Okula geldim kızların tuhaf bakışları altında kaldım bana bakıp duruyorlardı yeni okulumla alakalıdır diye düşündüm ama bakmaya devam ettiler.Berke’ye derste fısıldayarak ‘’Bunlar niye beni öldürecek gibi bakıyorlar’’ Berke önce güldü sonra ‘’Benim yanımda oturduğun için ‘’ dedi.
‘’Abartma’’ diyip dirseğimle bir tane vurdum. ‘’Cidden bu arada şaka yapmıyorum ‘’ dedi ona ölümcül bakışlar atınca sustu zil çaldı ‘’su getirmeyi unutmuşum suyun var mı? ‘’dedim Berke’ye kızlardan biri lafa atladı sarı saçlı saçlarının boya olduğu 50 kilometre öteden belli olan bir kız ‘’O başkasının ağzından bir şey içmez’’ dedi. Berk’le bakıştık ve ufak bir kahkaha çıktı ağzımdan. ‘’Sen bu fikre nereden vardın peki ’’dedim.
‘’Biliyorum demek ki ‘’ dedi küçümseyici bir tavırla o arada Berk’in sıraya koyduğu suyu içtim ona bakarak sonra ona Berk’e uzatım ‘’al‘’ dedim o da kıza gıcık olmuş olacak ki suyum kapağını bir çırpıda açtı ve içti kızın bana yaptığı küçümseyici tavırla ona ‘’Demek ki içermiş‘’dedim sonra telefonuma mesaj geldi. Şimdi lavaboya gel yazıyordu bilinmeyen gizli bir numaraydı etrafıma baktım ve Berk’e ‘’Ben lavaboya gidiyorum‘’ dedim kalktım ve başımın döndüğünü hissetim zar zor yürüdüm lavaboya girdiğimde aynalarda kırmızı bir rujla yazılmış yazılar gördüm.3 ayna vardı ilkinde annenin katili yazıyordu titremeye başladım tenim buz gibi oldu bu en son babamın ‘’annen artık yok‘’dediğinde hissetmiştim bu duyguyu tekrar tekrar okudum ilk aynada kini.
Annenin katili.
Annenin katili.
Annenin katili…
Ama o ölmedi annem ölmedi annem ölemez nasıl ya bunu kim biliyordu ikinci aynada o gün oradaydım yazıyordu inanmamalıydım okumayacaktım ama zihnim ve bedenim benden izinsiz hareket etmeye başladı nasıl annemi gören biri mi vardı.Onu bulmalıydım kimdi o beni biliyor muydu? Olan bitenden haberi var mıydı . Neredeydi senelerdir neden söylemedi başımın dönmesi artı yere düştüğüm hissetim ellerimi yere koydum ve gözlerim kapandı gözlerimi açtığımda beyaz bir tavanla karşılaştım Aysude ile göz göze geldik kolumu gösterdi gözleriyle dün açtığım yarayı sorar gibi baktı.
Salak’a yatmaya çalıştım anlamadım der gibi baktım başımı diğer tarafa çevirdiğimde Berk ile göz göze geldim Aysude ile aramda bir şeyler geçtiğini anladı ki ‘’ben bir kahve alayım dedi’’.O odadan bir adımını attığı anda Aysude kolumu çekti ve baktı ‘’bu bıçak kesiği nereden buldun sen bıçağı Polat amca sana asla vermezdi’’ dedi ‘’Ama verdi ‘’ dedim nasıl der gibi baktı. ‘’Dün ki meyve tabağımda vardı’’ uzun bir süre beni inceledi sonra ‘’Sende bunu mu yaptın’’ dedi.Cevap vermemi bekledi ama vermedim odada ölüm sessizliği vardı ne göz göze geliyorduk ne de tek kelime ediyorduk.Sonunda o konuştu ‘’Nereye kadar gidecek senin bu bizden sakladıkların’’.Ne saklamışım der gibi gözlerine baktım ‘’Beni kandırmaya çalışma Rosa her şeyin farkındayım sen o tuvalet de bayılmışsın ve Berk yokluğunu fark edip gidip bakmış ama sen yerde bayılmış bir şekilde uzanıyormuşsun ve aynalarda kırmızı ruj izleri silinmiş ama izi kalmış’’
Kafamda şimşekler çakmaya başladı ben bayılınca oraya biri girdi ve onları sildi demek ki o kişi oradan içeri girdi sildi ve çıktı peki üçüncü ayna oraya bakmamıştım üçüncü aynada ne yazıyordu onu okumamıştım ilk iki aynada ‘’anne’nin katili o gün oradaydım’’ yazıyordu eğer o kişi oraya girip sildiyse bir kamerada illaki göründüğü geldi aklıma. Berk odaya girdi eline kahveyle merakla ona baktım ‘’Bizim lavabonun orayı çeken bir kamera var mı ‘’
Dedim. ‘’Var da neden ‘’ Ne diyebileceğimi birkaç saniye düşündükten sonra hemen bozuntuya vermeden ‘’Bilmem ne zaman bayıldığıma bakacağım’’İnanmaz gözlerle baktı ‘’Sen bilirsin’’ dedi ama ses tonunda ki soğukluğu hissedebiliyordum neden olmuştu bu o sadece bu ses tonunu korktuğunda kullanırdı korkmamış gibi görünmek için onu çok iyi tanıyordum. ‘’Ne oldu’’ dedim ‘’Ne ne oldu’’ dedi ama sesi biraz yüksek çıkmıştı yüksek sese karşı zayıftım bundan kaynaklı gözlerim doldu bunu fark etmiş olacak ki.
