Ay'ın yansıması tuvalimin üzerine vuruyordu, içimde garip ama iyi bir his vardı ama çözemiyordum en iyisini resim yapamakta buldum ve bir şeyler çizmeye başladım.
Aslında hep beni sevecek, beni koruyacak, birlikte mutlu olacağımız bir ilişki istiyordum ama asosyal olduğum için dışarı çıkmıyordum, insanlar hep beni korkuturdu, bugün yaptıkları ve yarın yapacakları belli değildi o yüzden her zaman tektim.
Tuvalime baktığımda bir erkek figürü vardı, kapkara gözleri ve gözleri renginde saçları vardı, kaşları kalın ve altında sadece az kavisi vardı,burnu az şekilliydi, dudakları ise düzdü, boğazında belirgin olan bir adem elması vardı.
Ama yine de güven veriyordu, resmime son bir kez bakıp yatağıma girdim yanımda ki gece lambasını kapatıp uykuya daldım.
***
Mokita Evreni
Mokita, herkesin bildiği ama kimsenin konuşmaya cesaret edemediği gerçek demekti. Herkes ruhları bilir fakat gerçek olduğumuza inanmayı cesaret edemezdi eski yöneticimiz bu yüzden evrenimize bu ismi vermişti, aslında buradaki ruhlar ölmeden önce insanlardı fakat cinayete kurban gidenler ve intihar edenlerin buraya ruhları gelir ve sonsuza dek burada yaşarlardı fakat bu evrende doğup büyüyen kişilerde vardı ve o kişiler karakterinin verdiği özel güçle yaşıyordu, burada ise yönetim halkın oyuyla değil en güçlü olan babadan oğula'ydı, .
Eski yöneticimiz benim büyükbabamdı, büyükbabamın ise 3 oğlu vardı aralarında ise en güçlü olan babama devretti babam ise şimdi bana devretti. Artık Mokita'nın yöneticisi bendim, bende burada doğup büyüyenlerdeydim ve herkesin bir özel gücü varken benim birden fazlaydı duygularıma göre gücüm değişiyordu, kahinata göre benim gücüm kontrolden çıkarsa ölümcül derece tehlikeli olabiliyormuş, bu yüzden kimse benimle göz teması bile kurmaz, yanımdan geçmek yerine yolunu değiştirirdi.
Bugün ise her asırda bir olan, Dünyadaki savunmasız olan insanları koruması için gönderilen koruyucu ruhları gönderiyordum, giden ruhlar görevini tamamlayana kadar gelmeleri yasaktı, açık olan portal kapısından son ruhta girmişti fakat ruh fırlatılmış gibi duvara yapıştı.
Kaşlarımı çattım ve ruh'a baktım "Efendim bu kız, bu kızın başı çok büyük belada, onu ne ben ne de diğer ruhlar koruyabilir bu kızı ancak siz koruyabilirsiniz." Dedi korkulu bir sesle, gözlerine iyice baktım göz bebekleri de korkuyla titriyordu, gördüklerine inanamıyormuş gibi tekrar tekrar kapıya bakıyordu.
Kapıya doğru ilerledim ve odaya girdim, odaya girer girmez hayatımda bu kadar yoğun bir tehlike hissetmemiştim, bakışlarım odayı taradı bebek mavisi renginde duvar, beyaz tavan, tahta eskimiş bir kapı kapının yanında kahverengi bir çalışma masası, camın kenarındaki yatak, yatak başlığının dibindeki giyinme dolabı ve yatağın ayak ucundaki tuval.
Gözlerim tuvalinin üzerindeki resimde kaldı ve bir anda tuvalin önünde resim yapan kız'ı gördüm, resme o kadar odaklanmıştıki yanağında ki boyadan habersiz devam ediyordu, "Keşke beni sevecek, beni koruyacak, birlikte mutlu olacağımız biri olsa." Diye inceden bir ses duydum muhtemelen kızın sesiydi ve çizdiği karakterde bunları hayal ettiği karakter olmalıydı diye düşündüm, o kadar masum ve kırılgan duruyordu ki kesinlikle bu kızı benden başka kimse koruyamaz diye içimden geçirdim ve tuvaldeki karaktere büründüm, artık onun gibi görünüyordum, bakışlarım koruyacağım kız' a döndü yanağında ki boya hâlâ duruyordu, çalışma masasındaki ıslak mendili aldım ve kızın yanına doğru gittim bir dizimi yere koyarak eğildim ıslak mendili parmağıma dolayıp uyanmamasına dikkat ederek yüzündeki boyayı sildim.
Umarım beğenmişsinizdir, sağlıcakla kalın m>