Annem odasına gittikten sonra okula tek başıma gitmeye karar verdim. Ve telefonumu elime aldım
"Sergio bugün okula kendim gidicem" (05.52)
Büyük ihtimalle Sergio hâla uyuyordu. Yukarı çıkıp makyaj yaptım ve üstümü değiştirdim, odadan çıktım ve annemin odasına gittim, annem uyuyordu. Yanağına bir öpücük kondurup aşağı indim.
Saat daha çok erkendi ama anca okula yetiştirdim, okula yavaş yavaş gitmek istedim kafa dinlemek için. Ayakkabılarımı giydim, kapıyı açtım ve dışarı çıktım. Kendimi boşlukta hissediyorum sanki dünyada kimse yok ve ben tek başımayım gibi geliyor en son bu hissi babam gittikten sonra hissetmiştim tabi bu duygu sadece bende vardı o zaman annem için öyle değildi...
Yol bomboştu sanki bir salgın olmuştu ve herkes evlere kapanmış gibiydi. Yolda yürürken bir anda telefon titreyek bir bildirim sesi çıktı o an çok korktum sessizliğe bir an çok alışmıştım.
"Kızım sen manyak mısın sabah sabah bişey mi içtin, okula bu saatte mi gidiceksin ve o kadar yolu nasıl gidiceksin??!" (06.25)
Mesajı okurken bir kahkaha attım, yolda ki tek ses benim gülmemdi. Cidden Sergio beni okula gidince azarlayacak. Bir mesaj daha geldi yine Sergio'dan tabi ki ben cevap vermeyince deliriyor.
"Bana cevap ver!" (06.28)
"Bugün de canım sensiz gitmek istedi belki haa?"(06.29) diye karşılık verdim.
O an Sergio'nun burnundan soluduğuna çok eminim. Ben ne dersem diyim beni yanlız bırakamayacağını biliyorumm.
"Nerdesin şimdi evden çıkıyorum."(06.35)
"İtiraz istemiyorum!!"(06.35)
Biraz tırstım doğrusu beni öldürecek bu. Hemen uslu bir kıza dönmüştüm tabi yoksa Sergio gelince o suratını hiç çekemem.
"Bizim evin iki sokak altındaki süpermarketteyim abicimmmm :)"(06.36)
Görüldü atmıştı. Büyük ihtimalle yoldaydı ve hızlı geliyordu. Bir süre onu bekledikten sonra yeni açılan markete girdim, iki tane sandviç ve içecek birşeyler aldım. Sergio'ya ya yalakalık yapmam gerekiyor yoksa bütün gün onun somurtmasıyla hiç uğraşmam. Marketten çıktığım gibi Sergio dibimde bitmişti.
"Kızım sen ne yapıyorsun sabah sabah ne olduğunu şaşırdım. Ne işin var ıssız tek başına burda?" dedi bütün siniriyle ama ben hemen sandviçi ve içeceği ona uzatarak,
"Sana sandviç ve içecek aldım. Sen ye diye.." ne diyeceğimi şaşırdım çünkü çok endişelenmiş gözüküyordu. Ağzımı büzerek "Sen korktun mu haa?" dedim gülerek ve ensesine bir şaplak atarak arabaya bindim. Hemen arkamdan geldi ve arabaya bindi. "Bensiz gitmek yok bir daha. Yoksa bu sefer bir sandviç ile kendini affettirmezsin" dedi ve elimdekileri çekti. Hepsini ne ara yedi anlamadım, benim için kahvaltı yapmadan çıkmıştı garibim.
"Vay hayvan vay !!! Ben daha yeni paketi açıyorum, sen bitirdin." dedim gülerek ve sırtını sıvazlıyarak "Ye ye de iyice büyü benim küçük Sergiom" dedim ve kahkaha patlattım.
"Sen çok büyüdün sanki Millie hanım. Daha boyunuz bakıyorum da minnacık" dedi Sergio biliyordu beni nereden vuracağını. Pisss!. Önüme döndüm ve paketi sertçe açarak sandviçimi sinirle yedim. O da bir zafer kazanmış edasıyla arabayı çalıştırdı ve bana bakarak güldü.
