BLACKPİNK- Stay
Zaman kavramını yitirmiştim. Çok zaman geçtiğini, sınıfa gelmeye başlayan öğrencilerden anladım. Girenler bana garip garip bakıyorlardı ve gene o lanet fısıldaşmalar...
"Lee Know, sıçmış ağzına belli."
"Ne yaptı acaba?"
"Öldü mü, mal gibi yatıyor yerde?"
Daha fazla fısıldaşmalara dayanamadım ve doğruldum. Hepsinin gözlerinin içine, öfke ile bakıyordum. "Minho'nun da, sizin de varya..." dedim ama konuştuğumdan emin bile değildim. Sesim fısıltı gibi çıkmıştı. Zar zor ayağa kalktım. Midem bulanıyor, başım dönüyordu. Eve gidip, banyo yapmak istiyordum. Bu, üstümdeki iğrenç histen kurtulmak istiyordum. Ama galiba kurtulamayacaktım. Ayağa kalktığımda, başım döndüğü için sendeledim ve düşmemek için duvardan destek aldım.
"Lee know, sikmiş bu kızı, belli."
Gülüşmeler, dalga geçmeler...
Kulak asmadım. Çantam galiba bankta kalkmıştı. Umursamadım ve sınıftan çıktım. Ben çıkar çıkmaz, arkamdan bir kahkaha tufanı koptu. Bir insanın acısıyla sadece kendisi dalga geçer, başkaları değil. Şuan kendimden geçecek gibi olduğum için bunlara haddini bildirmeyi, aklımın bir köşesine yazdım. Eve gitmek istiyordum ama bu durumu annem ve babama anlatamazdım. Annem harap olur, babamda Minho'yu yaşatmazdı. Tanrım, ben ne yapacağım. Mecburi, müdür odasına ilerledim. Sınıfı öğrenmem gerekiyordu. Acaba, kaç ders geçmişti. Müdürün odasına, kapısını tıklatarak girdim. Beni görünce şaşırdı, derse girdiğimi sanıyordu, galiba. "Sınıfımı öğrenebilir miyim?" dedim. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı;
"Kızım, sen neredesin? Birde yeni gelen öğrencisin, geç kalmaman gerekirdi. Dersler başlayalı 2 ders geçti. Sınıfın 12-C. Bir daha geç kalma!"
Gerçekten o kadar olmuş muydu? Dedim, zaman kavramını yitirdim, diye. Zili bile duymamışım. "Tamam, hocam." dedim ve çıktım. Galiba 12. sınıflar bir alt kattaydı. Gelirken gördüm. Bir alt kata indiğimde, aradığım o lanet sınıfı buldum; 12-C...
Tacizci Minho ve çetesinin olduğu sınıftı, burası. Ne kadar girmek istemesem de, kapıyı tıkladım ve girdim. Gene ve gene tüm gözler bana dönmüştü. Yüzümün ne halde olduğunu bile bilmiyordum. Gözüm sadece bir kişiyi görüyordu; Lee know. Bana sırıtarak bakıyordu, sanki yaptığı şey çok iyiymiş gibi. Ben ise ona kin, nefret ve iğrenme duyguları ile bakıyordum. Sanki ilk kim gözlerini çekecek yarışmasındaydık. Ne o çekiyordu ne de ben.
Hocanın, "Kızım geç bir yere, sen yeni öğrencisin herhalde ama sınıfa anca 2 ders sonra teşrif ettiniz. Geç yerine, geç!" demesiyle gözlerimi ondan çekip, oyunu kaybettim. Ama keyfi değil. Üstelik ilk günden geç gelerek, ilk hocanın gözünden de düşmüştüm. Hepsi onun yüzünden. Mina, bana endişeli bakışlar atarak, yanını gösteriyordu. Onun yanına ilerledim ama arkasında oturan kişiler, iyice canımı sıkmaya ant içmişlerdi, sanki. Arkasında kırmızı saçlı çocuk ve o, oturuyordu. Korka korka, gene bana bir şey yaparsa diye düşünerek, Mina'nın yanına oturdum. Hoca geri derse geçmişti ama odaklanamıyordum. Aklıma beni öptüğü geliyordu ve buda kendimden iğrenmeme sebep oluyordu. Aklıma en son Mina'yı havuza götürdükleri geldi, hemen Mina'ya döndüm. Üstünü değiştirmişti, saçları ise nemliydi. Ona bir şey yapmışlardı. Ve bende koruyamamıştım. Ne güzel!
Sen daha kendini koruyamadın. Koskoca 5 yıl, çöp oldu.
Bir an önce zil çalsın istedim. Ne kadar kalmıştı, onu da bilmiyordum. Sıkıntıyla iç çektim. Mina'nın kağıda bir şeyler karalamasıyla, dikkatimi ona verdim. Kağıdı bana uzatınca, okudum.
Rengin bembeyaz, ne yaptı sana?
Elime, bir kalem aldım ve bende kağıda bir şeyler yazmaya başladım.
