Sabah güneş ışıklarıyla gözlerimi açtım ve esneyerek yatakta oturma pozisyonuna geçtim kısa bir süre hayatı sorguladıktan sonra yataktan çıktım. İlk işim pencereyi açmak ve içeriye temiz havanın girmesini sağlamak oldu sonra yatağımı topladım, kapıya doğru ilerledim ve sessizce kapıyı açtım, kafamı dışarı çıkardıp etrafa baktım, kapıyı tamamen açıp odamdan çıktım evim tek katlıydı ve dört kişi yaşıyorduk o yüzden benim odamda banyo vs. yoktu.
Odamın çarprazında olan banyoya doğru ilerdim ve aynı sessizlikle kapıyı açıp içeri girdip kapıyı kapattım, aynanın karşısına dikilip kendime bakmaya başladım, kafamı sağ'a çevirdim ve sol profilime baktım sonra sol'a çevirip sağ profilime baktım sonrada musluğu açtım suyun avucuma dolması için kısa bir süre bekledikten sonra yüzümü yıkadım, aynı işlemi iki-üç defa yapıp musluğu kapattım ve dış fırçasını elime alıp diş macunuyla güzelce fırçaladım.
Banyoda işim bittikten sonra çıktım ve banyonun yanındaki mutfağa geçtim, çaydanlığa çay koyup mutfaktan da çıkıp odama geçtim, odama girdikten sonra çalışma masamın altındaki okul çantamı alıp yatağımın üzerine koydum dünden kalan dersleri çıkardım ve bugünkü derslerin defterini, kitaplarını koyup çantamın fermuarını kapattım.
Yatağımın yanındaki telefonumu alıp saate baktım dokuza beş vardı, okul ise oniki'de başlıyordu. Oflayarak yatağa oturarak sırtımı başlığa yasladım, gözümü kapatsam yorgunluktan uyuyabilirdim ama uyumamam lazımdı o yüzden kalkıp çekmeceden kulaklığımı alıp tekrardan yatağıma oturdum, kulaklığı telefona bağlandıktan sonra müzik listemden rastgele bir şarkı açtım.
Seninle aşk dilinden konuşmayı bilemedik
Diye şarkı başlayınca dudaklarımı oynatarak eşlik ettim.
Şu üç günlük dünyada bir gün yüzü göremedik
Seninle aşk dilinden konuşmayı bilemedik
Şu üç günlük dünyada bir gün yüzü göremedik
Bu ayrılık sebebini, boş ver, benden bilsinler
Demek çabuk unutursun, senin huyunu sevsinler
Bu ayrılık sebebini, boş ver, benden bilsinler
Demek çabuk unutursun, senin huyunu sevsinler
Aramazsan arama
(Aramazsan arama)
Aramazsan arama, yâr, aramazsan arama
Zaten merhem olmazsın sen benim gönül yarama
Aramazsan arama, yâr, aramazsan arama
Zaten merhem olmazsın sen benim gönül yarama
Seninle aşk dilinden konuşmayı bilemedik
Şu üç günlük dünyada bir gün yüzü göremedik
Bu ayrılık sebebini, boş ver, benden bilsinler
Demek çabuk unutursun, senin huyunu sevsinler
Bu ayrılık sebebini, boş ver, benden bilsinler
Demek çabuk unutursun, senin huyunu sevsinler
Aramazsan arama
(Aramazsan arama)
Aramazsan arama, yâr, aramazsan arama
Zaten merhem olmazsın sen benim gönül yarama
Aramazsan arama, yâr, aramazsan arama
Zaten merhem olmazsın sen benim gönül yarama
Son kelimeyi de söyleyince şarkı bitmiş yeni şarkıya geçmişti böylelikle uykumda kaçmıştı, yeni şarkıyada eşlik etmeye başladım ve aklıma çayın ocakta olduğu geldi hemen kulakla telefonun yatağa bırakıp mutfağa fırladım, ocağın yanına gidip suya baktığımda kaynamak üzere olduğunu gördüm ve derin bir nefes verdim.
Çayı demledim ve kahvaltılıkları, bardakları, çatalları ve çay kaşıklarını masaya koydum yumurtayı da çay demlenince yaparım diyip sandalyeyi çekerek oturdum sanki bu sabah herşey daha bir yerinde gibiydi aman böylede olsun maşallah dedim ve kafamı duvara yasladım.
İçeriden kapı açılma sesi gelince başımı duvardam kaldırmadan oraya çevirdim, abim saçı başı dağılmış bir şekilde oda'dan çıkıyordu kapıyı öküz gibi kapayarak mutfağa daldı masaya yaklaştı ve masanın üzerinden zeytin alarak " Daha hazır değil mi kahvaltı? " Diye sordu bende kaşlarımı yukarı kaldırarak cevapladım, evet konuşmaya bile üşenen insandım fakat annem olmadığı için evi ben evirip çeviriyordum.