‘’Özür dilerim anlık sinirle unuttum’’ dedi.Gözlerimi kapatınca yaşlar yanaklarımdan süzüldü aklıma o an geldi.
‘’2008 Rosa’nın Hayatından:
Dayım bizdeydi onu çok severdim babam konuşacakları olduğunu söyleyip beni odama gönderdi önce bağırmaya başladılar sonra bir silah sesi koşarak aşağıya indim dayım yerdeydi kan vardı bana baktı gözlerimiz kesişti ‘’ROSA GİT’’ diyip kapıyı gösterdi ‘’Kaç buradan ‘’ dayımın sözlerini her zaman tutardım ama bu sefer o böyleyken yapamazdım ‘’Kalmalıyım seni bu halde bırakamam’’ dedim bana gülümsedi ama gülümsemesinde çok şey vardı acı,sevgi,merhamet,pişmanlık karışıktı o gün bir doktor geldi dayımı iyileştirdi ama o bizim evde kalıyordu sürekli bir odada kilitliydi ve kilidi sadece babam daydı ve genelde açmazdı biz dayımla anlaşmak için her gün onun penceresinin önüne geçer konuşurduk ben kağıda yazardım o ise pencerede buğu oluşturup onun üzerine yazardı sonra bir gün gitti ve onu bir daha hiç görmedim o günden sonra kimse bana onun gibi gülümsemedi kimse bana annemi anlatmadı kimse bana annemi bulacağımı söylemedi o vardı ve oda gitti….
Ağladım ağladım saatlerce sadece ağladım.Aysude birkaç kere susturmayı denedi ama başarısız oldu oda da herkes susuyordu en son hemşire bozdu sessizliği ve odaya girdi ‘’hastayı taburcu edilebilirsiniz ama dikkat edilecek noktalar var bu birkaç hafta kendisini yormasın,beslenmesine dikkat etsin,stres olmasın,ilaçlarınızda bu reçetede yazıyor.’’ dedi. ‘’Tamam teşekkürler’’ dedi Berk. Odadan çıktık arabaya doğru ilerlerken duvarın kenarına oturmuş ağlayan 4-5 yaşlarında bir kız çocuğu gördüm yanına doğru gittim ela gözleriyle bana bakıyordu gözleri doluydu beni görünce ağlamamaya çalıştığı belliydi ‘’Adın ne senin’’ diye sordum pat diye neden ağladığını sormak istemedim ‘’Eftal senin ki ne’’ gözlerine baktım ‘’Benimkide Rosa’’ tek nefeste söyledim ‘’Ne kadar güzelmiş anlamı ne’’ benimde gözlerim doldu ona bakmamaya çalıştım tıpkı 5 yaşındaki gibi ağlamaktan utanmıştım bir başkasının yanında.
‘’Gül,gül ama kurumuş bir gül’’ bana baktı ve ‘’Kim koydu çok güzelmiş’’ dedi hafif bir gülümsedim ama bu acınası bir gülümsemeydi yine kalbimden bir kırılma sesi geldi derin bir nefes aldım sonra fazlasıyla geri verdim onun yüzüne baktım ‘’Annem annem koymuş beni hep gülüm diye severmiş tabi ki bende hatırlamam ama dayım hep öyle anlatırdı onu’’ dayım annemi en güzel betimleyen kişiydi bana anlatırdı hep sarı saçlarını anlatırdı annemin hep arkada dalgalı bir at kuyruğu yaparmış yüzüne genelde sadece bir krem yanaklarına hiç allık sürmezmiş ama kıpkırmızıymış hep yanakları uzun hacimli kirpikleri ağlayınca maviden yeşil olan gözleri sadece sesini hatırlıyorum evde saklanırdım kenara köşeye beni bulmak için çağırırdı ‘’Rosa rosa nerdesin kızım Rosaa annecim bak çık hadi korkutuyorsun beni Rosa’’ çıktığımda da bana uzun uzun sarılırdı sanki her an beni bırakacakmış gibi sanki her an gidecekmiş gibi işte sadece o zamanlar vardı beni gerçekten kaybetmekten korkan biri olduğunu fark ederdim.