Boş ver, sen beni. Bana bir şey yapamaz, o. Asıl sana ne oldu?
Yalan. İlk günden yalan söyleyerek, kızın güvenini kaybetmek istemiyordum ama taciz edildiğimi nasıl söyleyebilirdim? Hiçbir şey yapmadı ki, alt üstü beni taciz etti mi diyecektim? Tanrı aşkına, nasıl açıklayacağım, korkuyorum ondan?
Kağıdı aldı ve bir şeyler yazıp, geri bana uzattı.
Teneffüste anlatırım, 10 dakika var.
Onayladığımı belirten şekilde, kafa salladım ve derse odaklanmaya çalıştım.
***
Zil çalınca, derin bir iç çektim. Bunu gören Bayan Park, bana ters ters baktı ve "Sizin için bir daha ki sefere tuvalet giyip geleceğim, Bayan Chun. Derste notlaşmadan duramadınız çünkü!" dedi ve gitti. Keyfimden sanıyorlardı ama değildi. Oysaki edebiyatı severdim. Ama sik suratlı yüzünden odaklanamıyordum, işte. Anlayın, beni. Anlayamazlardı çünkü içime atıyordum. Mina, yanıma geldi ve koluma girip, sürüklemeye başladı. "Gel, sınıfta onlar var. Dışarıya çıkalım. Bu arada ben çantanı aldım banktan." dedi. Bahçeye çıktıktan sonra boş bir bank bulup, oturduk. Mina'ya bakıp, anlat dercesine bakmaya başladım. Beni anlamış olmalı ki, konuşmaya başladı, "Seni Minho götürünce, arkandan gelmeye çalıştım. Ama Jeongin ve Hyunjin tuttu ve havuza attılar. Bu yüzden beden kıyafetlerini giydim. Neyse, git sende giyin çünkü ders beden." dedi. Onaylarcasına kafa salladım ama soru sormadan da gitmedim; "Hyunjin kim?"
"Kırmızı saçlı çocuk. Bende senle geleyim. Daha sonra sana diğerlerinin de adını söylerim." dedi ve yanıma gelip, koluma girdi. Demek saçımı yolan o geri zekalı, Hyunjin'di. Bekle Hyunjin, senin de sıran gelecek. Soyunma odasına giderken, bir yandan okulu tanıtıyor bir yandan da beni soyunma odasına götürüyordu. Ne kadar mutlu görünmeye çalışsam da, içim kan ağlıyordu. Bedenim bunu kaldırmak istemiyordu, içini dökmek istiyordu. Bunu, midemin şiddetli bir şekilde bulanmasından anlıyordum. Soyunma odasına geldiğimizde, Mina kapıda beklemeye başladı. Bende, boş bir kabin buldum ve okulun özel, beden kıyafetini giydim. (Sona koydum.) Çıkınca, çantamı aldım ve Mina'nın yanına gittim. Benim geldiğimi görünce, tekrar ilerlemeye başladık. Bahçeye indiğimizde, zil çaldı. Minho ve çetesi, yoktu. Birine zorbalık mı yapıyorlardı, acaba? Bana ne ki? Lavabomun geldiğini hissetim ve Mina'ya döndüm. "Mina, ben lavaboya gideceğim." dedim. Mina kafa salladı ve benimde çantamı alıp, banka oturdu. Beden dersi, arka bahçedeydi. Ön bahçeye geçerken, bir ses duydum.
İlk başta, yanlış duymuşumdur diye umursamadım ama aynı ses, tekrar gelince durdum. Bir kız çığlık atıyordu sanki. Sesin geldiği yöne doğru gitmeye başladım. Ön bahçeden de geçince, okul çıkışına doğru ilerledim. Bir çığlık daha geldiğinde, sesin nereden geldiğini anladım. Okulun arka tarafından geliyordu. Oraya doğru ilerleyince, şoka uğradım. Tanrım, bu bir şaka olsun! 2-3 kız, yerde yatan bir kızı tekmeliyorlardı. Kız ise acılar içinde çığlık atıyordu. O sırada kahkaha sesleri duydum. Başka bir yerden gelmiyordu. Aynı yerden geliyordu. Kim atıyor diye etrafa bakınınca, gördüklerimle zaten bulanan midem daha da bulandı. Minho ve çetesi, dövülen kızı göstererek, kahkaha atıyorlardı. Kanıma birden, öfke doldu. Damarlarımdaki kanın, öfke ile fokurdadığını hissediyordum. Ama yine beni taciz ederse? Herkesin içinde? Ve tam o an sıçtığımın farkına vardım.
Çünkü Lee Know'la göz göze gelmiştim.
(VE EN HEYECANLI YERDE BİTİRDİM. MİNHO VE ÇETESİ ŞEREFSİZ DEĞİL Mİ YA SİZCEDE? BENCE ÖYLE. SİZCE?)
Üstlerine ise buna uygun ince bir ceket düşününnn
Formaları ise bu. Yüklemişken hepsini yükleyip elden çıkarıyım dedim. Nasıl bu arada, beden- okul forması?