"Ne kırıtıyon be!" dedim ve koluna dirseğimi vurdum. "Sende iyi alıştın haa bana vurmaya!" dedi Sergio. Korktum yav bir anda yükselince. Bişey olmamış gibi önüme dönüp yemeğimi yedim ve içeceğimi içtim.
Yemeğimi bitirdiğimde galiba uykuya dalmıştım. Öyle bi dalmışım ki Sergio'nun kapıyı açmasıyla uyanmam ve yere doğru düşmem bir olacaktı ki Sergio beni tuttu sağolsun. İnsan bir dürtükler. "İyi uyudun mu?" dedi Sergio, "Ben ne ara uyudum ya, aslında uykum yoktu." Dedim esneyerek. "Hiç uykun yok muydu? Horluyordun bee " dedi Sergio, anladım o beni sinir etmeye çalışıyor. "Ben horlamam!" dedim ve onu ittirerek arabadan indim.
Okula doğru girerken omzuma elini attı Sergio. "Bugün akıllı dur, okeyyy" dedi ağzını yayarak. "Ben beş yaşında çocuk muyum? Bana böyle akıl verme Sergio , asıl sen uslu dur kızlarla mızlarla konuşup durma, yoksa maazallah hangisi yengem şaşırırım" diyerek güldüm. "Tamam o zaman ikimizde uslu duralım haa" dedi kaşlarını kaldırarak. Bende evet manasında başımı aşağı yukarı salladım.
Beraber sınıfa gülüşerek girmiştik ve neredeyse ders başlıyacaktı. Jackson sırasında oturmuş bana bakıyordu bugün full siyaha bürünmüştü. Önüne oturmadan önce "Günaydın" dedim ama o sadece hafif bir tebessümle geçiştirdi. Biraz afallamıştım doğrusu.
Ders başladığında canım çok sıkılmıştı. Koluma yattım, sabah erken uyandığım için herhalde hâla uykum vardı. Kafamı sıraya koyduğumda görüş açıma Jessie girmişti. Jackson'a doğru bakıyordu ve telefonu gösteriyordu. Tam o sırada arkadan bir titreme hissettim. Jessie, Jackson'a mesaj atmıştı. Nasıl ama? Nereden telefon numarasını buldu bu kız? Ve aralarında ne vardı?
Jessie gülerek telefonuna baktı. Jackson ona mesaj atmıştı. Hemen arkamı döndüm ve Jackson'a baktım o da telefonuna bakıyordu. Bir anda telefondan kafasını kaldırdı ve bana baktı. Aşık yüzümle ona baktım ve göz devirerek önüme döndüm. O da anlamıştı. Ya ben ne diyorum daha bir gün önce tanıştığım birine nasıl karışabilirim. Hem o onu sevmiş olabilir, ben Jessie'den hoşlanmıyorum diye o sevemez mi? Diyordu kalbim ama Beynim, Jessie ne alaka sen varken diyordu. Ben hangisini dinlemeliyim peki ??
Sergio'nun dediği gibi dikkatli olucam. Dersi dinlemeye çalıştım çünkü derslerim çok iyi olmalıydı. Sergio'da dersleri can kulağı ile dinliyordu. İki senedir beni baya şaşırtıyor derse ilgili olması...
Zil çaldığında omuzumda bir el hissettim beni dürtükleyen bir el. Arkamı döndüm ve beni dürtükleyenin Jackson olduğunu gördüm.
" Noldu?" dedim tersliyerek sanki ben ona hiç göz devirmemişim gibi, "Birşey mi oldu? Derste değişik baktın da" dedi gülümseyerek. " Yo... Hayır ben biri bana seslendi zannettim de" dedim saçma bir bahane söylemiştim benim arkamda Jackson'dan başka kimse yoktu ki. Jackson anlamıştı galiba çünkü baya gülümsüyordu. Hiç bu kadar gülümsediğini görmemiştim. Çok ama çok yakışıklı duruyordu.
