İçeriğe geç

Numara Komşusu (Texting)

Bölüm 43 · 3 dk okuma

Numara Komşusu (Texting)

Bölüm 43

42

Yine düz yazı...

Bir şeylerin daha net anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden öyle. Umarım düz yazılar sizi sıkmıyordur😖

***

Konağın önünde durdular. Hacer nene onları görünce çok mutlu olmuştu. Bu koca konakta o, oğlu Naim ve torunu Uraz yaşıyordu. Gelini Necmiye, Uraz daha beş yaşındayken ağır bir hastalıktan dolayı vefat etmişti. Pek misafirleri olmadığı için Yağız ve arkadaşlarının ziyaretleri onu çok mutlu ediyordu. Hacer nenenin çok flörtü olmuştu. Ama ne zaman ciddi ilişkiye başlayacak olsa sıkılıp onları terk ediyordu.

''Hoş geldiniz ula sıpalar. Gelin de bir öpem sizi. Özlettiniz kendinizi.'' Gençlere selam verip kızlara döndü. ''Sizin manitalar mı bunlar? İkisi de birbirinden güzel. Maşallah. Allah sizi nazarlardan saklasın güzellerim.'' Onları da kemiklerini kıracak kadar sıkı sardıktan sonra oğlanlara dönüp ''İyi iyi. Ben sizde iş bitmiş sanıyordum. Bu yarım akıllıları hangi kızlar kabul eder diyordum da boşa endişelenmişim.'' dedi.

''Ayıp oluyo ama nene!!!'' Yağız isyankar bir şekilde haykırdı. ''Sus ula sıpa. Seninki de akşama geliyormuş. Aha da şu öteki konakta oturuyor dedesi. Kız da oraya gelecek.''

''Nene... Dedesini nereden tanıdığını sormaya korkuyorum.''

''Belli değil mi zaten. Exim o benim.''

''Hacom sen tüm erkoları elden geçiriyorsun ama. Ayıp oluyor.'' Mert, kolunu Hacer nenenin omzuna atıp onunla uğraştı.

''Erkek milleti bunu hakediyor. Bir iki oynayıp çöp gibi atacaksın kenara. Anca böyle kıymete binersin. Kızlar akşama kız kıza konuşalım biz. Size tüyolar vereyim.'' deyip göz kırptı. Kızlar Hacer neneye bayılmışlardı.

''Hop hop Hacer ana. Nazlımdan uzak dur lütfen. O naif beynine böyle düşüncelerin empoze edilmesini istemiyorum.'' Gökhan Nazlı'ya arkadan sarılıp onu korumak ister gibi davranmıştı. Nazlı bundan memnun kalmış gibi başını Gökhan'ın başına yasladı.

''Benim erkeklerle ilgili bir şey öğrenmeme gerek yok ki. Bana Gökhan'ı anlatan olursa yeter.'' Nazlı'nın bu cümlesiyle Gökhan, dudaklarını Nazlı'nın saçlarına bastırdı. ''Prensesim benim. Çok seviyorum seni.''

Hacer nene suratını buruşturdu. ''Iyyyy mıç mıç. Hiç sevmem. Ortalık buram buram yeni aşıklar koktu. Neyse geçin içeri. Hasta olacaksınız. Hava soğuk.''

Hacer nenenin dediğini yapıp konağa girdiler. ''Kalacağınız odalar ayarlandı. Üst kattalar. Remziye! Şu çocuklara odalarını göstersene.''

Remziye dediği kadın ellili yaşlarda olmasına rağmen son derece dinç olan bir kadındı. Konağın vazgeçilmez kahyasıydı. Gençler odalarına eşyalarını bırakıp salona geçtiler.

Kanepenin bir köşesinde oturan Uraz onlara ters bakışlar gönderdi. Belli ki misafir sevmiyordu. Gönülsüzce kendini tanıtıp telefonuna daldı.

Mert Hacer nenenin yanına geçmiş onunla dedikodu yapıyordu. Birkaç dakika sonra evdeki birkaç hizmetçi gelip onlara ikramda bulundu. Burada fazlasıyla şımartılacakları belliydi.

''Hacom ya. Tüm kaslarım ağrıyor yemin ederim. Yaşlandım galiba ben. Masaj mı yaptırsak?''

Hacer nene bu teklifi bekliyormuş gibi hemen kabul etti. ''Çok iyi fikir canım Mertim benim. Remziye!! Hemen masözlere haber ver. Saunayı da hazırlat.''

Bu lükse kim hayır diyebilirdi Allah aşkına?

Hacer nenenin emriyle herkes masaj yaptırmıştı.

Akşama doğru kapı çaldı. Gelen Nil'di. Fazlasıyla konuştukları için birbirlerini hiç yabancılamamışlardı. Hepsi iç ısıtacak şekilde selamlaştılar. Nil'in dedesi de gelmişti. Hacer neneyle aralarındaki negatif enerji azımsanacak gibi değildi.

Yağız tahmin edildiği gibi ilk görüşte Nil'e vurulmuştu. Onlar kendi köşelerine çekilip konuşmak isterken Hacer nene onları sofraya çağırdı.

Kralların sofrasına tek atacak bir sofra serilmişti önlerine. ''Hacer nene. Sence de fazla abartmadın mı? Bir kuş sütü eksik sofrada.'' Yağız haklıydı.

''Yavrucuğum ondan istiyorsan onu da getireyim.''

''Ne diyorsun nene ya? O anlamda mı dedim ben?''

''Kerem!'' Hacer nenenin sesiyle Kerem ona döndü.

''Oğlum sen kızı açlıktan öldürmek mi istiyorsun? Tabağına yemek koysana. Bu gençlikte iş yok ya! Bunu da mı ben söyleyeceğim? Besle şu kızı. Kuş kadar kalmış zaten.''

Kerem itiraz etmeden Pera'nın tabağına içli köfte, sarma ve kısır koydu. Pera ne derse desin kimse onu dinlemeyeceği için kaderine razı gelip yemeğini bitirmeye çalıştı. Mert, çoğunun aksine son derece iştahlı bir şekide gömüyordu yemekleri.

Yemeğin ortasındayken kapı çaldı. Ve Mert'in iştahını kesen o kişi yemek odasına girdi: Narin.

Bölüm sonu

11 yorum