Abim ocağın yanına gidip çaya baktı sonra ise kafasını bana çevirip "Çay olmuş, sen ekmek almaya git ben yumurtayı yaparım. " Dedi ve tekrar başını ocağa çevirdi ve yan dolaptan tavayı alarak ocağa koydu ben de o milli kelimeyi söyledim " Para yok. " Abim başını hızlıca tekrar bana döndürdü ve " Dün verdim ya naptın kız! " Dedi, "Düşkünü de ekmek almak için verdin ve bitti." Dedim sitemli bir sesle, abim tavayı filan boş verip karşımda ki sandalyeyi çekip oturdu " Ekmek kaç lira lan bu kadar pahalı olamaz, seni kazıklamış puşt herifler. " Dedi " Abi koskoca Bim' mi kazıklıcak beni Allah aşkına, ver şu parayı da gidem! " Dedim, abim ise başını kaşıyarak pantolonumun cebinden al diyip ayağa kalktı.
" O elini yıkamadan, yumurtaya sakın dokunma! " Diye uyardıktan sonra abimlerin kaldığı odaya gittim ve kapıyı açtım odadan gelen yoğun bir pis kokuyla yüzümü buruşturdum niye cam açmak aklına gelmezki be adam diye canım abime sitemlerimi gönderdikten sonra karşılıklı olan iki çekyatın arasında ki komodine gittim ve Fetih abimin yattığı taraftaki pantolonunu uzandım tam o sırada diğer çekyat' da uyuyan abim uyandı " Nabin kız " dedi ben ise kaç para alsam hesabı yaparken abime cevap verdim " Ekmek için para alıyorum. " dedim, Yasin abim ise yattığı yerden doğruldu ve pantolonuna uzanarak cüzdanını çıkardı, içinden pembe renkte olan ikiyüz lira çıkardı ve bana uzattı "Bırak abimin pantolonunu bunu al, dört ekmek geriye kalanını da istediğin gibi harca." Dedi bende tabi gözlerimde ki para işaretiyle yanına gittim tam parayı alıcaktım ki bileğimden tutup beni yanına çekip sıkıca sarılıp yattı.
Kapı baskın yapılırcasına açılınca ben ve Yasin abim aynı Behlül ve Bihter gibi kapıya bakarken, kapıda dikilen Fetih abim ise ' Sen benim oğlumdun diyen' Adnan Ziyagil gibi bakıyordu.
Fetih abim "yazıklar olsun be. " Diyip odayı terk etti bizde Yasin abimle bakışıp ayağa kalktık abim banyoya bende Bim'e gitmek için evden çıktım, kaldırımda düz yürüyüp sağ'a geçmek için durdum ve yolda araç varmı yok mu diye bakıp karşıya geçtim sonra ise Bim'in kapısını açarak girdim hemen solumda ki ekmek reyonundan dört ekmek alıp kasaya doğru yürüdüm.
Sıra bana geldiğinde parayı verdikten sonra para üstünü de alıp çıktım bu sefer içimdeki bir ses geldiğim yolun üstünden gitmemi söyledi fakat üşengeç biriyim o yüzden geldiğim yoldan geri evime gidicekken kaldırama doğru gelen arabayı görünce öylece kalıp çığlık attım, herkes bana öylece bakarken biri benimle birlikte öne savruldu ve beni arabanın altından ezilmekten kurtardı.
Sımsıkı kapılı olan gözlerimi yavaş yavaş açarak beni kurtaran adama baktım, yüzü bana çok tanıdık geliyordu ancak kim olduğunu hatırlayamıyordum ama yinede" Teşekkür ederim, beni kurtardığın için. " Dedim karşımda kişi sadece başını aşağı yukarı ağırca haraket ettirdikten sonra beni bırakıp aksi yönüme doğru yürüdü.
Bende sanki az önce ölümden dönmemiş gibi elimdeki ekmekle evime döndüm, kapıyı anahtarla açıp içeri girip geri kapattım sonrasında mutfağa geçtim, abimler araba muhabbeti yaparlarken bakışları bana döndü sonra tekrardan birbirlerine baktılar sonra Fetih abim " Suna bir şey mi oldu abim betin benzin atmış." Dedi bende başımdan geçenleri anlattım abimler direk ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdüler tabi durdurabilene aşk olsun.
Olay yerine geldiğimizde hala arabanın hala kaldırımın üstünde olduğunu gördük zaten olmaması anormal olurdu, Yasin abim şoför koltuğunun olduğu yere eğilip baktı fakat kimse yoktu sonra ise Fetih abim Bim' e yürüdü, Yasin abimde peşinden gitti bense tabiki kuyrukları olarak.
Fetih abim Bim' deki yetkili kişiyle konuşup durumu anlattıktan sonra kamera kayıtlarını izlediler ve şöyleki kamera ses de kayıt ediyormuş abimler benim çığlığımı duyunca daha bir öfkelendiler ve bilmem kaç kere aranmış olan polisi tekrar aradılar.
İYİ OKUMALARRRRRRRR >