Ertesi sabah hava güneşli ve aşırı sıcaktı.Uyanır uyanmaz klimayı açtım.Lavaboya gittim ve günlük rutinimi tamamladım.Dolabımı açtım.Siyah kot şortumu ve askılı beyaz tişörtümü giydim.Hava o kadar sıcaktı ki uzun zaman sonra ilk defa saçımı dağınık topuz yapmıştım.Topuzda bir gariplik vardı.Hemen anladım ve perçemlerimi toplamadan bir daha topuz yaptım.Sorun çözülmüştü.Doğal bir makyaj yaptım.Çantamdaki bazı kasetleri değiştirdim.Kulaklığımı “ABBA” kasetime taktım ve kaseti cebime koydum.Sırt çantamı taktım.Kendime son kez aynada bakıp klimayı kapattım.Ne olur ne olmaz elime gri,ince ceketimi aldım.Aşağıya inince Emily’i kahvaltı hazırlarken gördüm. ”Günaydın” sesim beklediğimden daha nazik çıkmıştı.”Günaydın Daph” diye yanıtladı.Daph mı? Bunu sadece yakın olduğum insanların söylemesine izin verirdim. “Daph demesen olur mu?Çok hoşuma gitmiyor da” diyince şaşırarak bana baktı.”Tamam tamam sakin ol Daphne” sesinde anlayış vardı.İçten içe ona ısınıyordum.Gülümseyerek evden çıkmadan önce duraksadım.Emily bana anahtarımı uzattı. ”Unutacaktın az kalsın” dedi gülümsemeyle.Teşekkür edip anahtarı elinden aldım.Evden çıkıp okula yürüdüm.Okula girer girmez Eddie ile karşılaştım.Havanın sıcaklığından yakınmasını dinlerken bir anda ışıklar gitti.Bu sefer 10-15 saniye sürmüştü.Işıklar geri gelince müdürün hoparlörden yükselen sesi konuştu.”Küçük bir elektrik kesintisi oldu.Bir şey yok çocuklar” Eddie’nin rahat bir nefes aldığını duydum.Yürümeye devam ettik.Dolabıma ulaştım ve eddie’ye “Sonra görüşürüz” dedim.Eddie uzaklaşırken,Steve yanıma geldi.”Aranızda bir şey mi var?” Sesi dalga geçer gibiydi.”Yooo.Arkadaşız” duvara baktı.”Niye ki?” Ekledim.”Biraz yakın duruyordunuz da ondan merak ettim” kaşımı kaldırdım.”Kıskandın mı lan?” Diye sorunca kahkaha patlattı”Ben?Ben mi seni kıskanacağım?Gerçekten komik birisisin” dedi.Güldüm.Ama içten içe özgüvenimin düştüğünü hissedebiliyordum.Dolabımın kapağını kapattım ve sınıfa gitmek için arkamı döndüm.Bugün Steve ile bir tane ortak dersimiz vardı.O da matematikti.Sınıfa girdim.Edebiyat kitaplarımı sıraya koydum. … Öğle arasında Mikelarla beraber her zaman oturduğumuz masaya oturduk.Hem gülüşüyor,hem de yemek yiyorduk.Yemek yerken Lucas,Max’e döndü ve kulağına bir şeyler fısıldadı.Bir şeyler dönüyordu.Max kızardı,sırıttı.Max’e dönüp gülümsedim.Ardından Mike’a döndüm.”Lucas Max’e bir şeyler fısıldadı.Gördün mü?” Diye sorunca Mike hemen Lucaslara baktı.Onunla beraber ben de bir daha baktım.Lucas’ın eli Max’in omzundaydı.Mike ile gülümsedik.Lucas bizi fark etmişti.Bize attığı bakış ile sırıtmamızı kestik.Mike,Lucas’a eliyle kalp yaptı.İyi ki Lucas görmemişti.Mike ile kıkırdamaya devam ederken El bizi böldü.”Neye gülüyorsunuz?” Mike hemen el’e döndü ve olayı açıkladı.El’i de bu olayda aramıza katmıştık.El gülümseyerek daha önceden fark ettiği şeyleri anlattı.Üçümüz kıkırdayarak sohbet ettik. … Okul çıkışı Max ve Lucas bizden daha uzak bir şekilde yürüdüler.Birbirlerine çok yakın duruyorlardı.El’e bakış attım.O da mike’a baktı.Üçümüz sadece güldük.Yürürken Lucas’ın kolunun Max’in belinde olduğunu görünce fark etmemiş gibi davrandım.Eve varınca diğerlerine görüşürüz dedim ve anahtarımı çıkardım.İçeri girdiğimde kimse yoktu.Sonunda evde yalnız kalmıştım.Hemen odama gittim.ABBA plağını çıkartıp plak çalara yerleştirdim.Pijamalarımı giydim,makyajımı çıkardım,saçımı salık bir at kuyruğu yaptım.Tüm bunları yaparken çalan şarkıya eşlik etmeyi de unutmuyordum.Bir anda etraf soğumaya başladı,plaktaki ses durdu.Plak hala dönüyordu ama ses yoktu.Arkamı döndüğümde duvarlar ıslanmış gibiydi.Üstlerinde dalga şeklinde siyah ve ıslak şeyler vardı.Ne olduğunu anlamak için duvara dokundum.Elim duvarın arkasından geçti.Hızlıca geri çektim.Gözlerimi kapattım,ovuşturdum. Gözlerimi açtığımda dalgalar azalmıştı ama bu sefer müzik tekrar başlamıştı.