19. BÖLÜM — “Kayboluş” 🌙
Muğla'daki sakin günlerin ardından birkaç hafta geçmişti. Semih ve Tuğçe'nin hayatı artık iyice düzene girmişti.
Bir akşam birlikte deniz kenarında yürüyüş yaptılar. Hava kararmaya başlamış, sahil yavaş yavaş boşalmıştı.
Tuğçe: Bugün çok güzel geçti.
Semih: Sen mutluysan benim için de güzel.
Tuğçe gülümsedi.
Tuğçe: Eve dönmeden biraz daha yürüyelim mi?
Semih: Olur.
Bir süre yan yana yürüdüler. Sonra Tuğçe telefonunu evde unuttuğunu fark etti.
Tuğçe: Sen burada bekle, ben arabaya gidip bakacağım.
Semih: Tamam ama fazla uzaklaşma.
Tuğçe: Tamam.
Tuğçe birkaç adım uzaklaştı.
Tam arabaya yaklaşırken arkasından birinin geldiğini fark etti.
Tuğçe: Kim var?
Cevap gelmedi.
Tuğçe hızla arkasını döndü ama kimseyi göremedi.
Bir anda biri önüne çıktı.
Tuğçe korkuyla geri çekildi.
Tuğçe: Siz kimsiniz?!
Adam: Sessiz ol. Seninle sadece biraz konuşacağız.
Tuğçe bağırmaya çalıştı ama adam onu zorla oradan uzaklaştırdı.
Birkaç dakika sonra Semih geri döndü.
Semih: Tuğçe?
Cevap yoktu.
Semih etrafa baktı.
Semih: Tuğçe!
Telefonunu çıkardı ve onu aradı.
Telefon çalıyordu ama Tuğçe cevap vermiyordu.
Semih'in yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu.
Semih: Hayır... Hayır, olamaz.
Yerde Tuğçe'nin bilekliği duruyordu.
Semih onu yerden aldı.
Semih: Tuğçe...
O sırada telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.
“Onu bulmak istiyorsan yalnız gel.”
Semih'in elleri titremeye başladı.
Mesajın altında bir konum vardı.
Semih hemen polisi aramak için telefonunu çıkardı.
Semih: Tuğçe'yi bulacağım.
Gözlerini konuma dikti.
Ama bilmediği bir şey vardı.
Bu kaçırılma olayı tesadüf değildi.
Birileri uzun zamandır onları takip ediyordu.
Ve Tuğçe'nin kaybolması, geçmişte yaşananların yeniden başlaması demekti.