgiyle.
"Okyanusa gitmeme gerek yok." diye fısıldadım, kollarından tutup gözlerinin içine baktım.''Sen onu getirdin zaten.''