İçeriğe geç

Noktalar ve Virgüller

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Noktalar ve Virgüller

Bölüm 1

YALNIZLIK

Yalnızım.

Doğarken de, ölürken de yalnızım...

Bir ben mi yalnızım yoksa dünyadaki herkes yalnız da aslında yalnız değilmiş gibi mi davranıyorlar?

Çevremdekilere "Ben yalnız bir kurdum." dediğimde hep aynı zırva: 'Sen hiç yalnız olur musun, biz varız.' 'Alınıyorum ama, ben buradayım ya.' 'Seni asla yalnız bırakmam.' 'Sana asla yalan söylemem.'

Asla. Asla. Asla.

ASLA?!

Asla?

Asla asla deme...

Boşuna dememişler bu sözü.

Satır araları bırakıyorum nefes almak niyetine.

Her satır arasında içime derin bir nefes çekiyorum ve bir damla daha karışıyor su yeşili simli kazağımın üstüne gözlerimden...

Bıktım...

Cümlelerimin birçoğu üç nokta ile bitiyor...

Ben üç noktaların insanıyım: üç noktalar gibi yarım, üç noktalar gibi yetim, üç noktalar gibi bilinmez, üç noktalar gibi sonsuz...

Üç noktalar ve karanlığın ne kadar da benzer yönü varmış, yeni fark ettim.

Gördünüz mü? Tanım hoşunuza gitmese bile bir şeylerle benzerim ben.

İlginç bir şekilde hem de.

Yine benzer olduklarım vurmaz beni umarım.

Yine kendimi benzettiğim şeyler sırtımdan hançerler mi beni...

Üç nokta? Arkamı döndüğüm anda beni öldürür müsün sonraki hayatımda sırtımda kocaman bir doğum lekesiyle var olabilmem için?

Eğer sonraki hayat diye bir şey varsa bilin ki ben orada da yalnız olurum.

Fark ettiniz mi?

Bazı cümlelerimde, kelimelerimde kendinizi buldunuz belki de...

Kendinizden bir parça, bir zerre belki de...

Bu yüzden kırmayın beni, ben de sizden bir parçayım?

Zaten un ufak olmuş bir şeyi daha ne kadar parçalayabilirsiniz ki?

Atomlarımı bile rahat bırakmadılar; onları da deney misali parçaladılar ve dediler ki:

"Ben başardım!"

Evet, başardınız... Yaşasın! Mutlu musun? Çünkü sen mutluysan ben de mutluyum.

Hayır, yalan söyledim! Ama korkma bu sana ilk yalanım. Belki son olmayacak, hatta eminim son olmayacak ama biliyorum ki her bir yalanımda en azından vicdanım rahatlayacak...

HAYIR!

Yine yalan söyledim.

Üzgünüm, iyice yalancı kesildim başınıza...

Kızdınız, dahası kırıldınız mı bana?

Lütfen, küsmeyin bana keza arkadaşlar küsmez?

Olamaz!

Arkadaş dedim çok özür dilerim tekrardan...

Sürekli özür diliyorum sizden, özür dilerim...

Arkadaş mıyız ki?

Arkadaş olursak da hâlâ yalnız olurum hâlbuki...

Acaba arkadaş olsak...

...

Bakın olsak diyorum, olalım değil! Yani olabiliriz de olmayabiliriz de!..

Acaba...

Arkadaş olursak yalnızlığımızı bir parça

paylaşabilir miyiz?

Ki ben yalnızlığımız geçebilir diye hiç düşünmedim...

Çünkü şuan burada olmamızın sebebi de o.

Arkadaş olma ihtimalimizin ortaya çıkma sebebi de o, nasıl geçmesini ve gitmesini düşünebilirim?!

O, ne kederim ne de özlemim!

Gidemez işte!

O kadar!

O da giderse n'olur ki?

Neyse... Konumuza dönelim.

Sıkıldınız mı benden siz de?

Durun, gitmeyin!!!

DURUN!

NEREYE GİDİYORSUNUZ?!

Çıplak ayaklarıma canımın kırıkları battı, koşamıyorum peşinizden!

Gitmeyin, lütfen...

Yere düştüm, arkadaşlar birbirini düştüklerinde kaldırırlar!

Hey!

HEEYY!!!

Hiçlik, köşesine çekilmiş sessizce olan biteni izliyordu.

Yere, dizlerinin üzerine çöken ve hıçkırarak ağlayan insanoğluna baktı...

Ölüm, Keder, Üzüntü, Öfke, Hastalık, Savaş, Kıtlık...

Hepsi yanındaydı Hiçlik'in...

İçinden geçirmeden edemedi:

'İnsanoğlu çok zayıf ve aciz, bizleri suçlarlar bunlar için. Yazık, çok yazık! Bu dünyada yalnızlar! Yalnızken Yalnızlık etraflarındadır onların... Yalnızlık'ın değerini bile bilmez onlar! Onlara göre bizler hiç olmazsak dünya harika olur, evet o kadar harika(!) olur ki insanlar kötü şeylerden sonra olan iyi şeylerin kıymetini bilmezler! Mutluluk ve diğerlerinin işini kolaylaştırıyoruz biz!'

Gayriihtiyari arkasını döndü arkadaşlarının bakışlarını üstünde hissedince.

"Kıymet bilmezler!" diye homurdandı Hiçlik.

Yalnızlık, yere çökmüş yırtınarak ağlayan kızın ayaklarına soğuk nefesini üfledi...

"Onu sevdim, artık ben buralarda olurum. Ne de olsa ilk arkadaşı olduğum bu âdemoğlunu bensiz bırakamam, değil mi? Hadi, siz de işe dönün, bazen gelirim yanınıza... Ama çok uzun kalamam, tamam mı? Onu bensiz bırakmak istemiyorum."

Yalnızlık ete kemiğe büründü insanın karşısında...

Dudaklarını araladı ve mırıldandı: "Artık ben varım!"

Ve devam etti:

"Söz veremem hep burada olacağıma, ama çağırırsan gelirim. Ben burada olduğum sürece benden başka arkadaşın olamaz ama gözlerinin açık olduğu her an beni etrafında hissedersin. Ne zaman ki yeni bir arkadaşın olur, o zaman ben kaçarım buralardan, giderim uzaklara... Çünkü ben sadece bir insanla arkadaş olabilirim; senin diğer arkadaşınla arkadaş olamam ki, arkadaş olma hakkımı sende kulladım."

İnsanoğlu gözyaşları içinde baktı yerden kafasını kaldırıp, ilk defa arkadaşı olmuştu...

Onun da arkadaşı vardı artık!

Yavaşça ayağa kalktı, ayaklarının sızlamadığını fark etti...

Demek arkadaşlık böyleydi: yaraların iyileşirdi, gözyaşların kururdu?

Âdemoğlu, Yalnızlık ile arkadaş oldu.

Yalnızlık elini eteğini âdemoğlunun üstünden hiç çekmedi. Onun nesliyle de arkadaş oldu...

Sonunda dünya 'Yalnızlık' oldu...

___________________________________________

Benim dünyama hoşgeldiniz. Benim dünyam 'Yalnızlık'...

Yazım ve noktalama hatalarım affola...

Gününüzün iyi geçmesi dileğiyle...

18 Nisan 2023, 09.19

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.