İçeriğe geç

Okul

Bölüm 14 · 5 dk okuma

Okul

Bölüm 14

14.bölüm

Olay gecesi 31 Aralık 2018

MÜDİRE NİN ANLATIMIYLA

Yatakta uzanıyordum. Hemen telefonu açıp spotify dan bir şarkı açmıştım ki bir ses duydum Hemen yataktan kalktım biraz ilerlemiştim ki Alper'i gördüm sarhoştu. Evet buna emindim çünkü bana biraz daha yaklaştı. o esnada beni öpecekken "dur alper yapma" diye fıısıltı çıktı dudaklarımdan ama o aldırmadı beni yatağa yatırdı bana yaklaşacakken onu ittim.ama oda işe yaramadı en sonunda yere yığıldı ve ben bügünü asla unutmayacaktım.

Günümüz

Annemin anlattıklarından sonra şok olmuştum. Vay piç kurusu demek annemi tecavüz edersin he!. Alper iyi'ki hapise gitmiş, yoksa ben onun iliğini kemiğini guruturdum.

Düşünürken aklıma bir şey geldi. Hemen anneme "sen ne yaptın ayrıldın mı?" Diye sordum. Annemde bana dönüp" evet ayrıldım."

1 dakika sonra

O sırada eve varmıştık yani Washington daki evimize o sırada telefonum çaldı

"Alo"

"Cemal sana bir haberim var"

" ne oldu"

"İdam yarına alındı"

"Tamam" telefonu kapattım

İdam günü 4 mart 2024

Sabah erkenden kalktım. Bugün Alper'in idam edileceği gündü. Onun için hiç üzülmüyordum. Anneme yaptıklarını asla unutamazdım. Onun acısını çekmesini istiyordum. Ama onun babası Alaaddin, idamı durdurmak için her şeyi yapmıştı. Mahkemeye itiraz etmiş, avukat tutmuş, gazetelere ilan vermişti. Ama hiçbiri işe yaramamıştı. Alper'in suçu kanıtlanmış ve idam cezası kesinleşmişti. Arabaya bindim taksici bize doğru bakıp "Nereye gideceksiniz?" Diye sordu bende. "The pit hapishanesine" dedim adam başını sallayıp arabayı çalıştırdı

1 saat sonra

The pit hapishanesine vardığımızda avukat emily bizi bekliyordu "hoşgeldiniz Alper'i darağacında tutuyoruz babası Alaaddin idam olmasın diyor ama biz idam edicegiz" dedi ve bende devam ettim "öyle de yapın bayan emily oni idam edin" emily başını salladı ve bizde darağacının olduğu bahçeye doğru gittik. Darağacının olduğu yere baktığımda alper darağacında duruyordu. Alaaddin bana yaklaşıp "lütfen Cemal idamı durdur idam olmasın" bende "o annemi tecavüz etmeden önce düşünecekti" dedim. Alaaddin usulca geri çekildi. Hakim Alexander'da vardı bir gardiyan Alper'e doğru eğilip "Evet Alper'i tecavüz ve kadına zulüm suçundan idam ediyoruz , Alper pahsa son sözün nedir?" Diye sordu Alaaddin şaşırmıştım "Nee tecavüz mü ettin müdire'yi" alper babasına doğru bakıp "malesef ki yaptım Yaşattığım acı için üzgünüm. Allah'ın beni bağışlamasını istiyorum. Son sözüm budur"

Sonra alper 'in boğazındaki halat gerildi ve kanlar akmaya başladı

3. Bakış açısı

Alper'in cansız bedeni darağacında sallanırken, ben ve annem gözlerimizi ondan alamadık. Onun ölümü bize bir rahatlama vermişti. Ama aynı zamanda bir üzüntü de duyuyorduk. Çünkü o, annemin eşi idi Onun böyle bir sona gelmesi, onun yaptıklarının bir sonucuydu. Ama biz de ona bir şans vermemiştik. Belki de onu kurtarabilirdik. Belki de onu sevebilirdik. Ama artık çok geçti. Alper ölmüştü. Ve biz onunla birlikte bir parçamızı da kaybetmiştik.

Alaaddin ise oğlunun ölümüne dayanamadı. Onun son sözlerini duyduğunda yere yığıldı. Onun da kalbi durmuştu. O da ölmüştü. O da oğluyla birlikte gitmişti. Onun da yaptıklarının bir bedeli olmuştu. Çünkü o, oğlunu korumak için her şeyi yapmıştı. Ama oğlunu doğru yoldan ayırmıştı. Oğlunu bir canavara dönüştürmüştü. Ve oğlunun son anında bile ona gerçeği söylememişti. O da oğlunu sevmemişti. O da oğluna ihanet etmişti.

