Serkan akdağ
Okulun bahçesinde egemi görmemle arabadan hemen aşağıya inip ona doğru koştum. "Egem!" Yüzünü avcumun içine aldım. "Güzelim iyi misin? Bir şey de lütfen." Egemin yanındaki arkadaşına döndüm o da titriyordu ama egem kadar kötü bir halde değildi.
"Sen iyi misin? Ne oldu burda?"
Tütreyerek konuştu. "Üstümüze buzlu su döküldü."
Ne? Nasıl? Buzlu su? Ne alaka lan buzlu su?
"Sen iyi misin?" Dediğimde kafasını salladı.
Egemi kucağıma aldığımda ona döndüm. "Hastaneye gidiyoruz sende gel."
Bu halde eve tek gitmesine izin veremezdim. Hem hastanede ona da bakarlardı hem de olayı bana anlatırdı.
Başını titreyerek salladığında ayağa kalkmaya çalıştı. Tamamiyle ona dönüp egemin bacaklarının altından tuttuğum elimi ordan çekmeden kıza uzattım. "Elimi tut." Dediğimde elimi tuttu ardından ceketime tutundu çekinerek. "Sorun yok, iyiysen gidelim."
"İyiyim," dediğinde arabaya doğru yürümeye başladık.
Arabaya vardığımızda egemin arkadaşı arkaya oturdu egemi de kucağına yatırmadan önce alnından öptüm alnı buz gibiydi.
Kucağına yatırıp üzerine ceketimi çıkartıp örttüm ardından kapıyı kapatıp hızla ön koltuğa geçtim. Klimayı açıp derin nefes alıp verdim.
Arabayı çalıştırıp gaza bastığımda egemin sesi geldi arkadan "abi," dedi. Sesi titriyordu.
Allah kahretsin! Kardeşim zorbalık görüyordu ve benim bundan haberim yoktu!
"Çok üşümüşsün güzelim, bir şeyin yok merak etme. Hastaneye gidiyoruz şimdi."
Aynadan kızlara baktığımda arkadaşı egemin saçlarıyla oynuyordu. Gülümsedim istemsizce.
Birkaç dakika sonra "serkan abi gözleri kapandı! Bir şey olmuyor değil mi! Korkuyorum!"
"Bir anda vücut ısısı düşüp yükseldiği için oldu merak etme, bir şeyi yok." Dedim ama inşallah öyle oluyordur.
Hastaneye geldiğimizde egemin üstündeki ceketimi alıp egemin arkadaşına uzattım hızlıca "giy üşüme," dedim ve hemen egemi kucağıma alıp hastaneye girdim.
egem akdağ
Yavaş yavaş gözlerimi açtığımda etrafıma bakındım hastaneydi galiba burası.
"Egem! İyi misin!?" Diye bağırdı eda. Hemen gelip yatağa oturdu.
"Hastane mi burası?"
"Evet, başımızdan aşağıya su döküldükten sonra abin geldi hastaneye getirdi bizi. Çok kötüydün egem, çok korktum." Dedi endişeyle.
Yattığım yerden doğrulmaya çalıştığımda yardım etti bana. "Abim mi? Nerde şimdi? Sen iyi misin?"
"Ben iyiyim merak etme beni, önemli olan sensin." Dediğinde "abim?" Dedim.
"Egem kızma bana gerçekten anlatmak zorunda kaldım. Abine anlattım her şeyi." Dediğinde durdum.
"Her şeyi?"
"Okulda olanları... biraz kızgı galiba abin, dışarda oturuyordu en son. Özür dilerim egem."
Elini tuttum. "Sorun yok," dediğimde abim girdi içeriye.
"Abi," dediğimde elini kaldırıp susturdu beni.
"ben sana konuşma fırsatı çok verdim, şimdi sen beni dinliceksin." Dediğinde eda ayağa kalktı.
"Ben bi ablamla konuşayım." Diyerek odadan çıkıp kapıyı kapattı.
"Niye söylemedin bana?" Diye sordu sakinlikle ama biliyordum fırtına öncesi sessizlikti bu.
"Söylemek istemedim, korktum. Bir şey yaparsın diye."
"Seni okuldan alırım diye korktum değil mi? Korkmalısında çünkü eve gittiğimizde anneme her şeyi anlatıcam ve okuldan alıcaz seni!" Dedi sinirle.
Sırtımı yaslandığım yerden uzaklaştırıp "abi! Hayır!"
"Abi hayır ne egem! Abi hayır ne! Sana neler yapmışlar ya! Buna nasıl göz yumabilirim! Delirdin mi sen!" Sesinin dışarı çıktığına emindim artık.
"Bana bağırma!" Diye bağırdım ondan daha yüksek sesle.
"Eve gidince her şeyi anneme anlatıyoruz."
"Hayır, anlatmıyoruz!" Dedim sinirle.
"İyi tamam ben anlatırım." Dedi ters ters. Gözlerim dolmuştu artık.
"Abi yaa..." dedim mırıldanarak. "Anlatma, annem alır beni okuldan benim arkadaşlarım var orda. Hem daha yeni başladım okula istemiyorum."
"İşlemleri halledip geliyorum sende hazırlan çıkalım." Deyip bana fırsat bırakmadan hemen çıktı.
O çıkınca eda girdi içeriye ve hiçbir şey sormadan sadece bana sarıldı ve toplanmam için yardım etti bana
Duymuştu bizi
Birlikte hastaneden çıktığımızda eda ne kadar diretsede abim edayı tek bırakmak istememişti.
Edalara gittiğimizde edayı kendi elimizle ailesine bıraktık ve döndük. Yol boyu çıt dahi çıkmamıştı.