İçeriğe geç

NOIZU:KUSURSUZ YALANCILAR

Bölüm 2 · 2 dk okuma

NOIZU:KUSURSUZ YALANCILAR

Bölüm 2

Bölüm 2:Tozlu Aynalar

Kuzey’in telefonunun ekranındaki ışık, gözlerindeki o alaycı ifadenin üzerine gölge düşürmüştü. Mesaj ikimizi de tam kalbimizden, en beklemediğimiz yerden vurmuştu. Koridordaki diğer öğrencilerin de ceplerinden ardı ardına bildirim sesleri yükselmeye başladığında, binanın içindeki uğultu bir anda bıçak gibi kesildi.

​Herkes birbirine bakıyordu. Kimse sesini çıkarmıyor ama herkes aynı sorunun cevabını arıyordu: Noizu kimdi?

​"En karanlık oda..." diye mırıldandı Kuzey, sesini sadece benim duyabileceğim bir tonda tutarak. Adımlarını koridorun sonundaki merdivenlere doğru çevirdi. "Okulun mimarisini inceleyecek kadar vaktin oldu mu, yeni kız?"

​"Mantıksal olarak," dedim onun temposuna ayak uydurarak, "güneş ışığı almayan, okulun en izole yeri eski kütüphanenin altındaki arşiv odası olmalı. Yani bodrum katı."

​Kuzey duraksadı, omzunun üzerinden bana bakıp sırıttı. "Sadece zeki değilsin, aynı zamanda hızlısın. Güzel. Ama oraya inmek yasak. Kapısı ağır bir zincirle kilitli."

​"Kilitler, sadece arkasında ne olduğunu merak etmeyen insanları durdurur," karşılığını verdim.

​Binanın alt katlarına indikçe modern, parlak zeminler yerini eski, soğuk mermerlere ve nem kokusuna bıraktı. Burası okulun parıltılı yüzünün arkasına sakladığı gerçek yüzü gibiydi. Arşiv kapısının önüne geldiğimizde, Kuzey’in bahsettiği o kalın zincir paslı demirlerin etrafına dolanmıştı.

​Kuzey ceketinin iç cebinden metal, ince bir aparat çıkardı. Onu kilitte birkaç saniye ustalıkla çevirdiğinde keskin bir tık sesi yankılandı. Zincir gürültüyle yere serildi.

​"Sen... kilitleme sistemlerini nereden biliyorsun?" diye sordum, şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak.

​"Herkesin hobileri vardır," dedi göz kırparak. Kapıyı yavaşça itti.

​İçerisi tamamen zifiri karanlıktı. Telefonlarımızın flaşlarını açıp içeri adım attığımızda, toz bulutlarının havada uçuştuğunu gördük. Odada eski okul yıllıklarından, kırık sıralardan ve üzeri örtülmüş tablolardan başka bir şey yok gibi görünüyordu. Tam Noizu’nun bizimle dalga geçtiğini düşünecekken, flaşın ışığı odanın en arkasındaki devasa, boy aynasına çarptı.

​Aynanın üzerinde, sanki yeni yazılmış gibi duran, kırmızı rujla karalanmış bir yazı vardı.

​Işığı yazıya doğrulttuğumda kalbimin ritmi tamamen değişti. Aynada şu yazıyordu:

​"İlk yalanı söyleyen, ilk kurban olur. Kuzey, arkana bak."

​Tam o anda, arkamızdaki ağır ahşap kapı büyük bir gürültüyle üzerimize kapandı ve dışarıdan kilitlenme sesi geldi. Odadaki tek ışık kaynağı olan telefonlarımızın şarjı, aynı saniyede %1'e düşüp tamamen kapandı.

​Karanlığın içinde, Kuzey'in hızlanan nefes alışverişini ve hemen yanımda kıpırdayan bir gölgenin hışırtısını duydum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.