(2 Gün sonra göreve başlama günü)
Rüyamın en güzel kısmında sarsıldım. Gözlerimi açtığımda Ayşe beni kalkmam için sarsıyordu ve bir yandansa Nur'a kalkması için bağırıyordu. Ayşe'ye sakin olmasını ve Nur'u kendim uyandıracağımı söyledim. Ayşe odadan çıkar çıkmaz Nur bir anda kalktı ve:
"Uyuma numarası yapmaktan gözlerim ağrıdı. Normalde saat 7'de kalkacaktık ama Ayşe denen varlık heyecandan sabahın 5'inde kaldırdı. Yemin ederim mal bu kız."
Nur böyle bir tepki verince ufak bir kahkaha attım. Sonra okulda giymem için verilen formaları giydim ve hemen ardında biraz bakım yaptım. Mutfağa gittiğimde kahvaltıyı hazırlamışlardı. Boş olan sandalyeye oturdum. Ve sonra kızlarda geldi. Ayşe her zamanki gibi elinde taşımaya çalıştığı makyaj malzemeleriyle masaya oturdu.
"Hayırdır düğün falan mı var?" dedi Sare.
"Olmasına gerek mi var? Ben olmayı seviyorum." dedi Ayşe. Ayşe kompleksli bir kızdı. Pek sevmezdim.
"Tamam kızlar abartmayın" dedim. Ayşe biraz böbürlendikten sonra makyaj yapmak için lavaboya gitti. Bizde masanın kalanını topladıktan sonra son olarak çantalarımızı kolumuza takıp binadan çıktık. Binanın önünde bizi bekleyen takım elbiseli bir adam vardı. "Alev Seven'i tanıyor musunuz?" dedi adam. "Buyurun benim" dedim. "Buyurun bu araba sizin, size Ejder beyden gönderildi." "vay be Ejder hoca o kadar zengin miymiş?" diye mırıldandı Ayşe. "Buyurun bugünlük şoförlüğünüzü ben yapacağım, diğer günler sizlerden biri sürer artık" dedi. Ve ardından arabaya bindik. Arabaya bindiğimizde pek bir konuşma geçmedi aramızda ama benim aklımda sadece biri vardı; Kara gözlerin sahibi
Çok merak ediyordum kimdi bu? Neydi? Neciydi? Ne yer? Ne içerdi? Bu soruları daha cevaplamadan okulun içerisine girdiğimizi fark ettim. Arabadan inerken 2 çift gözün tam karşımdan bana baktığını gördüm. Bu gözü nerede görsem tanırdım. Bunlar onun gözleriydi. Onu gözleri yanında ise gözlerinden ateş fışkıran daha yüzüne baktığımda zorba biri olduğunu anladığım 1.80 boylarında bir çocuk vardı. Arabanın kapısı ona bakarken açık kalmıştı. Şoför, "Alev hanım kapıyı kapatır mısınız?" dedi. Ve o an güldü. Gamzesi yoktu ama sanki yüzünde güller açmıştı. Bana bakıp gülünce arkamda duran ve hemen inen Ayşe beni belimden cimcirdi. "Kız daha yeni geldik, ne ara kendine birini aşık ettin!" dedi Ayşe. "Bir dakika bu cuma günü Alev'i kucağında getiren çocuk değil mi?" dedi Sare. "Tamam kızlar gitmeyin kızın üstüne. Tesadüftür ama aşk tesadüfleri severim" dedi Nur ve ardından direk okulun kapısını açtı ve koşarak içeriye girdi. Normalde olsa peşinden koşar ona vururdum ama bu büyülü gözler üzerimdeyken biraz zor. Gözler üzerimdeyken düşmemeye çalışırken okulun kapısından girdim. Kapının yanında hemen resepsiyon vardı. Resepsiyonda minyon tipli sarışın kıvırcık saçlı bir kadın vardı. Kadını gözleri sanki ölü görmüş gibi açılmıştı. Yüzündeki buz gibi bir ifadeyle "h-hoşgeldiniz" dedi "hoş bulduk" dedim. Ama kadından birazda olsa korktum. "Eee biz sınıfımızı öğrenecektik de" "adınız nedir?" "Ateş Seven" "12-A" "Teşekkürler" "rica ederim" "kızlar bu çok garip değil miydi?" dedi Sare. "Ne var be normal kadın işte" dedi Ayşe. "Anormal demek istedin herhalde" dedi Nur. Tam bir şey söyleyecektim ki bir kız bana çarptı. "Önüne baksana kızım yaa" dedi kız. "Pardon yanlışlıkla çarptım." "Bu okulda yanlışlık olmaz canım ayağınızı denk alacaksınız" dedi. "Sen kimsin be bizimle böyle konuşuyorsun seni yolarım ben be" dedi tam Nur kızın saçına atıldı ki arkadan Kuzey onu tuttu. "Kızım daha yeni geldik okula kendinizi bu kadar belli etmeyin." Ve arkasında diğer erkekler vardı. Sare koşarak Hakan'a sarıldı. Sare ve Hakan sevgililerdi baya uzun bir süredir. Ve sürekli mıçmıç olduklarından dolayı bazen iğreniyordum. Sevmiyordum öyle sürekli dip dibe insanları. Bir zaman sonra sıkıyorlardı. "Çok özledim bebeğimi yaa!" "Bende aşkım" dedi Sare. Tam o sırda Burak ikisinin arasına girdi ve Hakan'ın koluna girdi. Sarede aramıza fırladı. "Yavaş be öküz" dedi Hakan. "Niye özlemedin mi beni çılgın serseri?" dedi Burak. Hep gülerdim onların bu hallerine. Biz gülerken nöbetçi hoca gelip "Hadi içeriye ders başlamak üzere" dedi. Bizde tamam dedik. "Sınıfımız hangisi?" dedi Emre. "12-A" dedim. "Of be buradada 12-A orada da bıktım yaa!" dedi Emre. Bay çok bilmiş konuştu" dedi Ayşe. "Ya sen bana laf sokacağına yüzüne bak, okula mı gelmişsin düğüne mi belli değil." "Ya sen ne boş konuşuyorsun yaa!" dedi Ayşe. Tam atakta bulunacakken baya uzun boylu bir kadın yanımıza geldi. "Merhaba siz yeni gelen öğrencilersiniz değil mi?" "Evet hocam." "Tekrardan merhaba ben Sedef ama siz bana Sedef hoca diyeceksiniz biyoloji hocasıyım." "Ay hocam benimde biyolojim 5'ti." dedi Nur. "Belli belli saldırma sanatları diye ders olsaydı sen yıldızlı 5 alırdın." Hepimiz kıkırdadık hatta Emre katıla katıla güldü. Ben ayıp olmasın diye kafamı çevirdim. Hocanın yüzünde bir tebessüm belirdi. "Hadi yeter bu kadar gırgır şamata." Sınıfa girdiğimiz an artık halüsinasyon gördüğümü düşündüm. 1 İyi 1 kötü haberim vardı...