5. BÖLÜM : BİLİNMEYEN NUMARA
Karşımda duran Jackson' dı. Benden uzak dur, niye geliyorsun anlamıyorum demek istedim ama diyemedim. Beynimi dinlemem gerekiyor ama ben dinlemiyorum. Kalbim beynimin sesini bastırıyor maalesefff...
"Millie iyi misin?" dedi kibar ses tonuyla, "İyiyim, teşekkürler Jackson" dedim soğuk ses tonuyla, onun gözlerine bakarken benim koluma baktığını gördüm. "Noldu koluna? " dedi ve bilmiyorum ama o an sinirlendim. Daha yeniki ses tonumla hiç alakası olmayan sesli bir tonla " Sevgiline sor. O anlatsın." dedim ve sırayı iterek kalktım sonra sınıfı terk ettim. Tabi o anda baya sinirlenmiştim ki Jackson'ın bacağına doğru sırayı itmemi bile umursamadım.
Arkamdan geliyordu. Neden ya neden anlamıyorum. Baya hızlanmıştım, her yerde Sergio'yu arıyordum ve buldum sonunda. Hiç düşünmeden ona sarıldım. Arkamda ki ayak sesi kesilmişti. Büyük ihtimalle Jackson bizi görmüştü. Sergio'yla beni...
Ne anladı bilmiyorum ama hiç de umrumda değil. Sergio bir kez daha haklı çıkmıştı. 'kimseye güvenme' evet güvenmiyeceğim. Sergio'dan kollarımı çektiğim zaman bana doğru bakıyordu. "Yine ne karıştırıyorsun bilmiyorum ama anlatırsan dinlerim" dedi. Bana çok iyi davranan biri vardı hayatımda o olmasaydı ne yapardım... Düşünmek bile istemiyorum bu konuyu, ona söyleyecektim herşeyi çünkü o hep bana destek çıktı, her zaman...
"Sergio... Küçükken gittiğimiz bir yer vardı hatırlıyor musun? Orda buluşalım ama o zaman nasıl gidiyorsak aynı şekilde tamam mı? Sana orda herşeyi anlatıcam." dedim tebessüm ederek. "Tamam okul çıkışı eve bırakırım seni bir saat sonra da orda buluşuruz" dedi gülerek o da buna sevinmişti. Eskiden olduğu gibi...
Zil çaldı ve Sergio haydi dercesine elini salladı. Yürümeye başladığımızda koluna girdim "Eee... Birşeyler alırsın artık orda yeriz" dedim küçük bir kız çocuğu gibi "Tamam alırım. Amma beleşçisin sende var ya!" dedi dalga geçerek. Sınıfa kol kola girdiğimizde Jackson bize bakıyordu o en sert bakışıyla. Artık umursamıyorum beni ilgilendiren birşey yok zaten.
Ders başladığında kendimi derse verdim. Geçmem gereken dersler var ve benim baştan kendimi sıkmam gerekiyor. Tam odaklanmıştım ki bir mesaj geldi. Bilinmeyen bir numara:
Bilinmeyen numara: "Çıkışta okulun arka bahçesine gel"
"Pardon da sen kimsin acaba ve numaramı nerden buldun?"
Bi bu eksikti cidden bilinmeyen kişimiz. İçim içimi yiyordu resmen kimdi bu? Etrafa göz gezdirirken Jacksonın telefonla uğraştığını gördüm. O muydu acaba? Bundan emin olmanın tek yolu vardı bir mesaj daha atıcam eğer telefonu titrerse onun olduğunu anlayacağım...
"Neden ismini söylemiyorsun?" Sadece onu bulmak için konuyu uzatıyordum. Bu mesajı attım ama Jackson telefonu masanın üzerine koymuş ve titrememişti telefon. O değilse kim? Kim bana mesaj attı?
Bunu öğrenmek için daha üç saat daha derse girmem gerekiyor ve daha şimdi gireceğimiz öğle arası var. Açıkçası canım hiç birşey istemiyor, ama Sergio'nun benim için daha fazla endişelenmesini istemiyorum çünkü anneme söylüyor ve annemin üzülmesine asla dayanamam...
