şarkılar; Guns N' Roses - This I love
başlıyoruzzz, iyi okumalar (¬‿¬)
DOĞUM
19 yıl önce
“çok fazla kan kaybediyor!”
“hadi loris sık dişini az kaldı...”
“DAHA FAZLA DAYANAMIYORUM!” yatakta kan ter içinde yatan eşine bakan jonn elini sıkıca tutmaktan başka bir şey yapamıyordu. Sevdiği kadın için endişelenirken bir yandan da doğacak çocuğu için içi içini yiyordu.
“dayan sevgilim bebeğimiz için...”
Hemşireler acı içinde çifte bakarken sonucun ne olacağının jonn hariç herkes farkındaydı.
“lütfen acısını dindirecek bir şeyler yapın, bebeğime, karıma yardım edin lütfen...” acı içinde dizlerinin üzerine çöken jonn karısının elini bir saniye olsun bırakmıyordu. Loris ellerini öyle bir sıkıyordu ki jonn’un elleri bembeyaz olmuştu.
Ve sonra kanların arasından bir bebek dünyaya geldi...
Yıllardır çocuk hasretiyle yanıp tutuşan jonn ve lorisin bebeği.
Bebeğin kanlara bulanmış bembeyaz tenine hayranlıkla baktı ailesi, odadaki endişe bebeğin cinsiyetini görmeleri ile hafifledi.. Jonn ve loris, yanlarındaki hemşireler bebeğin kız olduğunu gördüklerinde derin bir nefes alabildiler, kötü yürekli imparator bebeklerini bağışlayacaktı.. Erkek olsaydı imparator tehdit olarak görüp bebeklerini onlardan alacaktı. Jonn bebeğinin yıldız gibi gözlerini gördüğünde gözlerinden üç damla yaş damladı.
Loris ise gülümseyen gözlerle bebeğine bakarken bulaştırdığı kanları bebeğinin üzerinden temizlemek için çabalıyordu.
“güzel kızım ay kızım, Lamia’m..”
Lorisin kanaması durmak bilmiyordu, jonnun içindeki kötü his kızıyla hafiflese de karısının halini gördükçe artıyordu.
Hemşireler ellerinde kalan az miktarda temiz bezlerle baskı yapsa da faydasızdı.. Nefesin bitme vaktiydi.
Loris son cümlelerini kurabilmek için vücuduna yalvardı.
“Jonn sevgilim, bebeğimizi koru ona iyi bak, seni seviyorum.”
Acı içinde yalvardı adam, “dayan loris lütfen bırakma bizi yalvarırım..” dizleri titriyordu jonnun kaybetme korkusuyla.
Gülümsedi kadın, son kez bebeğine baktı bulaşan kanları avuçlarıyla temizledi, gözyaşları ay tenine damladı, öpüp kokladı ve son kez istedi..
“Tanrım, bebeğim sana emanet, şimdi annesini kaybetse de sen onu kazandır.”
Bebeğinden derin bir nefesi içine çekti, o nefesi geri veremedi. Gözlerini sonsuzluğa yumdu. Hayatı kaybeden oydu belki ama hayatını kaybeden sevgilisi oldu.
Haykırışları yetersiz kaldı adamın, hiçbiri geri getiremedi lorisini..
Babasıyla beraber küçük bebek lamia da ağladı durmadan.
Lamia ağlamayı kesene dek ülkede yağmur dinmedi.
1 yıl sonra
Lamianın süt annesi evden çıkarken içeriye imparatorun adamları gelmişti,
Pis sırıtışları ile bebeği krallarına götürmek için yanıp tutuşuyorlardı.
“sence asker mi olur ceset mi? Hahaha"
“o kadar emin konuşma dostum, kim bilir belki kralın aradığı bebektir?”
Adam bıkkınlıkla “o kehanete inanıyor olamazsın. Kralın takıntısı bence, yıllardır arıyoruz sihirli bebek falan yok.”
“ben inanıyorum dünya güçlü bir adamla müjdelendi. O kadar güçlü bir erkek olacak ki..” derken içeriye girmişlerdi.
Jonn onlara yüzünü ekşiterek baktı.
“bebeğimi almayın benden kızımı almayın.” imparatorun karşısında eli kolu bağlıydı zavallı babanın. Tek umudu kız çocuklarını bir tehdit olarak görmediği için onları toplamamasıydı.
Adam alayla jonna baktı. “hahaha karın bir erkek bile doğuramadı mı? Zavallı kızından asker de olmaz sihirbaz da olmaz ihtiyar.”
Jonn öfkeyle dişlerini sıksa da biliyordu ki en ufak itaatsizlikte öldürülürdü ve kızı lamia yalnız kalırdı, bu yüzden sustu ve lamiayı daha çok kendine doğru çekti.
Kıza ve babasına tiksinerek bakan kralın adamları evden çıkıp gitti, bir daha da dönmediler..
Ancak lamia büyürken yaşadıkları kasabadaki oyun arkadaşlarının, küçük çocukların zorla ailelerinden koparılıp götürüldüklerini, hiç biri de aradıkları büyük güç çıkmayınca zorla asker yapıldığının, askerlik eğitimini kaldıramayan çocukların ise öldürüldüğünün haberini almıştı. O çocukların aileleri sessizce ağlıyordu, ses çıkarırlarsa itaatsizlikten öldürüleceklerini bildiklerinden..
Bu yüzden lamia en çok ses çıkarmayı ve çığlık atmayı sevdi. Susmadı, susturulamadı. Kötülüğü ülkesini yöneten kraldan öğrendi, kendi büyürken kötülüğe olan öfkesini de büyüttü.
