İçeriğe geç

NEON TOKYO-Texting

Bölüm 19 · 4 dk okuma

NEON TOKYO-Texting

Bölüm 19

19.Bölüm:14 Şubat Özel Pt 3

Colin×Colette Konser alanı kalabalıktı ve enerjik bir atmosfere sahipti.Colin ve Colette en sevdikleri grubun konserine şans eseri iki tane bilet almışlardı.İkili konserin başından itibaren müziğin ritmine katılmış coştukça coşuyorlardı: "İyi ki gelmişiz!"dedi Colette bağırarak ama ortam o kadar kalabalıktı ki Colin onun dediğinin tek kelimesini bile anlamamıştı: "Nasıl?" "İyi ki gelmişiz diyorum Colin!Bu konser bir harika!"Colin bu sefer Colette'in dediğini az çok onaylamış ve başını sallamıştı: "Kesinlikle,bu biletleri alabildiğimiz için gerçekten şanslıyız!" "Seninle burada olmak çok güzel." "Aynısını düşünüyorum."Bir anda gözleri birbirlerini bulduğunda müzik yavaşlamaya başlamıştı,romantik bir şarkının çalındığını fark eden ikili bir anda utangaçça gözlerini birbirlerinden kaçırmışlardı: "Müzik yavaşladı..."diye mırıldandı Colette. "Hıhı..."Etrafta birbirine sarılıp şarkıya eşlik eden çiftlere gözü takılmıştı Colin sonra tekrardan Colette çevirdi bakışlarını,yutkundu ardından da elini uzatarak: "Bu dansı bana lütfeder misin?"Colette tereddütle Colin'in uzattığı eli aldı ve Colin'e doğru yavaşça bir adım attı ve birlikte müziğin ritmine ayak uydurmaya başladılar. "Sence de burası fazla kalabalık değil mi?" "Bu kalabalık içinde...bugün sadece seninle ilgileniyorum." Niki×Rose Niki, kafeye girdiğinde Rose’yi pencere kenarında otururken buldu. Rose, Niki’yi fark eder etmez gülümsedi ve elini sallayarak onu çağırdı. Niki masanın yanına gelince, Rose ona bakarak tatlı bir şekilde gülümsedi. “Niki! Gel, gel, tam zamanında!” Niki gülümsedi, derin bir nefes aldı ve cebinden minik bir kutuyu çıkararak Rose’a doğru uzattı. “Bu, sana. 14 Şubat için bir şeyler aldım.” Rose, kutuyu merakla aldı ve dikkatlice açtı. İçinden, üzerinde küçük bir kalp figürü olan bir anahtarlık çıktı. Rose, biraz şaşkın ama mutlu bir şekilde başını eğerek Niki’ye baktı. "Bu gerçekten çok tatlı Niki... teşekkür ederim." Niki gülerek omuzlarını silkti. "Teşekküre gerek yok,küçük bir hediye sadece." Rose, gözleri parlayarak anahtarlığı avuçlarında tuttu: “Bunu hiç beklemiyordum… Çok şirin.” Niki biraz utanarak başını eğdi ve ardından karşısında bir kutu daha çıkardı. Rose’un gözleri iyice büyüdü. "Bir tane daha hediyem var ama bu biraz garip.” “Garip mi,nasıl yani?" Niki kutuyu açıp Rose'a uzatırken, içinden bir sürü mini not kağıdı çıktı. Her birinin üzerinde küçük notlar, komik yazılar ve sevgilerini ifade eden cümleler vardı. “Bu da benim sana olan tüm hislerim… Kısa kısa ama hepsi gerçek.” Rose, bir not kağıdını alıp okumaya başladı. “‘Bazen güldüğün zaman bile kalbim atmayı unutuyor.’ Ay ama Niki, bu çok tatlı.” İkisi de gülerek birbirlerine bakarken, Rose başka bir kağıdı alıp okumaya devam etti. "Bazen sadece gözlerine bakmak yeterli oluyor.’ Gerçekten mi?” “Evet, bazen senin gözlerinde kayboluyorum gibi...yani sanırım." Rose, bu sözlerden etkilenmişti.Gözleri Niki'nin gözlerinde kaybolurken, yavaşça içini çekti. Onun tatlılığı ve samimiyeti, her ikisinin de kalplerini ısıtıyordu. “Bugün için teşekkürler Niki,seni seviyorum." Niki gülümsedi, hafifçe utandı. “Ben de seni çok seviyorum, Rose. Gerçekten.” Rose, Niki’nin elini nazikçe tuttu ve aralarındaki bağ daha da güçlendi. Bütün bu küçük anlar, onlara daha yakın hissettiriyordu. "Benim de sana bir hediyem var biliyor musun?"diyen Rose de çantasından küçük bir kutu çıkardı. "Nedir?Nedir?" "Aç bakalım."Niki kutuyu açtı,kutuyu açtığında içinden kalp şeklinde gümüş bir kolye çıkmıştı. "Kalp şeklinde gümüş kolye mi...çok şeker sağol Rose." "Tek numarası o değil,içini de aç bakalım!" "Kolyenin içi mi açılıyor bir de?!"Heyecanla kolyenin içini açtı,kolyenin içini açtığında içinde ikisinin çekilmiş küçük bir fotoğrafı vardı. "Aa...bu fotoğrafı çekindiğimiz günü hatırlıyorum." "İlk randevumuzdu."dedi Rose kızararak,Niki de kızarmıştı: "E-evet...bu kolye benim için çok değerli, teşekkürler.Her zaman takacağım."diyip nazikçe kolyeyi kutunun içine koydu.Sonrasında Rose "O halde tatlı yiyelim mi biraz?"dedi gülümseyerek.İkisi birbirlerine bakarak, masalarındaki tatlıları yavaşça yemeye başladılar. Aralarındaki sessizlik, neşeli ve anlamlı bir şekilde devam etti. Zaman sadece ikisi için durmuş gibiydi. Oak×Nyx Kafede, Oak ve Nyx oturmuş, dışarıda yağan karı izliyorlardı. Oak, bir yandan Nyx'e bakıyor, bir yandan da sanki kafasında bir konuşma metni hazırlıyordu. Bugün onun için önemliydi. Ama her zamanki gibi, duygusal anlar Oak’a bir şeyleri hatırlatıyordu: Komik olmalıydı.Oak pek duygusal konuşma yapabilen biri de değildi,yutkunarak söze girdi,gergindi. “Eee… Nyx, bugün özel bir gün...değil mi?" Nyx, başını çevirdi ve Oak’ın gözlerinde bir heyecan ve gerginlik parıltısı olduğunu fark etti,gülümseyerek: "14 Şubat değil mi?"dedi. "Evet...sevgililer günü."Nyx bunu başıyla onayladı. “Şey, ciddi olmalıyım, değil mi? Bugün aşkı kutlamak… Biraz fazla ciddiye alıyorum galiba.”Nyx Oak'ın bu gergin ve tatlı hallerine kıkırdadı: "Ben de senden hoşlanıyorum." Oak, bu kadar rahat bir cevap beklemiyordu.Şaşkınlıktan dona kaldı,o kendini en kötü cevaba bile hazırlamıştı...ama olumlu yanıt geldiğine de mutluydu. "Evet...senden hoşlanıyorum..."Üstünden büyük bir yük kalkmışçasına derin bir nefes aldı.Duygularının karşılık bulmasına sevinmişti.Gözleri yine karı izleyen Nyx'i buldu ama ona baktığında Nyx'in de ona baktığının farkında bile değildi...işte o anda utançtan kıpkırmızıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.