Matematikçi sınıfa girdiğinde bakışlarımız kesişti. Anlaşılan yeni geldiğimi biliyordu.
tahtanın önünde durup sınıfa döndü. "Nasılsınız gençler?" dediğinde birkaç kişi "iyi deyince bana döndü. "Yeni gelen sensin galiba, adın ne bakalım?" Samimi birine benziyordu.
"egem akdağ."
"burslu olduğundan haberim var egem. Tebrik ederim."
gülümsedim. "Teşekkür ederim hocam."
"götümün burslusu" dedi arkadan biri ama sessiz dediği için hoca duymamıştı.
"annen baban ne iş yapıyor peki?"
"annem ev hanımı."
"baban peki?"
"annemle babam ayrıldılar hocam. Kendisiyle de görüşmediğim için şuan ne yaptığıyla ilgili bir bilgim yok."
"ben çok özür dilerim, bilmiyordum. Kusura bakma."
sınıftakiler üzüldüğümü düşünebilirdi ama ben tam tersi seviniyordum. Çünkü biz böyle üç kişi daha mutluyduk.
"olsun hocam önemli değil." Dedim gülümserken.
O da gülümsedi. "ben matematik öğretmeni hasan yılmaz. Memnun oldum."
"ben de memnun oldum hocam" dediğimde hoca sandalyesine oturup yoklamayı aldı ve derse başladı.
konu trigonometriydi. Sevmiştim konuyu.
teneffüs zili çaldığında melisa ile birlikte kantine inmiştik. "Sen bir yere otur ben hemen su alıp geliyorum."
ben bir şey almayacağım için oturmayı tercih ettim. O sırada beklerken ben de boş bir masa bulup oturdum.
ilerden bana doğru gelen özgür ve arkadaşlarını gördüm. Yanıma geldiklerinde yüzümü diğer tarafa çevirdim. "Şuna bak bize bakmaya bile tenezzül etmiyor." Dedi adının kaan olduğunu tahmin ettiğim kişi.
"sanki biz ona meraklıyız." Dedi bu sefer özgür.
sinirle onlara döndüm. "Ne istiyorsunuz?"
egehan ise "Sinirlendi küçük hanım, çok korkuyorum ben." Dedi yapmacık bir ifadeyle.
"ne var?" Dedim tekrar. Özgüre döndüm.
özgür elindeki kolayı masaya bırakarak konuştu. "Sadece hoş geldin demek istemiştik. Bu kadsr sinirlenmene gerek yoktu."
Kaşlarımı kaldırdım. "bu ne?" Dedim kolayı göstererek.
egehan hemen atladı. "tanıştırayım bu kola, kola bu da..." dedi ve durdu. "Adın neydi senin ya?" tekrar düşündü.
"e..." demiştim ki sözümü kesti. "Ha tamam tamam egem di. Hatırladım."
"az sus bir olm yaa!" Dedi berke, egehanın kafasına vurarak.
"ne vuruyorsun olm ya?" Dedi egehanda berkeye dönerek.
"hoş geldin hediyen gibi düşün." Dedi özgür koladan bahsederek. Gülümsedi.
diğerleri de gülümserken ben de kolayı açmak için