Utanmıştım o anda kekeleyerek "Şey... Şey, beni Sergio bekliyor onun yanına gitmeliyim" dediğim anda sınıftan öyle bir hızla çıkmıştım ki onun bişey demesine izin vermeden. Sınıftan çıktığımda Sergio'yu aramaya başladım ama Sergio yoktu. Tadilatta olan ve bomboş olan koridora girdim, sadece bakmak için girmiştim ama Jessie bir anda karşıma çıktı ve beni duvara doğru itti.
"Napıyorsun sen ya?" diye inledim kolum duvara çarpmıştı. "Uzak duracaksın ondan!" diyerek bağırdı. "Kimden uzak durmamı istiyorsun sen, ben kimseyle yakın bile değilim" dedim ve bir yandan kolumu tutuyordum. "Sevgilimden!! Yani Jackson'dan" dedi. O anda başımdan aşağı kaynar su dökülmüştü sanki. Yere doğru süzülerek oturdum orda ne kadar süre durduğumu hatırlamıyorum. Jessie ne ara gitmişti bilmiyorum.
"Millie!" diye bağıran birini duydum uzaktan geliyordu ama umursamadım. Neden bu kadar üzülmüştüm anlamıyorum. "Millie iyi misin? Birşeyin var mı?" dedi ve beni kolumdan tutarak kaldırmak istediği anda "Kolummm" diye bağırdım. Kolum incinmişti büyük ihtimalle, "Tamam gel kalk hadi revire gidelim." dedi Sergio çok korkmuştu. "Noldu sana? Seni çok merak ettim haberin var mı senin?" dedi Sergio.
Onu o kadar çok korkuttuğum için üzülmüştüm. Ayağa kalktım ve ona sarıldım, belki biraz rahatlar diye. Sergio'da bana sarıldı, ve beni revire götürdü. Neyse ki kolum kırılmamıştı sadece kolumu hızlı çarptığım için sadece etim ezilmiş. Bir krem sürdü, kolumu sardı. Sürdüğü kremi bana verdi ve onu sürmemi söyledi. Düzenli kullanmam ve bir daha inşaat hâlindeki koridora gitmemek için ikaz etti. Çünkü orda ne olduğunu söylememiştim. 'Sadece ayağım takıldı ' diyebilmiştim.
Revirden çıktığımızda Sergio'da bende hiç konuşmadan sınıfın önüne gelmiştik. Ben bir anda durdum, oraya girmek istemedim. Bilmiyorum neden bu kadar etkilenmiştim hâla aklım almıyor.
"Millie neden durdun? İyi misin?" dedi Sergio. Şu anda bir şeye karar verdim. Bana ne onlardan ne hâlleri varsa görsünler, bu şeyin beni etkilemesine izin veremem. Daha yeni tanıdığım Jackson artık umrumda değil. "Heyy. Millie iyi misin?" dedi tekrar Sergio, "İyiyim Sergio. İçeri girelim hadi, zaten geç kaldık." dedim sakin ses tonuyla.
Kapıyı çaldık ve içeri girip öğretmenden özür dileyerek içeri girdik. Jackson bana baktı ve sonra koluma baktı ama ben umursamadım önüne gelip çantamı aldım. Ve Sergio'nun önündeki boş olan sıraya oturdum. Jackson şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu ama umursamadım. Neyse ki Sergio'nun önü boştu yoksa ne yapardım bilmem.
Biz geç geldiğimiz için beş dakika sonra tenefüs zili çaldı. Ama başım ağrıdığı için kafamı çantamın üstüne koydum ve dinlenmeye çalıştım. Başımın önünde duran bir silüet vardı...
Acaba o silüet kimdi??
Helllooooo... Arkadaşlar bu bölümü sizin için uzun tuttum.
Umarım beğenmişsinizdir.
Bol bol yorum yapmayı unutmayın lütfennnn
Sizce diğer bölüm ne olucak buraya tahminlerinizi yazınnnn...