Birilerinin seslerini duyuyordum ama seçemiyordum. Biri "egem" derken diğeri ise "iyi misin?" Diyordu.
Gözlerimi açmadan "nerdeyim ben?" Diye sordum. Eğer hala o sınıftaysam hiç iyi olmazdı.
"Revirdesin egem, sakin ol ve gözlerini aç." Dedi. Sesin melisaya ait olduğunu anladım.
Yavaş yavaş gözlerimi açtığımda sedyenin üzerinde uzandığımı farkettim. Oturmak için ayağa kalkacakken başım döndü ve kalkmaktan vazgeçtim.
Odada olan melisaya ve edaya baktım. Eda konuştu. "Boş sınıftaydın ve kapı kilitliydi. Ne işin vardı orda?" Dedi yumuşak sesiyle.
"Ben..." dedim ve gözlerimi kapatarak o anları düşündüm. Ardından devam ettim. "Özgür... özgür attı beni oraya."
Melisa sırıtarak konuştu. "Tahmin etmiştim." Önümden geçecekken bileğinden tuttum. "Nereye?"
"Müdüre şikayet edeceğim onu!" Dedi sinirle.
"Birlikte gidelim." Dedi eda da melisaya destek çıkarak.
Yavaş yavaş doğrulurken yardım ettiler bana. "Yatsaydın biraz daha." Dedi eda.
"Hiçbir yere gitmiyorsunuz. Benim yüzümden başınıza bela almanızı istemiyorum." Dedim.
"Götü yiyorsa bize de aynısını yapar!" Dedi bu sefer eda sinirle.
"Aileme haber verdiler mi?" Diye sordum.
Melisa başını sallarken eda "hayır" dedi. Ardından melisa konuştu. "Kötü bir durum olmadığı için haber vermedi hemşire abla."
Başımı olumlu anlamda sallarken "anladım." Dedim. Yerdeki ayakkabıma uzanırken Melisa benden önce davrandı ve ayakkabımı bana verdi. Ayakkabımı giyerken "saat kaç şuan?" Dedim.
Eda kolundaki saatine baktı ve "14.48, yani 2 dakika sonra sondan ikinci derse gireceğiz." Dedi.
Melisa ayakkabımın diğer tekini uzattığında onuda giyindim ve sedyeden aşağıya indim. "Ders başlamadan gidelim hemen."
Eda ve melisa birbirlerine bakarlarken eda konuştu. "Daha yeni ayıldın kızım, nereye hemen?"
"Ayıldım işte," dedim ve kapıya doğru yürüdüm.
Birlikte merdivenleri çıkarken "eve gitseydin keşke." Dedi melisa.
"Sen şimdi, özgürün yaptığı şeye kızmadın mı?" Diye sordu eda.
"Kızmadığımı kim söyledi?"
"Yani pek kızgın gibi değilsin de ondan." Dedi melisa.
Eda ise sırıtarak konuştu. "Ben anladım. Planı var bunun."
Dediğine güldüm. Evet planım vardı ama planı uyguladığım an bursum kesilirdi ve böylelikle de okuyamazdım burada. O yüzden sessiz kaldım.
Sınıftan içeri girdiğimizde özgürün tayfasının bakışlarını üzerimde hissettim. Hiç dönüp bakmadım bile. Kızlar kendi yerlerine otururken ben de meriçin yanına oturdum.
"Bayıldığını duydum. İyi misin?" Diye sordu meriç.
Gülümsedim. "Teşekkür ederim, iyiyim."
İki derste geçip bittiğinde okuldan çıktım ve yürüme mesafesinde olan evime gittim. Kapıyı çaldığımda bu sefer annem açtı kapıyı.
"Sonunda sen açabildin şu kapıyı anne. Abimin meymenetsiz yüzünü görmekten bıkmıştım." Dedim ve içeriye geçtim.
"Düzgün konuş abinle. Abin o senin." Dedi klasik sözlerden. Kınayıcı bakışlarını attı bana.
"Evet biliyorum abim." Dediğimde odama doğru yöneldim. "Odamdayım ben!" Diye bağırdım.
Ertesi sabah olduğunda abim benden erken çıktığı için okula tek gitmiştim. Sınıfa girip meriçin yanına oturdum. Ve arkamı dönüp kızlarla konuşmaya başladım. En merak ettiğim soruyu sordum.
"Ben seni niye ilk geldiğimde görmedim?" Diye sordum edadan bahsederek.
"Grip olmuştum biraz o yüzden gelemedim." Dedi.
"Anladım..." dedim.
Okul bittiğinde eve gittim. Abim de birkaç dakika sonra gelince birlikte yemek yemiştik. Abimi günümün iyi geçtiğine inandırıp odama çekildim.
Ertesi gün tekrar okula gittiğimde ilk derse az bir saniyeyle yetişmiştim. Ders edebiyattı. Hoca türk bir yazarın hikayesini anlatmaya başladı.
"...Aynı zamanda bu yazarımızın babası da yoktu. Küçükken babası onu terk etmişti. Hatta çoğu şiirlerinde babasına gönderme yapıyor." Diyerek tahtadan bir örnek açtı.
Arkadan özgürün sesi duyuldu. "Hocam ben de bir örnek vermek istiyorum." Dedi elini kaldırarak.
Hoca gülümseyerek özgüre döndü. "Tabi özgür, buyur."
"Hocam bu anlattığınız hikaye bana bir yerden tanıdık geldi. Egem arkadaşımızla hikayeleri çok benziyor. Onunda babası onu terketmiş." Dediğinde hoca devam etmesini engellemeye çalıştı.
Sinirle ona döndüğümde eda omzuma dokundu. Sakin olmaya çalışarak yavaşça önüme döndüm.
"Yeter bu kadar özgür." Dedi hoca
"Konuşma daha fazla." Dedi melisa.
"Sınırını aşma." Dedi eda da bu sefer.
ama özgür duymazlıktan gelerek tekrar konuştu. "Düşünsenize hocam evdesiniz oyuncaklarınızla oynuyorsunuz ardından kafanızı bi kaldırıyorsunuz babanızın sizi terk ettiğini görüyorsunuz veya öğreniyorsunuz. Çok üzücü değil mi?" Dedi alayla.
Evet şuan çok mutluydum ama küçük egem mutlu değildi. Aklıma o anki görüntüler gelince hocadan izin alıp lavaboya gittim. Aynadan kendime baktığımda gözlerimin dolduğunu gördüm.
"Hayır hayır, kendine gel! Şuan çok mutlusun. Bırak küçük egem içinde kalsın çıkarma onu dışarıya." Diye söylendim.
Göz yaşlarımın akacağını anladığımda yüzüme peşpeşe su çarptım. En azından su damlaları sayesinde gözyaşlarımın aktığını hissetmiyordum. İçeriye biri girince kapıya döndüm. Melisa olduğunu görünce rahat bir nefes verdim. "Egem iyi misin? Diye bakmaya gelmiştim ama kötüymüşsün." Dedi mutsuzca.
Bana yaklaştı ve yüzüme baktı. "Ağladın mı sen?" Dedi.
"Hayır yüzüme su çarptım." Dedim ama nasıl görünüyorsam dediklerime pek inanmamıştı.
"Gel buraya." Diyerek beni kendine çekti ve sarıldı.
Kolları çok güvenli hissettiriyordu. İstemeden de olsa yavaş yavaş gözyaşlarım akıyordu. "Tutma kendini. Ağla ve rahatla."
Zil çaldığında kendime geldim ve gözyaşlarımı silip yüzüme yapışan saçlarımı düzelttim.