Yeni okul yılının ilk günüydü.
Yaz tatili sonunda bitmişti ve Maria bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna hâlâ karar verememişti.
İki gün önce annesi Elena ile birlikte memleketleri Barcelona'dan dönmüşlerdi. Tatil güzeldi. Fazlasıyla güzeldi.
Belki de bu yüzden şimdi okul yolunda yürürken içinde garip bir huzursuzluk vardı.
Çünkü okul demek...
Seth demekti.
Maria bunu düşünmemeye çalışarak kulaklığını düzeltti. En sevdiği şarkı çalıyordu. Sabahın serin havası yüzüne vururken adımlarını hızlandırdı.
Her zamanki gibi saçlarını maşayla şekillendirmişti. Üzerinde okulun beyaz gömleği ve lacivert pileli eteği vardı. Omzunda gri sırt çantası, ayağında beyaz spor ayakkabılar...
Makyajı ise hafifti.
Abartmayı hiçbir zaman sevmemişti.
Okula yürüyerek gitmek hoşuna gidiyordu. Evi yakındı ve sabahları yalnız kalabildiği birkaç dakikadan vazgeçmek istemezdi.
Mahalle sessizdi.
Ta ki...
Yanından son sürat geçen motor yüzünden yerinden sıçrayana kadar.
"Lanet olası—"
Kendini son anda durdurdu. Derin bir nefes aldı.
"Harika başlangıç."
Gözlerini devirdi ve yoluna devam etti.
•••
Maria okul bahçesine girer girmez kulaklığını çıkardı.
Karşısında duran iki kişiyi görünce yüzü aydınlandı.
"Caroline! Jessie!"
Koşup ikisine birden sarıldı.
"Sizi çok özledim!"
Jessie güldü.
"Söylemesi kolay. Bütün yaz Barcelona'daydın. Asıl biz seni özledik!"
Caroline hemen Maria'nın kollarını tuttu.
"Hayır hayır, önce sen anlatacaksın. Barcelona nasıldı? Kime aşık oldun? Kaç kere denize girdin? Ve ayrıca—" Bir nefes aldı. "—bizim de anlatmamız gereken milyon tane şey var."
Maria kahkahasını tutamadı.
"Care, lütfen. Sonra konuşacağız. Her şeyi."
Caroline dramatik şekilde iç çekti.
"Peki."
Üçlü okul binasına doğru yürümeye başladı.
Maria etrafına göz gezdirirken bakışları istemsizce okul bahçesindeki banklardan birine kaydı.
Ve onu gördü.
Seth.
Arkadaşlarıyla oturmuş konuşuyordu.
Siyah saçları her zamanki gibi dağınıktı. Gömleğinin birkaç düğmesi açıktı ve yüzünde dünyanın sahibiymiş gibi duran o rahatsız edici özgüven vardı.
Tam o sırada başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Seth'in dudakları yavaşça yukarı kıvrıldı.
Maria gözlerini devirdi.
Ve kafasını çevirdi.
Ne kadar basit.
Ne kadar sinir bozucu.
Ne kadar Seth.
•••
İlk ders İngiliz Dili ve Edebiyatı'ydı.
Bay Joe yeni öğrencilerle tanışıyor, eski öğrencilerle ise yaz tatili hakkında sohbet ediyordu.
Sınıf oldukça sakindi.
En azından...
Kapı aniden açılana kadar.
Seth ve arkadaşları gülerek içeri girdi.
Tüm sınıf dönüp onlara baktı.
Bay Joe kollarını göğsünde birleştirdi.
"Kapıyı çalıp izin istemeye ne oldu gençler?"
Sessizlik.
"İlk gün olduğu için görmezden geleceğim."
Bakışlarını sertleştirdi.
"Ama bir daha olmasın."
Seth umursamaz bir sırıtışla başını salladı.
Sonra doğruca Maria'nın yanındaki boş sıraya geçti.
Maria onu fark ettiği anda içinden söylenmeye başladı.
Hayır.Hayır.Hayır.
Bugün değil.
Seth çantasını masaya bıraktı.
Arkasına yaslandı.
"Seni görmek güzel, Mama."
Maria gözlerini kapattı.
Bir.
İki.
Üç.
Hâlâ o lakap.
Hâlâ.
"Aynı şeyi senin için söyleyemeyeceğim, Seth."
Seth güldü.
"Bir yaz daha geçmiş. Ve sen hâlâ küçük, sinirli Maria'sın."
Maria sonunda dönüp ona baktı.
Baştan aşağı süzdü.
"Bunu söyleyen kişiyle dalga geçmek istemiyorum."
Seth kaş kaldırdı.
"Gerçekten mi?"
Maria omuz silkti.
"Birden fazla kızla aynı anda takılan birinin bana olgunluktan bahsetmesi komik geldi sadece."
Arkadan birkaç kişi sessizce "Ooo..." dedi.
Seth'in gülümsemesi genişledi.
Beklenmedik şekilde hoşuna gitmişti.
Maria'nın ona karşı çıkması her zaman hoşuna giderdi.
"Devam et."
Maria gözlerini kıstı.
"Acınası olmak zor olmalı."
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Seth masaya yaslanıp ona biraz daha yaklaştı.
Kahverengi gözleri doğrudan Maria'nın gözlerine kilitlendi.
"Peki. Tek eşlilik hakkında bana biraz bilgi ver.Belki fikrim değişir."
Maria neredeyse boğulacaktı.
"Senin fikrinin değişmesi için önce düşünmeyi öğrenmen gerekir."
Seth güldü.
Maria devam etti.
"Hayatını kadınlara göre yaşamayı bırakıp mantığını kullanmayı deneyebilirsin mesela."
Bu kez Seth dilini yanağının iç kısmında gezdirdi.
O meşhur piç sırıtışı yüzüne yerleşti.
"Yanlış biliyorsun, tatlım."
Biraz daha yaklaştı.
"Ben hayatımı kadınlara göre yaşamıyorum." Durdu. "Onlar bana göre yaşıyor."
Maria'nın kaşları havaya kalktı.
Seth omuz silkti.
"Ben kimsenin peşinden koşmam."
"Görürüm."
"İsterim."
"Ve alırım."