Eftal elinin tersiyle gözlerini sildi ‘’Şimdi soru sorma sırası bende peki sana ne oldu’’ yüzüme baktı ‘’Annem yoğun bakımda’’ dedi. ‘’Baban nerede peki’’ gözleri tekrar doldu yanlış bir şey söyledim diye çok korktum. ‘’O yok bizi bırakıp gitti’’ sözleriyle afalladım daha henüz 5 yaşındaki bir kız çocuğu bunları nasıl bu kadar rahat söyleyebilirdi ‘’Burada yalnız mısın’’ yüzüme baktı sadece birazcık güvene ihtiyacı vardı ‘’Yalnızım kimsem yok’’dedi. Ayağa kalktım elimi uzatım yüzüme baktı ‘’Gel bir hemşireyle konuşalım sana bir yer ayarlasınlar ben her gün gelip seni ziyaret edeceğim söz.’’ elimi tuttu yüzünde çok masum bir gülümseme vardı kötülüksüzdü,tertemizdi,pırıl pırıldı bir gülümsemeydi hayatında yaşadığı hiçbir şey gülümsemesine yansımamıştı ya da yansıtmamıştı daha çok küçüktü.Hastanenin kocaman kapısından içeri girdim ilk gördüğüm hemşireye anlatım hemşirede ‘’Aşağı katta Sueda hanım var sağdaki ilk oda da onunla konuşun’’ samimice gülümseyip arkasını döndü aşağı indik Sueda Gündüz diye odasının kapısında yazıyordu içeri girdim ve olanları anlatım çok samimi biriydi ve Eftal’in orada kalabileceğini söyledi onu bırakmadan önce bana baktı ve ‘’Beni bırakma ‘’ o ses kafamda yankılandı ilk kez biri beni gerçekten
yanında istiyordu ilk kez biri bana benimle kal gitme demişti bu 4 yaşındaki bir çocuk olsa bile ona baktım sarı saçlarına ela gözleriyle anneme benziyordu hem de çok benziyordu onu bana hatırlatıyordu ‘’Tamam tabi ki de seni bırakmak istemem ama zorunluyum seni yanımda götüremem ‘’ arkadan Sueda hanım ‘’Annesi izin verirse neden olmasın’’ ona döndüm ‘’Nasıl?’’ dedim. Sueda hanım gülümseyerek ‘’Az önce gelen bilgiye göre annen uyanmış küçük kız ama bir kaç haftada orada kalacak hemşirelerden biriyle gerekli önlemleri alır içeri girip izin alabilirsiniz’’
tam olur diyecekken hoparlörde Berk’in sesini duydum ‘’Rosa Aksoy eğer hastane içerisinde yada beni duyuyorsa giriş bölümüne gelebilir mi?’’ kadınla göz göze geldik sonra gülümsedim ‘’O zaman biz çıkalım’’ gülümsedi ve başıyla onay verdi.Odadan çıktık ve apar topar girişe gittik orada bizi bekliyorlardı Berk bize doğru gelerek ‘’Nerdeydin?’’ dedi. ‘’Eftal’a birlikteydik annesi yoğun bakımdaymış başka kimsesi de yokmuş şimdi ona yardımcı olmak için aşağıdaki Sueda hanımla konuştuk annesi izin verirse onu da yanımıza alıcağım
Aysu de ‘’Sence izin verecek mi kimse çocuğunun tanımadığı biriyle gitmesini istemez’’.Umutlu gözlerle ona baktım ‘’Belki hiç çaresi yoksa,zaten adres bilgilerini falan bırakacağım hadi yukarı çıkıp hemşireyle konuşalım’’.Eftal Berk’e baktı ve ‘’Senin adın ne’’Berk gülümsedi ‘’Benim adımı sadece prensesler ve güzel kızlar öğrenebilir o yüzden prenses hanım sizinde öğrenmeniz gerek benim adım Berk peki eğer izin verirseniz sizinle tanışabilirmiyiz’’ Berk’e tatlı bir gülücük atıp ‘’Benim adım Eftal 4 yaşındayım koç burcuyum’’ Aysude lafa atıldı ‘’Vaaoov bu güzellik burcunu da biliyormuş ya’’ Berk bana bakıp güldü sonra ‘’İnşallah burcundan dolayı da bazılarının inatçılığına benzemez inadında’’ Ona şaşkın gözlerle baktım ‘’Ne ben mi inatçıyım’’ Birbirlerine bakıp kahkaha attılar derken karşımda babamı gördüm hastaneler ona annesini hatırlattığı için hiç gelmek istemediğini söylerdi hep ama şuan şuan buradaydı ve karşımdaydı ‘’Sen’’ dedim yarı kekeleyerek ‘’Gelmişsin sen hastaneye gelmişsin’’ bana soğuk bir ifadeyle baktı ve ‘’Neden gelmeyeyim ki’’o an