İçeriğe geç

NEFRETİN GİRDABI

Bölüm 9 · 3 dk okuma

NEFRETİN GİRDABI

Bölüm 9

Yüzümü dizlerimin üzerine gömmüş şekilde hıçkırarak ağlıyordum ta ki bana doğru yaklaştığını düşündüğüm adım seslerini duyana kadar. Ağlamayı kestim ve adım seslerine kulak vermeye başladım. Gittikçe yaklaşıyor gibiydi, anlayamıyorum geliyor muydu gidiyor muydu?

Kafamı kaldırıp bakmak istiyordum ama yapamıyordum. Korkuyor muydum? Evet bu karanlıktan bilinmezlikten korkuyordum.

Adım sesleri artık bana doğru geldiğini haykırırcasına yaklaşmıştı. Artık gelen kişinin eteğinin yere sürtünme sesini de duyabiliyordum. "Kimsin sen kim?" diye kendime defalarca sordum o da bu sırada bana daha çok yaklaştı.

Yanılmıyorsam karşımdaydı, artık nefes alış verişlerini de duymaya başlamıştım. Kafamı kaldırmam gerekiyordu çünkü nefesini ensemde hissettiğim kişinin kim olduğunu bilmiyordum.

Yapamadım iyice kafamı gömdüm. Tıpkı o küçük tilki gibi sonumu tamamen kabullenmiş bir eda ile kısaca "benimle ne yaparsan yap artık ben pes ettim " mesajı veriyordum.

***

Bir süre sessizlik oldu. Ardından omzumda bir el hissettim. Her ne kadar ürkmüş olsamda olduğum pozisyonu hiç bozmadım.

Omzumdaki el bir kadına aitti! Bunu anladığım an sesin aslında neden tanıdık geldiğini de anlamaya başlamışdım ama emin olamıyordum.

Bekledim, konuşmasını tekrar o sesi duymayı bekledim. Bu sefer bekleyişim kısa sürdü. Omzumdaki el nazikçe saçlarıma oradan da kafama uzandı. Ve kadın şöyle dedi:

— Ne kadar da büyümüşsün bebeğim ama buraya gelmek için hâlâ fazla küçük değil misin.

Bu ses annemindi, bu konuşma annemindi! Kafamı hızlıca kaldırdım. Etraf karanlık değildi artık ama gözlerim kamaştığı için yine net göremiyordum.

Annemi görmek istiyordum. Yüzünü tam hatırlayamıyordum ama görürsem tanırdım, biliyordum. Hızlı hızlı gözlerimi kırpıştırdım. Annem de bu sırada bana bir şeyler söylüyordu;

– Burası şuan gelebileceğin bir yer değil bebeğim geri dönmen lazım.

Bana geri mi dön diyordu? Saçmalıyordu, onu asla bırakmayacaktım bir daha olmazdı.

Gözlerim ışığa alışmıştı ve artık ayaktayım. Eskiden kucağından inmemek için ağladığım annemle şimdi nerdeyse aynı boydaydık. Aradan 15 yıl geçmişti. Koskoca 15 yıl. Kokusunu, yüzünün hatlarını, sesini unutturabilecek kadar uzun koskoca 15 yıl geçmişti.

Ona baktım. Uzun uzun baktım. Bir daha unutmaktan korkarcasına baktım. O da bana şefkat dolu gözlerle bakıyordu. Yıllar sadece gözlerinin içindeki şefkati unutturamamıştı. O son anda bile gözlerinde bu şefkatle bakmıştı. O anı şuan hatırlamak istemiyordum. Sadece gidip anneme sarılmak istiyordum bu yüzden anneme doğru kollarımı uzatıp ona sarılmak için öne doğru adım attım. Onun sıcaklığını tekrar hissetmek istiyordum ama ellerimin arasında koca bir boşluk vardı. Anneme dokunamıyordum.

Gözlerim dolmuştu ama ağlayamadım o kadar kalbim sızlıyordu ki ağlarsam paramparça olacaktı.

"N-neden sarılamadım?" diye sordum kekeleyerek.

Annem sakince "Buraya ait değilsin meleğim, kardeşinin yanına dönmelisin? "

Ateş, kardeşim eminim çok korkmuştur. Annem haklıydı Ateşi bırakamazdım ama ben nerdeydim ki?

Burası dünyadan çok farklıydı gözlerimi, kaybetmekten korkarcasına annemden çektim ve etrafa bakmaya başladım. Heryer bembeyaz yapraklı kiraz ağaçları ile çevreliydi. Kuşlar ötüyorlardı fakat hiç kuş göremiyordum. Biraz daha çevreme baktım ki avcılar tarafından öldürülen 3 tilki oradaydılar. Bu 3 tilkiyi nasıl tanıdığımı anlayamamıştım ama masum gözlerle bakıyorlardı. Onlara kardeşlerinin kurtulduğunu söylemek istiyordum ama annem düşüncemi yarıda böldü.

Sesi artık yumuşak değildi. Sertçe emir veren bir sesle bağırdı:

—GİT.

Korkmuştum ve hemen söylediğini yapmam gerektiğini hissedtmiştim fakat yapamıyordum. Nasıl gidebilirdim ki, nasıl geldiğimi bile bilmiyordum.

Annem daha şiddetli bağırmaya başladı:

—SENİ VE ATEŞİ COK SEVİYORUM. ATEŞİ YALNIZ BIRAKMA VE BENİM İÇİN YAŞA KIZIM. UYANINCA KARDEŞİNLE SARILIN BURADA SARILAMAMIŞ OLMAMIZ BENİ DE ÜZÜYOR AMA GERİ DÖNMEK ZORUNDASIN. HEM DE HEMEN. UYAN

İstemiyordum. gitmek istemiyordum. Ne olursa olsun kalmak istiyordum ama yapmadım, yapamadım ve sırtımda beni yaşadığıma ikna edecek kadar keskin bir ağrıyla uyandım. Gözlerimi gerçekten dünyaya açmıştım.

Gördüklerim tamamen hayal miydi değil miydi düşünmeye çalşırken Ateş'in bağırması ile düşüncelerim tamamen dağılmıştı. Nerdeyse her şeyi unutmuştum.

Ateş'e baktım sevinç çığlıkları atıyor ve hep yaptığı gibi etrafı sıcacık bir dumana boğuyordu. Öksürerek ona durması için seslendim. Ellerimi tuttu ve sımsıkı sardı. Sırtımdaki ağrı İzin vermediği için kalkamıyordum ama ona sarılmak istiyordum. Tekrar kavuşmuştuk.

Bölüm sonu

7 yorum