Öğle arası olduğunda kendi başıma yemeğe indim. Sergio'yu sınıfta unuttum, unuttuğumuda arkadan bana doğru koşan ve bağırarak geldiğinde anladım. "Millie beni nasıl unutabilirsin! Ben sensiz ne yaparımmmm!" dedi ve kahkaha attı. Beni yine güldürmeyi başarmıştı. Kafasına elimin ucuyla hafifçe vurdum. "Şebekliği bırakta aşağı inelim yoksa aç kalıcan" dedim. Onu hassas noktasından vurdum, yemeği hayvan gibi yiyor ama kilo almıyor hâla anlamadım bundaki metabolizma bende de olsa ne güzel olurdu...
Centilmenlik yapıp benimde yemeğimi aldı ve yanıma oturdu. "Buyurun hanımefendi" dedi Sergio. "Teşekkür ederim beyefendi" dedim alayla, ben daha çorbamı bitirmeden o bütün yemeği silip süpürmüştü bile. Zaten bende doymuştu, ona doğru yemeğimi uzattım "Afiyet olsun, benimkini de ye ben doydum."
Önüne doğru çekti yemeği "Tok olduğuna emin misin?" dedi mutlu bir şekilde. "Eminim ye hadi ben tokum cidden" dedim ve elimdeki meyve suyunu içtim. Hep zaten ben yemeğimi bitiremezdim ama Sergio'ya verirdim o da zevkle o yemeği yerdi...
Sınıfa gülerek girmiştik, Sergio beni sinir etmeye çalışıyordu bende onu. Sonunda sırama oturmuştum. Sergio'nun önündeki sırada oturuyordum hâla, oraya geçmeyi hiç düşünmüyorum.
Ders başladığında birden mesaj geldi ve yerimden sıçradım. Telefonu sinirle elime aldım ve yine o lanet bilinmeyen numaraydı.
"Yanlız gel. Sergio veya başka biri gelmesin!" diye yazmış. Ne derdin var kardeşim senin benimle. Sergio ne alaka hem de. Bunu bence Sergio'ya söylememeliyim yoksa beni asla göndermez ve benim gitmemi geç kendisi gider bundan adım kadar eminim.
"Senin ne derdin var kardeşim benimle?"
Diye yazdım artık sabrım kalmadı bu salağa. Ne bu ya ne Jessie'si biter ne Jackson'ı....
"Kardeş deme istersen;)" diye yazmış. WHAAATTTT. Ne diyo be bu noluyo burda bunu kesinlikle ya Sergio'ya diyicem ya da gitmicem. Çok sinirlenmiştim kıpkırmızı olmuştum. Tam o sırada Jackson'ın bana bakarak güldüğünü gördüm. Kesinlikle Jackson olmalı, başka kim olabilir ki zaten. Jessie'yle kendilerine dalga konusu istiyorlar...
İki ders geçtiğinde okuldan dışarı çıktım. Sergio'yu bir görev için müdür çağırmıştı. Ona haber vermeden bir yere gidemeceğim için onu arabasının yanında beklemeye koyuldum.
Telefondan yeni bir mesaj geldi. Artık alıştım ya valla, dıt dıt dıt. İçimden yine birşeyler söylerek telefonu açtım.
Bilinmeyen numara: " Geç kalma ve o güzel arkadaşına da benden bahsetme. Yanlız gel" diye yazmış beyfendi başka isteğiniz. Bir çay kahve...
"Başka isteğiniz beyefendi. Biraz bekle çatlama!" Diye yazdım. Bı zahmet benden kibarlık beklemesin.
"Lanet olsunnn!" Diye bağırdım ama aramdaki Sergio'yu farketmemiştim. Tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu "Ne oldu yine Millie! Çabuk anlat!!" dedi ve ne diyeceğimi biliyordum dilim tutulmuştu şanki...
"Millieee..."
Sizce bilinmeyen numara kim?
Millie, Sergio'ya herşeyi anlatıcak mı?
Hi guyssss. Bu bölümü biraz geç yayınladım maalesef 😶 Ama bomba gibi bölüm olduuu 🥰
Bu bölümde bilinemeyen bir kişimiz var. Buraya tahminlerinizi yazarsanız sevinirim.
Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir 🙏😊
Sizi çoook seviyorummm kendinize iyi bakınn 🫶🏻