İçeriğe geç

Numara Komşusu (Texting)

Bölüm 42 · 3 dk okuma

Numara Komşusu (Texting)

Bölüm 42

41

Bir düz yazıyla karşınızdayımm

İyi okumalarr🤍

***

''Benim şu valizleri arabaya kadar taşısana hayatım.'' Mert elinde küçük bir çantayı koluna takmış yürürken Yağız'a emirler yağdırıyordu.

''Niye ulan niye? Elin, kolun, bacağın mı eksik? Hem köye 3 valizle gitmek ne anasını satayım?'' Sürekli söylense de Valizleri tek tek taşıyıp arabaya yerleştirdi.

''Yalnız valiz deyip geçme. İçinde her ihtiyacımı karşılayabilecek şeyler var.'' Kısa saçlarını savurup kıçını sallaya sallaya,havalı bir şeklide yürüdü. ''Kapıyı açar mısın Yağız? Elim kremli.''

''Oğlum sen benimle mi uğraşıyorsun? Sen hiçbir zaman eline krem sürmedin ki maloş!'' Yine ve yine söylene söylene kapıyı açtı. Mert hemen koltuğa yerleşip güneş gözlüklerini düzeltti. Yağız sürücü koltuğuna yerleşip ona dik bakışlar gönderdi.

''Kasımın ortasındayız. Hava bulutlu. Her an yağmur yağabilir ve sen güneş gözlüğü takıyorsun.''

''Tatile gidiyormuşum gibi hissedeyim diye.'' Yağız, Mert'in davranışlarını sorgulamayı bırakması gerektiğinden emin olmuştu.

Keremlerin evine geldiklerinde kapıda Gökhan ve Nazlı'yla karşılaştılar. ''Tam zamanında!!!'' diye şakıdı Mert.

Kerem'in annesi güler yüzüyle onları karşılayıp hepsine tek tek sarılıp öptü. ''Hoş geldiniz güzel yavrularım benim. Kahvaltı hazır geçin içeri.''

''Erdem abi evde mi?'' Gökhan'ın heyecanla sorduğu soruya karşılık Nesrin güldü. ''Gökhan senin Erdem'e olan bu hevesini her gördüğümde aklıma ona ilk aşık olduğum zamanlar geliyor bebeğim. İçerde. O da seni bekliyordu.''

Gençler kahkahalar atarak mutfağa girdiler. Sofrada yok yoktu. Nesrin yine döktürmüştü.

Hızlı bir kahvaltının ardından gençler evden çıktılar.

''Pera yavrum bak birkaç tane yün hırka koydum valizine. Zayıf bir şeysin zaten. Hasta olma tamam mı? Dışarı çok çıkmamaya çalış. Bu havalar hasta eder insanı.'' Nesrin'in bu davranışları Pera'ya 'Acaba annem olsaydı benimle böyle mi ilgilenirdi?' diye düşündürüyordu. Pera annesini hiç tanımamıştı. Kendini bildi bileli hayatında bir dadısı vardı bir de yüzünü zar zor gördüğü, onu eve hapseden babası...

Nazikçe gülümseyip ''Merak etme Nesrin abla. İyi olacağım.'' dedi.

''Oğlum bak müstakbel gelinim sana emanet. Gözün gibi bak tamam mı?''

''Tamam anne.'' Kerem'in sesi bıkkın çıkıyordu. ''Hem çocuk değil ki o! Bu kadar endişelenmene gerek yok.''

''Sus be! Terbiyesiz çocuk. Anneye öyle denmez. Ne diyorsam o.''

''Peki anneciğim peki. Baş üstüne. Gözüm gibi bakacağım müstakbel gelinine.'' deyip annesinin yanağına kocaman bir öpücük kondurdu.

''Gökhan, geri dönüğünüzde bir kahveye gidelim oğlum.'' Erdem, Gökhan'ı hep kendine çok yakın görürdü. Gökhan'ın babası onun en yakın arkadaşıydı zaten. Gökhan da Erdem'e çok benziyordu kişilik olarak. O yüzden onunla çok iyi anlaşırlardı.

''Çok iyi olur Erdem abi.''

Ve olmazsa olmaz İlyas'ın sesi gençleri sus pus etti. ''Beni götürmüyorsunuz. Çok kırıldım. Ta New York'lardan geldim sizin için. Siz köye gidiyorsunuz vizyonsuzlar. Alındım gücendim.'' Kimse tepki vermeye cesaret edememişti. İlyas'ın nasıl intikam alacağı hiç belli olmazdı çünkü.

''Ya benden niye bu kadar çok çekiniyorsunuz? Bakın valla çok üzülüyorum. Neyse bir sonraki karşılaşmamızda kendimi affettirmeye çalışacağım. Sağlıcakla kalın.'' Hepsini şaşırtarak son derece samimi bir şekide sarıldı hepsine.

Erdem de hepsine tek tek sarılıp onları yolcu etti. Nesrin'in son dakikaya kadar süren nasihatları ise asla bitmemişti.

Birkaç saat içinde köyde olacaklardı. Yağız da Nil'ine kavuşabilecekti.

Mert'in en büyük korkusu ise Narin'in de orada olmasıydı.

Gökhan ve Nazlı yol boyu didişip şakalaştılar. Ara sıra kitaplardan konuştular.

Kerem'le Pera'nın araları ormandaki günden beri biraz garipti.

Ormanda ne mi olmuştu? Mert'in dediği gibi gece, tatlı tatlı esen rüzgar, sessiz sakin ortam onlara hoş gelmişti. Beraber yürüyüp dertleşmişlerdi. Duygusal anlarına denk gelmişti her şey. Kerem de kendini tutamayıp Pera'nın dudaklarına yapışmıştı. Nefessiz kalana kadar öpüşmüşerdi. Ama ondan sonra bu konuyu hiç açmamış, bir şey olmamış gibi davranmışlardı. Aralarının tuhaf olmasının sebebi de buydu.

Bölüm sonu

4 yorum