Emily ve Alexander ise bize acıyan bakışlarla yaklaştılar. Bize sarıldılar ve Bize teselli vermeye çalıştılar. Bize adaletin yerini bulduğunu söylediler. Bize hayatın devam ettiğini söylediler. Bize yeni bir başlangıç yapabileceğimizi söylediler. Ama biz onları duymadık. Biz sadece Alper'i ve Alaaddin'i gördük. Biz sadece onların ölümünü hissettik. Biz sadece onların acısını paylaştık.

Bir süre sonra, Emily ve Alexander bizi arabalarına bindirdiler. Bizi evimize götürdüler. Bizi evde bırakmadan önce, bize her zaman yanımızda olduklarını, bize her zaman yardımcı olacaklarını, bize her zaman destek vereceklerini söylediler. Bize güle güle dediler ve gittiler. Biz de evimize girdik. Evimiz sessizdi. Evimiz boştu. Evimiz soğuktu. Biz de sessizce odalarımıza gittik. Kapılarımızı kapattık. Yataklarımıza uzandık. Gözlerimizi kapattık. Ve uyuduk.

Ertesi gün, uyanıp hazırlandım. Anneme kahvaltı hazırladım. Onu uyandırdım. Ona kahvaltıyı getirdim. Ona günaydın dedim. Ona nasıl olduğunu sordum. O da bana iyi olduğunu söyledi. Ama yüzündeki hüzünü görebiliyordum. O da benim yüzümdeki hüzünü görebiliyordu. Ama ikimiz de bunu dile getirmedik. İkimiz de suskun bir şekilde kahvaltı ettik. Sonra, bavullarımızı topladık. Çünkü bugün Türkiye'ye dönecektik. Bugün Washington'dan ayrılacaktık. Bugün Alper'i ve Alaaddin'i mezarlarına bırakacaktık.

Emily ve Alexander bizi havaalanına götürdüler. Bize biletlerimizi verdiler. Bize pasaportlarımızı verdiler. Bize valizlerimizi verdiler. Bize sarıldılar. Bize iyi yolculuklar dilediler. Bize kendimize iyi bakmamızı söylediler. Bize mutlu olmamızı söylediler. Bize tekrar görüşmek üzere dediler. Biz de onlara teşekkür ettik. Biz de onlara sarıldık. Biz de onlara iyi yolculuklar diledik. Biz de onlara kendilerine iyi bakmalarını söyledik. Biz de onlara mutlu olmalarını söyledik. Biz de onlara tekrar görüşmek üzere dedik.

Sonra, güvenlik kontrolünden geçtik. Uçağımıza bindik. Koltuklarımıza oturduk. Kemerlerimizi bağladık. Uçak pistten kalktı. Washington'dan uzaklaştık. Türkiye'ye doğru uçtuk. Yeni bir hayata doğru uçtuk.

Türkiye'ye vardığımızda, arkadaşlarım Poyraz ve Marzio bizi karşıladılar. Bize sarıldılar. Bize hoş geldiniz dediler. Bize nasıl olduğumuzu sordular. Biz de onlara iyi olduğumuzu söyledik. Ama yüzlerimizdeki hüzünü görebiliyorlardı. Onlar da bize üzüldüklerini söylediler. Onlar da bize baş sağlığı dilediler. Onlar da bize destek olduklarını söylediler. Ama ikimiz de bunu kabul etmedik. İkimiz de onlara teşekkür ettik. İkimiz de onlara iyiyiz dedik. İkimiz de onlara hayatın devam ettiğini söyledik.

Sonra, arabalarına bindik. Bizi evimize götürdüler. Bizi evde bırakmadan önce, bize akşam için bir plan yaptıklarını, bize sürpriz yapacaklarını, bize eğlendireceklerini söylediler. Bize hazırlanmamızı söylediler. Bize akşam gelip alacaklarını söylediler. Bize güle güle dediler ve gittiler. Biz de evimize girdik. Evimiz sessizdi. Evimiz boştu. Evimiz soğuktu. Biz de sessizce odalarımıza gittik. Kapılarımızı kapattık. Yataklarımıza uzandık. Gözlerimizi kapattık. Ve uyuduk.

Akşam, Poyraz ve Marzio bizi almaya geldiler. Bize güzel giyinmemizi söylediler. Bize güzel kokmamızı söylediler. Bize güzel gülümsememizi söylediler. Bize güzel eğlenmemizi söylediler. Biz de onlara güzel giyindik. Biz de onlara güzel koktuk. Biz de onlara güzel gülümsedik. Biz de onlara güzel eğleneceğimizi söyledik.

Sonra, arabalarına bindik. Bizi bir restorana götürdüler. Bize güzel bir masa ayırtmışlardı. Bize güzel bir yemek sipariş ettiler. Bize güzel bir şarap getirdiler. Bize güzel bir sohbet yaptılar. Bize güzel bir hikaye anlattılar. Bize güzel bir şaka yaptılar. Bize güzel bir gece yaşattılar

O sırada cemal'in telefonu çalmaya başladı Cemal poyraz'a "telefon çalıyor siz burda bekleyin"dedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.