Çok baslı ve yüksek şekilde çaldığı için kulaklarımı kapattım.Plak çaları kapatmak için dokunacakken her şey normale döndü.Müziğin sesi düzgün,duvarlar olduğu gibiydi.Hemen koridordaki telefona koştum.Nancy ve Jonathan’ın numarasını çaldırdım ve onlara olanları anlattım.Nancy evine davet etti.Jonathan da aynı şekilde “Wheelerların evinde buluşacağız.Sen de gelmelisin” diyince hemen gri şortumu ve siyah askılı tişörtümü giydim.Makyaj yapmaya vaktim yoktu.Saçımı açmadım bile.Anahtarımı aldım.Aşağıya inmeden küçük bir kağıt parçasına “Arkadaşlarıma gidiyorum.Anahtarı dış halının altına koydum” yazdım.Notu,dışardaki şemsiyeliğin içine koydum.Annem görürdü.Anahtarı halının altına koydum ve aceleyle terliklerimi giyip Wheelerların evine gittim.İçeri girdiğimde bütün ekip Mikeların bodrumundaydı.Bir adam vardı.Polis şefi gibiydi.Yanında da bir kadın vardı.Polis şefi bana yaklaştı.”Ben Jim Hopper.Eleven’ın babasıyım.” Elini uzattı.Elini sıktım ve kendimi tanıttım. ”Memnun oldum” diyerek kadının yanına döndü.Will bana baktı.”Bu da annem” Kadını gösterdi.”Adı Joyce” ekledi.”Memnum oldum,ben de Daphne” dedim.Joyce da memnun olduğunu söyledi.Mike “Otur bakalım” diyerek boş sandalyeyi işaret etti.”Sana anlatmamız gereken şeyler var.” Ekledi.Hemen oturdum ve dinlemeye başladım.”Şimdi anlatacaklarımız çok saçma ve çılgınca gelebilir,biliyoruz.Bizim yaşadığımız yer…tek değil.” Diyince duraksadım “Pardon böldüm ama,nasıl yani?Tek değil?” Sorarken sesimde korku vardı.”Aynı sokaklar,binalar,yollar…ama biraz farklı ve garip.Soğuk,karanlık.Sanki ölmüş gibi.” Ölmüş gibi mi?Benimle dalga mı geçiyorlardı?Hiç bir şey sormadan dinlemeye devam ettim.”Oraya biz yanlışlıkla ulaştık…gibi bir şeyler oldu” Lucas ekledi. “Bazı şeyleri uyandırdım…” El bunu söylerken kendini suçladığını anladım.Ama adım kadar emindim ki bu onun suçu değildi.Onun suçu olamazdı.Dustin biraz daha bilimsel şekilde açıkladı “Orasıyla burası arasında tam bir duvar yok.Elektrik arada kalıyor.Bu yüzden ışıklar gelip gidiyor.Hatta ilk olduğunda-“ O cümlesini bitirmeden böldüm.”İlk olduğunda enerji depoladı sanmıştım…” Ben bu sözleri söylerken Steve’i duvara yaslanmış,umursamaz am umursar gibi baktığını gördüm.Sonra Dustin’in lafını böldüğümü anlayınca özür diledim ve devam etmek için izin aldım.”Peki orada bir şeyler var mı…yani bize zarar verebilecek şeyler?” Max “evet” anlamında kafasını salladı. ”Birden fazla” dediği an durdum.O gün gördüğüm garip gölge gözlerimin önünde belirdi.Yüzümün rengi soldu.Herkese bakma için göz gezdirirken Steve’in endişeyle bana baktığını gördüm.Yüzümün solduğunu anlamış olmalıydı.”İyi misin?” Diye ağzını oynattı.Kafamı salladım ve konuya odaklandım. ”Bazıları sadece dolaşır.Ama… biri var ki,senin korkmanı,yalnız hissetmeni bekler.” Max duraksadı.Ellerim soğudu,başıma ağrı girdi. ”Bizi izliyor mu?Aklımıza falan girebiliyor mu?” Bu sorularım onları şaşırtmamıştı.”Evet.Belki bir şeyler gördüysen…mesela duvarların dalgalanması,havnın soğuklaşmaya başlaması…duvarda garip şeyler…bunlar zihninde oluyor.O kontrol ediyor.” O mu? O kimdi? “O mu?” Bu soruyu sorduğumun farkına bile varamadan Will,”Vecna.” Dedi.Nancy bana baktı. ”Beni ve Jonathan’ı aramanın nedenini söylemek ister misin diğerlerine?” Diyince boğazım düğümlendi.Kafamı salladım ve her şeyi onlara anlattım.Eddie bana bakıp “Böyle şeyler olmaya devam ederse hemen bize söyle” neden bu bi zorunluluktu? “Peki söylemezsem?” Diyince Max bana döndü.”O zaman daha kolay bir hedef olursun.Sana daha kolay ulaşır.” Bu sözleri duyunca bir şey olursa onlara söyleyeceğime söz verdim.O yalnız kalma korkusunu hayatımda ilk defa hissetmiştim…
Bölüm 6
Vecna kim?
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.